Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Kültürümle Varım Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 80, 81, 82, 83, 84, 85
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Kültürümle Varım Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 80-81-82-83-84-85 MEB Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 80-81-82-83-84-85
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 80 Cevapları
Soru : Yabancı bir seyyahın Osmanlı kültürüne yönelik anlattığı bu olaydan nasıl bir sonuç çıkardınız? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Osmanlı Devleti’nde misafirperverliğin önemli bir yere sahip olduğunu anlıyoruz. Misafirlerin ihtiyaçlarına göre ikramda bulunma geleneği, misafirlerin rahat etmesine verilen önemi gösterir.
Uzun Cevap:
Osmanlı kültüründe misafirperverliğin çok önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz. Misafirlere kahve ve su ikram edilmesi ve misafirin tok veya aç olduğuna göre farklı ikramlarda bulunulması, Osmanlı toplumunun misafirlere olan saygısını ve onların rahatını ne kadar önemsediğini gösterir.
Bu, aynı zamanda Osmanlı insanının ince düşünceli ve duyarlı olduğunu da kanıtlar. Misafirin ihtiyaçlarına göre hareket etmek, toplumda karşılıklı saygı ve anlayışın önemli olduğunu yansıtır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 81 Cevapları
Osmanlı Devleti’nde kahve kültürü önemli bir yere sahipti (Görsel 2. 89). Eve misafir geldiğinde kahve ve kahvenin yanında su ikram edilirdi. Misafir önce kahveyi içerse tok demekti. Kahveden önce suyu içerse misafirin aç olduğu anlaşılırdı ve hemen misafire sofra kurulurdu.
Soru : Misafire aç olup olmadığı neden direkt sorulmamıştır?
Cevap:
Kendini rahat hissetmesi ve ayıp olmaması için sorulmamıştır.
Soru : Siz olsaydınız misafirinizin ihtiyaçlarını sormak için nasıl bir yöntem bulurdunuz?
Cevap:
Misafirin ihtiyaçlarını öğrenmek için doğrudan sormak yerine, ikramlarla veya hal ve hareketlerinden anlamaya çalışırdım. Örneğin, misafire hoş geldiniz dedikten sonra, “Bir şeyler içmek veya yemek ister misiniz?” şeklinde nazik bir soru yönelterek ihtiyaçlarını öğrenebilirdim.
Soru : Türk misafirperverliğinin günümüzde de devam ettiğine dair kendiniz veya çevrenizden örnekler veriniz.
Kısa Cevap:
Günümüzde de Türk misafirperverliği devam etmektedir. Misafir geldiğinde ikramda bulunmak, misafirlerin rahat etmesi için her türlü çabayı göstermek yaygındır. Örneğin, bayramlarda evimize gelen misafirlere çeşitli ikramlarda bulunuruz.
Uzun Cevap:
Günümüzde Türk misafirperverliği hala çok güçlü bir şekilde devam etmektedir. Evimize gelen misafirleri en iyi şekilde ağırlamak, onlara çeşitli yiyecek ve içecekler ikram etmek, hatta misafirlerin rahat etmesi için ekstra çaba göstermek oldukça yaygındır.
Bayramlarda veya özel günlerde evimize gelen misafirlere çay, kahve, tatlı gibi ikramlarda bulunuruz. Ayrıca, misafirlerimizle özel olarak ilgilenir, onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırız. Misafirperverlik, toplumumuzda büyük bir değer olarak kabul edilir ve bu değer nesilden nesile aktarılmaktadır.
Soru : Günümüzde yapılan düğünlerle Osmanlı Dönemi’nde yapılan düğünleri karşılaştırınız. Düğünlerin benzer ve farklı yönlerini açıklayınız.
Kısa Cevap:
Osmanlı döneminde yapılan düğünler genellikle uzun süreli ve geleneksel ritüellerle doluydu. Günümüzde ise düğünler daha modern ve kısa sürelidir. Ancak her iki dönemde de düğünlerin toplum için önemli bir sosyal etkinlik olduğu benzerlik gösterir.
Uzun Cevap:
Osmanlı döneminde düğünler genellikle uzun süreli ve çok sayıda geleneksel ritüellerle dolu olurdu. Düğünler, toplumun sosyal yaşamında önemli bir yer tutar ve genellikle birkaç gün süren büyük kutlamalarla gerçekleşirdi. Gelin ve damat için yapılan törenler, misafirlere sunulan yemekler ve eğlenceler, bu dönemde düğünlerin ne kadar önemli ve detaylı olduğunu gösterir.
Günümüzde ise düğünler daha modern ve genellikle bir gün süren etkinlikler şeklinde yapılır. Modern düğünlerde teknoloji kullanımı yaygındır ve mekanlar, müzikler, yemekler gibi unsurlar daha çağdaş bir tarza sahiptir. Ancak her iki dönemde de düğünlerin toplumsal bir etkinlik olarak önem taşıması ve insanların bir araya gelerek kutlama yapması, düğünlerin benzer yönlerinden biridir. Günümüzde düğünler daha sade ve pratik bir şekilde yapılırken, Osmanlı döneminde düğünler daha geleneksel ve ayrıntılı ritüellerle zengindi.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 82 Cevapları
Soru : Günümüzdeki bayramlarla Osmanlı Dönemi’nde yaşanan bayramları karşılaştırınız. Bayramların benzer ve farklı yönlerini açıklayınız.
Kısa Cevap:
Osmanlı Dönemi’nde bayramlar, daha çok geleneksel ritüeller ve toplumsal kutlamalarla doluydu. İnsanlar bayram namazına katılır, büyükleri ziyaret eder ve çocuklara hediyeler verirlerdi. Günümüzde ise bayramlar hala aile ziyaretleri ve hediyeleşme ile kutlanmakla birlikte, daha modern ve çeşitli etkinliklerle zenginleştirilmiştir. Ancak her iki dönemde de bayramların amacı, sevinci paylaşmak ve toplumsal birlikteliği güçlendirmektir.
Uzun Cevap:
Osmanlı Dönemi’nde bayramlar, yoğun dini ve toplumsal ritüellerle kutlanırdı. Bayram namazı kılmak, aile büyüklerini ziyaret etmek, çocuklara harçlık vermek ve geleneksel yemeklerle sofraları donatmak gibi alışkanlıklar yaygındı. Bayram günleri, toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın en yüksek olduğu zamanlardı. İnsanlar, ihtiyaç sahiplerine yardım eder ve toplumsal birlikteliği pekiştirirlerdi.
Günümüzde ise bayramlar, teknolojinin ve modern yaşamın etkisiyle biraz farklılaşmış olsa da temel değerler korunmaktadır. Bayram namazları ve aile ziyaretleri hala yapılmaktadır. Ancak, şehir yaşamının hızlanması ve teknolojik gelişmelerle birlikte bayram kutlamaları daha modern etkinliklerle zenginleştirilmiştir.
Online hediyeleşmeler, sosyal medya üzerinden bayram tebrikleri ve şehir dışındaki akrabalarla görüntülü görüşmeler gibi modern unsurlar da eklenmiştir. Her iki dönemde de bayramlar, toplumsal birlikteliği ve dayanışmayı artıran önemli zamanlar olarak kabul edilmektedir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 83 Cevapları
Soru : Sizce hat sanatı, Osmanlı Dönemi’ndeki önemini günümüzde de aynı şekilde devam ettirebilmiş midir? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Hat sanatı, Osmanlı Dönemi’nde büyük bir öneme sahipti ve estetik bir ifade aracı olarak kullanılırdı. Günümüzde de hat sanatı, geleneksel sanatlar arasında yerini korumakta ve özellikle sanatseverler tarafından ilgi görmektedir. Ancak, modern çağda bu sanat dalının popülerliği biraz azalmış olabilir.
Uzun Cevap:
Osmanlı Dönemi’nde hat sanatı, özellikle dini ve resmi yazışmalarda, mimaride ve kitap süslemelerinde büyük bir öneme sahipti. Bu sanat dalı, hem estetik güzellik sunar hem de İslam kültürünün önemli bir parçası olarak kabul edilirdi. Günümüzde ise hat sanatı, hala değer verilen ve icra edilen bir sanat dalıdır.
Özellikle sanat galerileri, müzeler ve özel koleksiyonlarda hat sanatına yer verilmektedir. Modern çağda, teknolojinin ve dijital yazım araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte hat sanatına olan ilgi bir miktar azalmış olabilir. Ancak, geleneksel sanatlara olan ilginin artması ve kültürel mirasın korunması amacıyla düzenlenen etkinlikler, kurslar ve sergiler sayesinde hat sanatı yaşamaya devam etmektedir.
Dolayısıyla, Osmanlı Dönemi’ndeki kadar olmasa da günümüzde de hat sanatı önemli bir yer tutmaktadır ve sanatseverler tarafından ilgiyle takip edilmektedir.
Soru : Zeybek oyununun günümüzde de varlığını devam ettirmesi kültürün hangi özelliğini yansıtır? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Zeybek oyununun günümüzde de varlığını sürdürmesi, kültürün süreklilik ve koruma özelliğini yansıtır. Bu oyun, nesilden nesile aktarılan bir miras olarak hala canlılığını korumaktadır.
Uzun Cevap:
Zeybek oyununun günümüzde de varlığını devam ettirmesi, kültürün süreklilik, koruma ve aktarma özelliklerini yansıtır. Zeybek oyunu, geçmişten günümüze kadar gelen bir halk dansı olarak, kültürel mirasın önemli bir parçasıdır. Bu oyun, toplumun kimliğini ve değerlerini yansıtırken, aynı zamanda tarihî ve geleneksel bağların güçlü bir şekilde korunmasına katkı sağlar.
Zeybek oyununun nesilden nesile aktarılması, kültürel sürekliliği ve toplumsal belleği koruma açısından önemlidir. Ayrıca, bu oyun, yerel kimliğin ve kültürel zenginliğin bir ifadesi olarak kabul edilir. Modern çağda da Zeybek oyununun varlığını sürdürmesi, kültürel mirasın yaşatılması ve genç kuşaklara aktarılması konusundaki kararlılığı gösterir.
Bu durum, kültürün dinamik ve yaşayan bir olgu olduğunu, geçmişin değerlerinin günümüzde de yaşatılarak geleceğe taşındığını kanıtlar.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 84 Cevapları
Soru : Yukarıdaki yazıda Süleymaniye Camii’nde kullanılan Türk el sanatlarından hangilerine değinilmiştir? Açıklayınız.
Cevap:
Mimari, Hat, ahşap oymacılığı, çinicilik gibi geleneksel el sanatlarından örneklere yer verilmektedir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 85 Cevapları
Soru : Aşağıdaki görsellerde verilen Osmanlı kültürüne ait ögeleri ilgili alanlara yazınız.
Cevap:
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Sayfa 80-81-82-83-84-85 Cevapları”
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Geçmişten Günümüze İnsan Yerleşimi Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 90, 91, 92, 93, 94
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Geçmişten Günümüze İnsan Yerleşimi Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 90-91-92-93-94 MEB Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 90-91-92-93-94
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 90 Cevapları
Soru : Yandaki görselde toplanma alanlarının seçilmesinde etkili olan hangi faktörleri görüyorsunuz? Açıklayınız.
Cevap:
İnsanların ilk yerleşim yerlerini seçerken en çok dikkat ettikleri özellik, su kaynaklarına yakın olmaktı. Su, yaşamın temel bir unsuru olduğu için dere ya da ırmak kenarları, insanlar için ideal yerleşim alanlarıydı. İkinci önemli özellik ise bol yeşillik ve ağaçlık alanlardı.
Yeşillik, hem yaşam kalitesini artırıyor hem de yapı malzemesi olarak kullanılabilecek ağaçlar sunuyordu. Son olarak, insanların yiyecek ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için hayvanların bol olduğu bölgeleri tercih ediyorlardı. Bu şekilde, avlanarak karınlarını doyurabilir ve hayatta kalabilmeleri için gerekli olan besinleri temin edebilirlerdi.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 90 Cevapları
Soru : Yukarıdaki görselde yer alan insanların yaşayışları ile doğal barınaklarda yaşayan insanların yaşayışları arasında ne gibi farklılıklar vardır? Yazınız.
Cevap:
Doğal barınaklarda yaşayan insanlar, genellikle yerleşim yerlerini ihtiyaçlarına göre seçemezler ve doğanın sunduğu sınırlı kaynaklarla yetinmek zorunda kalırlar.
Görseldeki insanlar ise, yerleşim yerlerini bilinçli bir şekilde su kaynaklarına yakın, verimli toprakların bulunduğu düz arazilere ve hayvanların ve bitkilerin bol olduğu yerlere kurmuşlardır. Bu şekilde, yaşamlarını daha sürdürülebilir ve rahat hale getirecek olanaklara sahiptirler.
Soru : Görselde yer alan insanlar, hayatlarını kolaylaştırmak için hangi araçları kullanıyor? Yazınız.
Cevap:
Görselde yer alan insanlar, hayatlarını kolaylaştırmak için çeşitli araçlar kullanıyorlar. Bunlar arasında sepet, balta, kova, orak, tahıl öğütme taşı, çadır, yemek kabı ve baston gibi araçlar bulunmaktadır. Bu araçlar, günlük yaşamlarını daha verimli ve rahat hale getirmek için kullanılmaktadır.
Soru : Görselde insanların bu yerleşim yerini seçmesinde etkili olan faktörlerden hangileri görülmektedir? Yazınız.
Cevap:
Görselde insanların yerleşim yerini seçmesinde etkili olan birkaç faktör göze çarpmaktadır. Bu faktörler arasında su kaynaklarına yakın olma, verimli topraklar ve yabani hayvanlar ile bitkilerin bol olması bulunmaktadır. Bu unsurlar, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamalarına ve yaşamlarını sürdürebilmelerine olanak tanır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 92 Cevapları
Soru : İnsanların yerleşim yeri olarak büyük nehirlerin taşkın yataklarını seçmelerinin nedeni nedir? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
İnsanlar, büyük nehirlerin taşkın yataklarını seçerler çünkü bu bölgeler tarım için verimli topraklara sahiptir. Nehir taşkınları, toprakları mineraller ve besin maddeleri ile zenginleştirir, bu da bitkilerin daha iyi yetişmesini sağlar.
Uzun Cevap:
İnsanların büyük nehirlerin taşkın yataklarını yerleşim yeri olarak seçmelerinin birkaç nedeni vardır. İlk olarak, bu alanlar tarım için son derece verimlidir çünkü nehir taşkınları topraklara besin maddeleri ve mineraller getirir.
Bu, çiftçilerin yüksek verimli ürünler elde etmelerini sağlar. İkinci olarak, nehirler su kaynağı sağlar, bu da hem içme suyu hem de tarımsal sulama için önemlidir. Üçüncü olarak, nehirler ulaşım ve ticaret için doğal yollar oluşturur.
Bu da ekonomik faaliyetleri destekler. Son olarak, nehirlerin yakınında balıkçılık gibi suya bağlı ekonomik faaliyetler de gelişebilir. Tüm bu nedenler, insanların büyük nehirlerin taşkın yataklarında yerleşim kurmalarını cazip hale getirir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 93 Cevapları
Soru : Yaşadığınız şehrin yerleşim yeri olarak seçilmesinde hangi faktörler etkili olmuştur? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Yaşadığım şehir olan İstanbul’un yerleşim yeri olarak seçilmesinde Boğaz’ın stratejik konumu, ticaret yollarının kesişiminde olması ve verimli toprakları etkili olmuştur.
Uzun Cevap:
İstanbul’un yerleşim yeri olarak seçilmesinde birden fazla faktör etkili olmuştur.
İlk olarak, İstanbul Boğazı’nın stratejik konumu büyük bir rol oynamıştır. Boğaz, Karadeniz ile Marmara Denizi’ni ve dolayısıyla Akdeniz’i birbirine bağladığı için tarih boyunca önemli bir ticaret ve ulaşım yolu olmuştur. Bu da şehrin ekonomik ve askeri açıdan önemli bir merkez olmasını sağlamıştır.
İkinci olarak, İstanbul, Asya ile Avrupa kıtalarının kesişim noktasında yer alır, bu da onu doğal bir köprü ve ticaret merkezi yapar.
Üçüncü olarak, bölgenin iklimi ve verimli toprakları, tarım faaliyetleri için uygun koşullar sunmuştur.
Dördüncü olarak, şehrin su kaynaklarına yakınlığı (örneğin, Terkos Gölü ve diğer kaynaklar) insanların burayı yerleşim yeri olarak seçmelerinde etkili olmuştur. Son olarak, İstanbul’un doğal limanları deniz ticaretini kolaylaştırmış ve şehri bir denizcilik merkezi haline getirmiştir. Bu faktörler bir araya geldiğinde, İstanbul’un yerleşim yeri olarak seçilmesinde büyük bir rol oynamıştır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 94 Cevapları
Soru : Aşağıdaki görsellerde yerleşmeyi etkileyen faktörler yer almaktadır. Örnekteki gibi görsellerin altına yerleşmeyi etkileyen faktörü ve nasıl etkilediğini yazınız.
Cevap:
OrmanlıkBölge: Kötü hava koşullarının hakim olduğu ormanlık bölgelerde yerleşim genellikle seyrektir.
VerimliTopraklar: Verimli toprakların bulunduğu bölgelerde yerleşim yoğunluğu artar.
Su Kaynakları: Su kaynaklarının bulunduğu alanlar, yerleşim için ideal yerlerdir.
Uygun Bitki Örtüsü ve İklim: Uygun bitki örtüsü ve iklime sahip bölgeler, yerleşim yeri olarak tercih edilir.
SanayiBölgesi: Sanayi bölgelerinde iş imkanları fazladır, bu da yerleşim oranını artırır.
UlaşımYolları: Ulaşım yollarına yakın olan bölgeler, yerleşim yeri olarak sıkça seçilir.
YeraltıKaynakları: Yeraltı kaynakları açısından zengin olan bölgeler, yerleşim için cazip alanlardır.
Limanlar: Limanlarda deniz ticareti yapıldığı için bu bölgelerde yerleşim artar.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 2. Ünite Kendimizi Değerlendiriyoruz Cevapları Sayfa 86, 87
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 2. Ünite Kendimizi Değerlendiriyoruz Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 86-87 MEB Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 86-87
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 86 Cevapları
A. Aşağıdaki cümlelerin başına, cümlede verilen ifadeler doğruysa “D”, yanlış ise “Y” yazınız. Yanlış olan cümlelerin doğrularını altlarına yazınız.
Cevap:
1.(Yanlış)Osmanlı Devleti’nde divan teşkilatını Osman Gazi kurdu. 2.(Yanlış)Karadeniz, Preveze Deniz Savaşı ile Türk gölü hâline gelmiştir. 3.(Doğru) Osmanlı Devleti, iskân politikasını uygulayarak Balkanlarda kalıcı oldu. 4.(Yanlış) İstanbul’un fethi ile Fransa’ya giden bilim insanları Rönesans’ın başlamasında etkili oldu. 5.(Doğru)Dünya’nın yuvarlak olduğu coğrafi keşiflerle Magellan ve Del Kano tarafından ispatlanmıştır.
B. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere ilgili kelimeleri yazınız.
Cevap:
1. Ümit Burnu’nu.. .Bartolomeu Dias. ..bulmuştur. 2. Osmanlı ordusunda devşirmelerden meydana gelen..YENİÇERİLER…bulunurdu. 3. İlk Türkçe eser basan matbaanın kurulması…KÜLTÜREL .alanda yapılan bir yeniliktir. 4. Avrupalı…….SEYYAHLAR… ..Osmanlı Devleti’nde görüp yaşadıklarını kitaplarında anlatmışlardır. 5. Osmanlı gaza ve cihat anlayışından dolayı fetihlerini genellikle….BATI.….yönünde yapmıştır.
C. Aşağıdaki eşleştirmeleri yapınız.
Cevap:
1. İlk Türkçe resmî gazete Takvîm-i Vekâyi
2. Osmanlı Dönemi’nde yaşayan ünlü bir seyyah Evliya Çelebi
3. Osmanlı Devleti’nde devlet işlerinin görüşüldüğü kurul Dîvân-ı Hümâyun
4. Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu olarak bilinen padişah Çelebi Mehmet
5. Osmanlı’da telgrafın kullanılmasına öncülük eden hükümdar Sultan Abdülmecit
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 87 Cevapları
D. Aşağıdaki soruların doğru cevaplarını işaretleyiniz.
1. Orhan Gazi – Bursa, İznik ve İzmit’i aldı. – İlk Osmanlı medresesini açtı. – Yaya ve Müsellem adıyla Osmanlı Devlet’inin ilk düzenli ordusunu kurdu.
Yukarıdaki Orhan Gazi Dönemi ile ilgili bilgilerde hangi alanda yapılan faaliyetlere değinilmemiştir?
A) Askerî B) Eğitim C) Siyasi D) Ticari
Cevap: D Şıkkı
2. Osmanlı Devleti sınırları içinde Türklerin yanı sıra Rumlar, Ermeniler, Slavlar ve Sırplar yaşamaktaydı. Herkes özgürce kendi inancının gereklerini yerine getirebiliyordu. Bu ortam Osmanlı topraklarında kültürel zenginliğin oluşmasını sağladı.
Metne verilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Osmanlı Devleti’nde Askerî Yapı B) Osmanlı Devleti’nde Millet Yapısı
C) Osmanlı Devleti’nde Gaza Anlayışı
D) Osmanlı Devleti’nde İstimâlet Politikası
Cevap: B Şıkkı
3. İpek ve Baharat yollarının önemli bir bölümü Osmanlı Devleti’nin eline geçince Avrupa, ticaretini tekrar canlandırmak için yeni yollar keşfetmek zorundaydı ayrıca Avrupa’da mutfaklarda ve eczacılıkta kullanılan baharat, Venediklilerin elindeydi. Baharata aracı ile ulaşmak oldukça pahalıydı. Bu yüzden baharata ulaşacak başka yollar bulmak gerekiyordu. Bu durumlar coğrafi keşiflerin başlamasına sebep oldu.
Yukarıdaki paragrafta coğrafi keşiflerin başlamasına sebep olan hangi etkenden bahsedilmiştir?
A) EkonomikB) Kültürel C) Siyasi D) Teknik
Cevap: A Şıkkı
4. Osmanlıyı ziyaret eden seyyahlardan Paul Lu- cas (Pul Lukıs), Türklerin konukseverliğinin yolculara güven ve rahatlık verdiğini yazar: “Birkaç ormandan geçtik. Çok sayıda köy gördük. Bu köylerde bizi çok iyi ağırladılar, yemek verdiler. Yolcuları rahatlatmak ve yedirmek âdeti Müslümanların en şerefli âdetlerindendir. Bu, yolcuya öyle rahatlık ve güven veriyor ki buralarda seyahat edenler çok rahattır.
Türkler saf bir hayırsever olarak asla teşekkür beklemez ve karşılığını da istemezler.” Paul Lucas, seyahatnamesinde Türklerin hangi özelliğini anlatmıştır?
A) Çalışkanlık B) MisafirperverlikC) Saygı D) Temizlik
Cevap: B Şıkkı
E. Aşağıdaki sorunun doğru cevabını yazınız.
Soru: Osmanlı Devleti’nin devşirme sistemini uygulama sebebi nedir? Açıklayınız.
Cevap:
Sınırların genişleyerek asker ihtiyacının ortaya çıkmasıdır.
F. Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.
1. Osmanlı ordusu, Osman Gazi Dönemi’nde eli silah tutan erkeklerden oluşurdu. Orhan Gazi Dönemi’nde ise yaya ve müsellem adı verilen ordular kuruldu. Bu değişimin sebepleri neler olabilir?
Kısa Cevap:
Osman Gazi Dönemi’nde ordunun yalnızca eli silah tutan erkeklerden oluşmasının yeterli olduğu, ancak Osmanlı Devleti’nin genişlemesiyle daha düzenli ve profesyonel bir orduya ihtiyaç duyuldu. Bu yüzden Orhan Gazi Dönemi’nde yaya ve müsellem adı verilen ordular kuruldu.
Uzun Cevap:
Osman Gazi Dönemi’nde Osmanlı Beyliği küçük bir beylik olarak varlığını sürdürüyordu ve askeri ihtiyaçlarını sadece eli silah tutan erkeklerden karşılıyordu. Ancak, Osmanlı Beyliği Orhan Gazi Dönemi’nde genişlemeye ve daha büyük topraklara hükmetmeye başladıkça, savaşlarda ve fetihlerde daha etkili ve organize bir askeri güce ihtiyaç duydu.
Bu nedenle, Orhan Gazi, yaya ve müsellem adı verilen daha düzenli ve profesyonel asker birlikleri kurarak, askeri gücünü ve etkinliğini artırmak istedi. Bu değişim, Osmanlı Devleti’nin askeri organizasyonunu geliştirmek ve devletin topraklarını korumak için daha disiplinli bir ordu yapısı oluşturmak amacıyla gerçekleştirildi.
2. Osmanlı Devleti’nin XVIII ve XIX. yüzyılda yaptığı yeniliklerde Avrupa’yı örnek almasının sebepleri nelerdir?
Kısa Cevap:
Osmanlı Devleti, XVIII ve XIX. yüzyıllarda Avrupa’nın teknolojik, askeri ve idari üstünlüğünü fark ederek, bu alanlardaki geri kalmışlığını gidermek ve modernleşmek amacıyla Avrupa’yı örnek aldı.
Uzun Cevap:
XVIII ve XIX. yüzyıllarda Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerinin teknolojik, askeri ve idari alanlardaki üstünlüğünü kabul etmek zorunda kaldı. Avrupa devletleri sanayi devrimini gerçekleştirirken, Osmanlı Devleti teknolojik olarak geri kalmıştı.
Bu geri kalmışlığı aşmak ve devletin bekasını sağlamak için Avrupa’daki yenilikler ve modernleşme hareketleri örnek alındı. Osmanlı Devleti, askerî güçlerini modernize etmek, idari ve hukuki yapısını geliştirmek, eğitim sistemini çağdaşlaştırmak ve ekonomik alanda reformlar yapmak amacıyla Avrupa’daki uygulamaları ve sistemleri inceledi ve kendi bünyesine adapte etmeye çalıştı. Böylece, Osmanlı Devleti’nin hem iç hem de dış tehditlere karşı daha güçlü ve dayanıklı bir yapıya kavuşması hedeflendi.
3. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’da toplanan halka: ‘‘Bu andan itibaren devletimizin himayesi altındasınız. Hayatınız ve özgürlüğünüz konusunda korkmayınız.’’ diyerek Osmanlı Devleti’nin hangi özelliğini göstermiştir?
Kısa Cevap:
Fatih Sultan Mehmet’in bu sözleri, Osmanlı Devleti’nin fethettiği bölgelerdeki halklara adaletli ve merhametli davrandığını ve onların can ve mal güvenliğini sağladığını gösterir.
Uzun Cevap:
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’da toplanan halka yaptığı konuşma, Osmanlı Devleti’nin hoşgörü ve adalet prensiplerine dayalı yönetim anlayışını yansıtmaktadır.
Bu sözlerle Fatih Sultan Mehmet, fethedilen topraklardaki halkın can ve mal güvenliğinin Osmanlı Devleti’nin güvencesi altında olduğunu ve onların dinî ve kültürel özgürlüklerinin korunduğunu vurgulamıştır.
Bu tutum, Osmanlı Devleti’nin fethettiği bölgelerdeki halkların desteğini kazanmasını ve huzur içinde yaşamasını sağlamıştır. Ayrıca, bu yaklaşım Osmanlı Devleti’nin farklı din ve kültürlere karşı hoşgörülü olduğunu ve fetih politikasında adaletli bir yönetim anlayışını benimsediğini göstermektedir.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Avrupa Gelişiyor, Osmanlı ve Diğer Devletler Etkileniyor Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Avrupa Gelişiyor, Osmanlı ve Diğer Devletler Etkileniyor Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 66-67-68-69-70-71-72-73-74 MEB Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 64-65-66-67-68-69-70-71-72-73-74
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 66 Cevapları
Soru : Coğrafi keşifler sonucu yeni keşfedilen yerlerdeki insanların hayatında ne gibi değişiklikler olmuştur? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Coğrafi keşifler sonucu yeni keşfedilen yerlerdeki insanların hayatında önemli değişiklikler olmuştur. Avrupalıların gelişiyle birlikte yerli halklar, yeni kültürler, dinler ve dillerle tanışmış, ekonomik yapı ve toplumsal düzen değişmiştir. Ayrıca, Avrupa’dan getirilen hastalıklar nedeniyle nüfus kaybı yaşanmış ve yerli toplumlar ciddi şekilde etkilenmiştir.
Ekonomik olarak, Avrupalıların tarım ve ticaret yöntemleri yerlilerin ekonomik yapısını dönüştürmüş, yeni ürünler ve tarım teknikleri benimsenmiştir. Siyasi olarak da, yerel yönetimler zayıflamış ve Avrupa devletlerinin kolonileri haline gelmişlerdir.
Uzun Cevap:
Coğrafi keşiflerin ardından yeni keşfedilen yerlerdeki insanların hayatında meydana gelen değişiklikler çok boyutlu ve derindir. Bu değişiklikler şu başlıklar altında incelenebilir:
Demografik Değişiklikler:
Avrupalıların Amerika kıtasına getirdiği hastalıklar (çiçek, kızamık, grip vb.) yerli nüfusta büyük kayıplara yol açmıştır. Bazı tahminlere göre yerli nüfusun %90’ı bu hastalıklardan ölmüştür.
Zorla çalıştırma ve köleleştirme politikaları da yerli halklar üzerinde yıkıcı etkiler bırakmıştır.
Ekonomik Değişiklikler:
Avrupa’nın talebiyle altın, gümüş gibi değerli madenlerin çıkarılması, yerli ekonomileri ciddi şekilde dönüştürmüştür.
Yeni Dünya’dan getirilen patates, mısır, domates gibi tarım ürünleri Avrupa’da yaygınlaşmış, bu ürünlerin tarımı ve ticareti yerli halkların ekonomik yapısını değiştirmiştir.
Plantasyon ekonomisi gelişmiş, özellikle şeker kamışı ve tütün gibi ürünlerin büyük ölçekli tarımı yapılmıştır. Bu da köle ticaretinin artmasına ve Afrika’dan kölelerin Amerika’ya getirilmesine yol açmıştır.
Kültürel Değişiklikler:
Avrupalılar, kendi dillerini ve dinlerini (özellikle Hristiyanlık) yaymaya çalışmışlardır. Misyoner faaliyetleri sonucu birçok yerli halk Hristiyanlığı benimsemiştir.
Yerli kültürler, Avrupalıların kültürel etkisi altında kalmış ve bazı gelenekler, diller ve sosyal yapılar kaybolmuştur.
Siyasi Değişiklikler:
Avrupalı devletler, keşfettikleri bölgelerde koloniler kurarak yerel yönetimleri zayıflatmış ve kendi egemenliklerini tesis etmişlerdir.
Yerel halklar, Avrupalıların askeri gücü karşısında direniş göstermekte zorlanmış ve çoğunlukla boyun eğmek zorunda kalmıştır.
Sömürgeci devletler, yerel yönetim yapısını kendi yönetim biçimlerine göre yeniden düzenlemişlerdir.
Sosyal Değişiklikler:
Köle ticareti ve zorla çalıştırma politikaları, yerel toplumlarda sosyal yapıyı bozmuş ve büyük acılara yol açmıştır.
Avrupa’nın etkisiyle sosyal hiyerarşiler değişmiş, yerel elitler ya tamamen ortadan kalkmış ya da Avrupalı sömürgecilerle işbirliği yaparak konumlarını korumaya çalışmışlardır.
Bu değişiklikler, yerli halkların yaşamlarını köklü bir şekilde dönüştürmüş ve genellikle yerli halklar için olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Ancak aynı zamanda dünya tarihi ve kültürünün gelişiminde büyük etkileri olmuştur.
Soru : İspanyol ve Portekizli gemicilerin keşfettikleri yerleri aşağıdaki bölümlere işaretleyiniz.
Cevap:
Bartolomeu Dias = Ümit Burnu
Vasko Dö Gama = Hindistan
Christopher Columbus = Amerika
Soru : Aşağıdaki tabloda ilgili alanlara coğrafi keşiflerin neden ve sonuçlarını yazınız.
Cevap:
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 64-65-66-67-68-69-70-71-72-73-74 Cevapları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 67 Cevapları
Soru : Avrupa’nın bilimsel çalışmalarda, Müslüman bilim insanlarını örnek almasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Avrupa’nın bilimsel çalışmalarda Müslüman bilim insanlarını örnek alması, bilimsel gelişmelerin evrensel ve kültürler arası bir nitelik taşıdığını göstermektedir.
Müslüman bilim insanlarının çalışmalarını inceleyip faydalanan Avrupalılar, kendi bilimsel gelişimlerine önemli katkılar sağlamışlardır. Bu durum, bilginin ve bilimin paylaşılması ve işbirliğiyle ilerleyebileceğinin güzel bir örneğidir.
Uzun Cevap:
Avrupa’nın bilimsel çalışmalarda Müslüman bilim insanlarını örnek alması, bilim ve teknolojinin ilerlemesinde kültürler arası etkileşimin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Orta Çağ boyunca İslam dünyası, bilimsel araştırma ve yeniliklerde önemli bir merkez haline gelmişti. Müslüman bilim insanları, astronomi, matematik, tıp, kimya, fizik gibi birçok alanda önemli keşifler ve icatlar yapmışlardır. Bu bilgilerin Avrupa’ya aktarılması ve kullanılması birkaç yolla olmuştur:
Çeviriler ve İslam Medreseleri:
Endülüs’teki İslam medreselerinde ve kütüphanelerinde yapılan çeviriler sayesinde, Yunan, Hint ve İslam bilim adamlarının eserleri Latince’ye çevrilmiştir. Bu çeviriler, Avrupalı bilim insanlarına geniş bir bilgi birikimi sağlamıştır.
Örneğin, İbn Sina’nın (Avicenna) tıp kitabı “El-Kanun fi’t-Tıb” (Tıbbın Kanunu) Avrupa’da uzun süre temel tıp kitabı olarak kullanılmıştır.
Ticaret ve Kültürel Etkileşimler:
Haçlı Seferleri ve Akdeniz ticaret yolları, İslam dünyası ile Avrupa arasında bilgi alışverişine olanak tanımıştır.
İslam dünyasında geliştirilen matematiksel ve astronomik bilgiler, Avrupa’da Rönesans döneminde yeniden keşfedilerek kullanılmıştır.
Eğitim ve Öğretim Kurumları:
Avrupa’daki üniversiteler, İslam medreselerinden esinlenerek kurulmuş ve bu kurumlarda İslam dünyasından alınan bilimsel bilgiler öğretilmiştir.
Matematikte, Al-Khwarizmi’nin çalışmaları, Avrupa’da cebirin temellerini atmış ve modern matematiğin gelişimine büyük katkı sağlamıştır.
Bu etkileşimler, bilimin evrensel bir değer olduğunu ve kültürel sınırları aşarak ilerlediğini göstermektedir. Müslüman bilim insanlarının çalışmalarının Avrupa’da kullanılması, bilginin paylaşılması ve işbirliği yapılmasının ne kadar önemli olduğunu kanıtlamaktadır. Bu durum, günümüzde de bilimsel çalışmaların küresel bir çaba olarak ele alınması gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 68 Cevapları
Soru : Rönesans Dönemi’nde yaşamış olan diğer sanatçı, yazar ve bilim insanlarını araştırınız ve hakkında edindiğiniz bilgileri defterinize yazınız.
Kısa Cevap:
Rönesans Dönemi’nde birçok önemli sanatçı, yazar ve bilim insanı yaşamıştır. Bunlar arasında Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raphael gibi sanatçılar, William Shakespeare gibi yazarlar ve Galileo Galilei, Nicolaus Copernicus gibi bilim insanları bulunmaktadır. Her biri kendi alanında büyük katkılar sağlamış ve Rönesans’ın gelişimine önemli etkilerde bulunmuştur.
Uzun Cevap:
Rönesans Dönemi, sanat, edebiyat ve bilim alanında birçok önemli figürün ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu dönemde yaşamış bazı önemli sanatçı, yazar ve bilim insanları şunlardır:
Leonardo da Vinci (1452-1519):
Rönesans’ın en önemli figürlerinden biri olan da Vinci, hem bir sanatçı hem de bir bilim insanı olarak tanınır. “Mona Lisa” ve “Son Akşam Yemeği” gibi ünlü tablolarının yanı sıra anatomi, mühendislik, botanik ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapmıştır.
Michelangelo Buonarroti (1475-1564):
Michelangelo, heykeltıraş, ressam, mimar ve şair olarak tanınır. En ünlü eserleri arasında “David” heykeli ve Sistine Şapeli’nin tavan freskleri bulunmaktadır.
Raphael Sanzio (1483-1520):
Raphael, zarif ve dengeli kompozisyonları ile tanınır. “Atina Okulu” freski, onun en bilinen eserlerinden biridir ve Rönesans’ın sanat anlayışını yansıtır.
William Shakespeare (1564-1616):
Shakespeare, İngiliz edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilir. “Hamlet”, “Romeo ve Juliet”, “Macbeth” gibi eserleri, Rönesans dönemi edebiyatının en önemli örneklerindendir.
Nicolaus Copernicus (1473-1543):
Kopernik, güneş merkezli evren teorisini ortaya atarak astronomide devrim yaratmıştır. Onun bu teorisi, Rönesans’ın bilimsel düşünce yapısının temel taşlarından biri olmuştur.
Galileo Galilei (1564-1642):
Galileo, modern fiziğin ve astronominin kurucularından biri olarak kabul edilir. Teleskopla yaptığı gözlemler ve bu gözlemler sonucunda geliştirdiği teoriler, bilim tarihinde büyük bir dönüm noktası olmuştur.
Bu sanatçı, yazar ve bilim insanlarının çalışmaları, Rönesans döneminin kültürel ve bilimsel ilerlemelerinin temelini oluşturmuş ve günümüz dünyasının gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 69 Cevapları
Soru : Aşağıda Rönesans öncesi bilim, kültür ve sanat anlayışlarına örnekler verilmiştir. Rönesans öncesi bilim, kültür ve sanat anlayışlarının karşısına Rönesans sonrası değişimleri yazınız.
Cevap:
Kilise ne derse o doğru kabul edilirdi.
Rönesans Sonrası: Bilimsel düşünce ve bireysel araştırma önem kazandı; kilisenin otoritesi sorgulandı.
Bilim ve teknik alanındaki gelişmeler sınırlıydı.
Rönesans Sonrası: Bilimsel keşifler ve teknik yenilikler hızlandı; deney ve gözlem önem kazandı.
Yazarlar, araştırmacılar ve sanatçıların görüşlerine önem verilmezdi.
Rönesans Sonrası: Sanatçılar ve bilim insanları toplumda saygınlık kazandı; eserleri ve görüşleri büyük ilgi gördü.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 70 Cevapları
Soru : Reform hareketleri ile bilim arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Reform hareketleri, kilisenin otoritesini sorgulayan ve bireysel düşünceyi öne çıkaran bir süreçtir. Bu durum, bilimsel düşüncenin de önünü açmış ve bilim insanlarının bağımsız araştırmalar yapmalarını teşvik etmiştir.
Uzun Cevap:
Reform hareketleri, özellikle 16. yüzyılda Martin Luther ve diğer reformcular tarafından başlatılan ve Katolik Kilisesi’nin otoritesini sorgulayan bir süreçtir. Bu hareketler, kilisenin dini dogmalarını ve otoritesini eleştirerek, bireysel düşünce ve özgürlüğü ön plana çıkarmıştır. Reform hareketleri ile bilim arasındaki ilişki şu şekilde açıklanabilir:
Kilisenin Otoritesinin Azalması:
Reform hareketleri, kilisenin mutlak otoritesini zayıflatmış ve insanların dini konularda bireysel düşünmelerini teşvik etmiştir. Bu durum, bilimsel araştırmaların da kilisenin dogmalarından bağımsız olarak yapılabilmesini sağlamıştır.
Eğitim ve Bilimsel Araştırmaların Desteklenmesi:
Reform hareketleri, eğitim sisteminde de değişikliklere yol açmış ve daha özgür düşünceyi teşvik eden eğitim kurumlarının kurulmasına zemin hazırlamıştır. Bu kurumlar, bilimsel araştırmaların gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Bireysel Düşüncenin Teşviki:
Reform hareketleri, bireysel düşünceyi ve sorgulayıcı yaklaşımı teşvik etmiştir. Bu durum, bilim insanlarının bağımsız araştırmalar yapmalarını ve yeni keşifler yapmalarını kolaylaştırmıştır.
Bilimsel Bilginin Yayılması:
Matbaanın icadı ve Reform hareketleri ile birlikte, bilimsel bilgiler daha geniş kitlelere ulaşmıştır. Kitaplar ve bilimsel çalışmalar, daha hızlı ve geniş bir şekilde dağıtılmıştır.
Reform hareketleri, bilimin gelişimine dolaylı yoldan katkıda bulunmuş ve modern bilimsel düşün
Soru : Aydınlanma Çağı günümüz düşünce sistemini nasıl etkilemiş olabilir? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Aydınlanma Çağı, insan aklının ve bireysel özgürlüğün önemini vurgulamıştır. Günümüz düşünce sistemi de bu değerlere dayanmaktadır. Aydınlanma düşünürlerinin, bilim, eğitim ve insan hakları konusundaki görüşleri, modern demokrasilerin ve hukukun temelini oluşturmuştur. Bu çağın fikirleri, bugün hala özgür düşünce, eşitlik ve adalet gibi temel değerleri desteklemektedir.
Uzun Cevap:
Aydınlanma Çağı, 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da gerçekleşen ve insan aklının, bilimsel düşüncenin ve bireysel özgürlüğün önemini vurgulayan bir dönemdir. Bu dönemin düşünürleri, toplumsal ve siyasi yapıların sorgulanmasını, bilimsel yöntemlerin benimsenmesini ve bireysel hakların korunmasını savunmuşlardır. Aydınlanma Çağı’nın günümüz düşünce sistemine etkileri şu şekillerde görülmektedir:
Bilimsel ve Eleştirel Düşünce:
Aydınlanma Çağı, bilimsel yöntemin ve eleştirel düşüncenin önemini vurgulamıştır. Bu dönemde, deney ve gözleme dayalı bilimsel araştırmalar teşvik edilmiştir. Günümüzde de bilimsel düşünce, teknolojik ve tıbbi ilerlemelerin temelini oluşturmaktadır.
Eğitim ve Bilgiye Erişim:
Aydınlanma düşünürleri, eğitimin ve bilginin yaygınlaştırılmasının toplumun gelişmesi için önemli olduğunu savunmuşlardır. Bugün de eğitim, bireylerin ve toplumların gelişimi için temel bir hak olarak kabul edilmektedir.
Bireysel Özgürlük ve İnsan Hakları:
Aydınlanma Çağı’nda, bireysel özgürlükler ve insan hakları üzerinde durulmuş, bu hakların korunması gerektiği vurgulanmıştır. Günümüz demokrasileri, bu temel haklar ve özgürlükler üzerine kurulmuştur.
Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü:
Aydınlanma düşünürleri, yönetim biçimlerinin sorgulanması ve demokratik ilkelere dayalı yönetimlerin benimsenmesi gerektiğini savunmuşlardır. Bugün, birçok ülke demokratik yönetim biçimini benimsemiş ve hukukun üstünlüğü ilkesini temel almıştır.
Eşitlik ve Adalet:
Aydınlanma Çağı, eşitlik ve adalet ilkelerini ön plana çıkarmıştır. Her bireyin eşit haklara sahip olması gerektiği görüşü, günümüzde de sosyal adalet ve insan hakları hareketlerinin temelini oluşturmaktadır.
Aydınlanma Çağı’nın bu düşünceleri, modern dünyada bireylerin özgürce düşünmesini, sorgulamasını ve kendi haklarını savunmasını teşvik etmiştir. Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemeler, eğitimdeki gelişmeler ve demokratik yönetim biçimleri, Aydınlanma Çağı’nın mirası olarak günümüz düşünce sistemine etki etmeye devam etmektedir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 71 Cevapları
Soru : Aşağıda Montesquieu, Voltaire, Rousseau’ya ait sözler bulunmaktadır. Bu sözlerin sizde uyandırdığı düşünceleri ilgili alanlara yazınız.
Cevap:
Montesquieu: “Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.”
Bu söz, adaletin evrenselliğini ve toplumsal birliğin önemini vurgular. Bir kişiye yapılan haksızlık, toplumun genelinin huzurunu ve güvenliğini tehdit eder. Adaletin sağlanması, herkesin haklarının korunması anlamına gelir.
Voltaire: “Vatanımız bütün asil ruhlar için en mukaddes yerdir.”
Bu ifade, vatan sevgisinin ve ulusal birliğin önemini dile getirir. Vatan, sadece bir toprak parçası değil, aynı zamanda değerlerin ve ideallerin korunduğu yerdir. Her bireyin, vatanını koruma ve ona katkıda bulunma sorumluluğu vardır.
Rousseau: “Bir ülke ne özgürlük olmaksızın ne de erdem olmaksızın iyi bir biçimde var olamaz.”
Bu söz, bir ülkenin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde var olabilmesi için özgürlük ve erdemin vazgeçilmez olduğunu belirtir. Özgürlük, bireylerin potansiyellerini gerçekleştirmelerini sağlar; erdem ise toplumun ahlaki ve etik değerlerini korur.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 73 Cevapları
Soru : Verilen bilgilerden hareketle tabloda ilgili alanlara Sanayi İnkılabı’nın olumlu ve olumsuz sonuçlarını örneğe uygun yazınız.
Kısa Cevap:
Olumlu Sonuçlar:
Üretim artışı ve ekonomik büyüme sağlanmıştır.
Yeni iş alanları ve fırsatlar yaratılmıştır.
Teknolojik ilerlemeler ve yenilikler hızlanmıştır.
Olumsuz Sonuçlar:
Çevre kirliliği ve doğal kaynakların tükenmesi artmıştır.
İşçi hakları ve çalışma koşulları konusunda sorunlar yaşanmıştır.
Şehirlerde aşırı nüfus artışı ve yaşam koşullarında bozulma meydana gelmiştir.
Uzun Cevap:
Olumlu Sonuçlar:
Üretim ve Ekonomik Büyüme:
Sanayi İnkılabı, üretim kapasitesinin artmasını sağlamış ve ekonomik büyümeyi hızlandırmıştır. Fabrikaların kurulması ve makineleşmenin yaygınlaşması, üretimde verimliliği artırmıştır.
İş Alanları ve Fırsatlar:
Yeni fabrikalar ve endüstriler, birçok yeni iş imkanı yaratmıştır. Bu durum, işsizlik oranlarını düşürmüş ve insanların geçim kaynaklarına erişimini kolaylaştırmıştır.
Teknolojik İlerlemeler:
Sanayi İnkılabı, birçok teknolojik yeniliğin ve icadın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Buhar makinesi, tekstil makineleri ve demiryolu gibi icatlar, sanayi ve ulaşımda devrim yaratmıştır.
Şehirleşme ve Altyapı Gelişimi:
Sanayi İnkılabı ile birlikte şehirleşme hızlanmış ve modern altyapılar (yollar, köprüler, demiryolları) inşa edilmiştir. Bu da şehirlerdeki yaşam koşullarının iyileşmesine katkıda bulunmuştur.
Olumsuz Sonuçlar:
Çevre Kirliliği:
Sanayi İnkılabı, fabrikalardan çıkan duman ve atıkların çevreye zarar vermesiyle çevre kirliliğini artırmıştır. Hava ve su kirliliği, halk sağlığını olumsuz etkilemiştir.
İşçi Hakları ve Çalışma Koşulları:
Sanayi İnkılabı döneminde işçilerin çalışma koşulları genellikle çok zordu. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve tehlikeli çalışma ortamları, işçilerin sağlığını ve refahını olumsuz etkilemiştir.
Şehirlerde Aşırı Nüfus Artışı:
Fabrikaların şehirlerde yoğunlaşması, kırsal alanlardan şehirlere büyük bir göç dalgası başlatmıştır. Bu da şehirlerde aşırı nüfus artışına ve yaşam koşullarının bozulmasına neden olmuştur.
Toplumsal Eşitsizlik:
Sanayi İnkılabı, zengin ve fakir arasındaki uçurumu artırmıştır. Sanayiciler ve fabrikatörler büyük servetler elde ederken, işçiler genellikle düşük gelirlerle zorlu yaşam koşullarına maruz kalmıştır.
Soru : Mustafa Kemal Atatürk’ün “Tam bağımsızlık ekonomik bağımsızlıktan geçer.” sözünden yola çıkarak Osmanlı Devleti’nin siyasi bağımsızlığını değerlendiriniz.
Kısa Cevap:
Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, bir devletin tam bağımsız olabilmesi için ekonomik olarak da bağımsız olması gerektiğini vurgular. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ekonomik bağımlılık artmış, dış borçlar ve kapitülasyonlar nedeniyle ekonomik kontrol büyük ölçüde yabancıların eline geçmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin siyasi bağımsızlığını da olumsuz etkilemiş ve zayıflatmıştır.
Uzun Cevap:
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Tam bağımsızlık ekonomik bağımsızlıktan geçer.” sözü, bir devletin tam anlamıyla bağımsız olabilmesi için ekonomik bağımsızlığını sağlaması gerektiğini ifade eder. Ekonomik bağımsızlık, bir ülkenin kendi kaynaklarını kullanarak kendi ekonomik politikalarını belirleyebilmesi ve dışa bağımlılıktan kurtulması anlamına gelir.
Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yaşadığı ekonomik sorunlar, siyasi bağımsızlığını da büyük ölçüde etkilemiştir:
Dış Borçlar ve Kapitülasyonlar:
Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda artan dış borçlar ve kapitülasyonlar nedeniyle ekonomik olarak büyük ölçüde dışa bağımlı hale gelmiştir. Avrupa ülkelerinden alınan borçlar ve verilen imtiyazlar, Osmanlı ekonomisinin kontrolünü yabancıların eline geçirmiştir.
Düyun-u Umumiye İdaresi:
Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını ödeyememesi sonucu, Düyun-u Umumiye İdaresi (Genel Borçlar İdaresi) kurulmuştur. Bu idare, Osmanlı maliyesini ve vergi gelirlerini kontrol etmiş ve devletin ekonomik bağımsızlığını daha da zayıflatmıştır.
Sanayileşme ve Ekonomik Gelişme Eksikliği:
Osmanlı Devleti, sanayileşme ve ekonomik gelişme konusunda Avrupa ülkelerinin gerisinde kalmıştır. Bu durum, Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlılığını artırmış ve ekonomik olarak güçlü bir yapıya sahip olamamasına neden olmuştur.
Siyasi Bağımsızlığın Zayıflaması:
Ekonomik bağımlılık, Osmanlı Devleti’nin siyasi bağımsızlığını da zayıflatmıştır. Yabancı devletlerin ekonomik etkisi, Osmanlı yönetiminin iç ve dış politikalarını belirlerken bağımsız hareket etmesini zorlaştırmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin uluslararası arenada zayıf bir konuma düşmesine neden olmuştur.
Atatürk’ün bu sözü, ekonomik bağımsızlığın önemini vurgulayarak, bir ülkenin tam bağımsız olabilmesi için ekonomik olarak güçlü ve bağımsız olması gerektiğini belirtmektedir. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yaşadığı ekonomik bağımlılık, siyasi bağımsızlığını da olumsuz etkileyerek, devletin zayıflamasına ve yıkılmasına yol açmıştır. Bu nedenle, ekonomik bağımsızlık, bir devletin siyasi bağımsızlığını ve ulusal güvenliğini koruyabilmesi için hayati öneme sahiptir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 74 Cevapları
Soru : Avrupa’daki gelişmelerin insan hakları açısından olumsuz sonuçlarını defterinize yazınız.
Kısa Cevap:
Avrupa’daki sanayileşme ve sömürgecilik gibi gelişmelerin insan hakları açısından bazı olumsuz sonuçları olmuştur. Sanayi Devrimi ile birlikte işçi sınıfı kötü çalışma koşullarına maruz kalmış, sömürgecilik ise birçok yerli halkın haklarının ihlal edilmesine ve zorla çalıştırılmasına neden olmuştur.
Uzun Cevap:
Avrupa’daki çeşitli gelişmeler, insan hakları açısından hem olumlu hem de olumsuz etkiler yaratmıştır. Özellikle Sanayi Devrimi ve sömürgecilik, insan hakları açısından ciddi olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Bu gelişmelerin insan hakları üzerindeki olumsuz etkilerini şu şekilde özetleyebiliriz:
Sanayi Devrimi:
Kötü Çalışma Koşulları: Sanayi Devrimi ile birlikte fabrikalarda çalışan işçilerin çalışma koşulları son derece kötüydü. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve tehlikeli çalışma ortamları, işçilerin sağlığını ve güvenliğini tehdit etti.
Çocuk İşçiliği: Sanayi Devrimi döneminde çocuk işçiliği yaygın bir hale geldi. Çocuklar, fabrikalarda düşük ücretlerle ve uzun saatler boyunca çalıştırıldı, eğitim ve sağlık haklarından mahrum bırakıldı.
Konut Sorunları: Hızlı şehirleşme ve nüfus artışı, şehirlerde konut sorunlarına yol açtı. İşçi sınıfı, sağlıksız ve aşırı kalabalık koşullarda yaşamaya zorlandı.
Sömürgecilik:
Yerli Halkların Hak İhlalleri: Sömürgeci güçler, yerli halkların topraklarını zorla ele geçirdi ve kaynaklarını sömürdü. Bu süreçte yerli halklar, temel haklarından mahrum bırakıldı ve zorla çalıştırıldı.
Kültürel Asimilasyon: Sömürgecilik, yerli kültürlerin ve dillerin yok olmasına neden oldu. Yerli halklar, kendi kültürlerinden koparılarak sömürgeci güçlerin kültürüne asimile edilmeye çalışıldı.
Köle Ticaret: Sömürgecilik döneminde köle ticareti yaygınlaştı. Milyonlarca Afrikalı, köle olarak Amerika ve Avrupa’ya taşındı ve insanlık dışı koşullarda çalıştırıldı.
Diktatörlükler ve Totaliter Rejimler:
İnsan Hakları İhlalleri: 20. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan diktatörlükler ve totaliter rejimler, ciddi insan hakları ihlallerine yol açtı. Faşist ve komünist rejimlerde bireysel özgürlükler kısıtlandı, muhalifler baskı altına alındı ve pek çok insan keyfi olarak hapsedildi veya öldürüldü.
Savaş ve İnsanlık Suçları:
Savaşların Etkileri: Avrupa’da yaşanan iki dünya savaşı, milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve büyük insanlık suçlarının işlenmesine neden oldu. Holokost ve diğer savaş suçları, insan hakları açısından büyük travmalar yarattı.
Bu gelişmeler, Avrupa’nın insan hakları açısından tarih boyunca hem ilerlemeler kaydetmesine hem de ciddi ihlaller yaşamasına yol açmıştır. Sanayi Devrimi ve sömürgecilik, insan haklarının ihlal edilmesine ve birçok insanın zor koşullar altında yaşamasına neden olmuş, ancak aynı zamanda bu olumsuzluklar, insan hakları mücadelesinin ve modern insan hakları hareketlerinin gelişimine de katkıda bulunmuştur.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Neden Göç Ediyoruz? Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 105, 106, 107, 108, 109, 110
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Neden Göç Ediyoruz? Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 105-106-107-108-109-110 MEB Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 105-106-107-108-109-110
Soru : İnsanların doğup büyüdüğü topraklardan başka alanlara göç etmesinin sebepleri neler olabilir? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
İnsanların doğup büyüdüğü topraklardan başka alanlara göç etmelerinin başlıca sebepleri ekonomik, sosyal, politik ve çevresel faktörlerdir. İş bulma, eğitim olanaklarına erişim, daha iyi yaşam koşulları ve güvenlik gibi nedenler bu göçleri tetikleyen unsurlar arasındadır.
Uzun Cevap:
İnsanların doğup büyüdüğü topraklardan başka alanlara göç etmelerinin sebepleri çeşitlidir ve genellikle ekonomik, sosyal, politik ve çevresel faktörlerden kaynaklanır. Bu faktörler şunlardır:
Ekonomik Sebepler: İşsizlik, düşük gelir, yetersiz yaşam standartları gibi ekonomik zorluklar insanları göçe zorlayan en önemli nedenlerdendir. İnsanlar, daha iyi iş imkanları ve ekonomik fırsatlar bulmak için göç ederler.
Sosyal Sebepler: Eğitim olanakları, sağlık hizmetleri ve daha iyi yaşam koşulları arayışı sosyal göçün başlıca nedenleridir. İnsanlar, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak ve kendi yaşam kalitelerini artırmak için göç edebilirler.
Politik Sebepler: Savaş, iç karışıklık, siyasi baskı ve insan hakları ihlalleri gibi politik nedenler, insanların güvenli bir yaşam arayışıyla göç etmelerine neden olabilir. Mülteci krizleri genellikle bu tür politik nedenlerle ortaya çıkar.
Çevresel Sebepler: Doğal afetler, iklim değişikliği, kuraklık ve çevresel bozulmalar insanların göç etmelerine neden olabilir. Bu tür çevresel faktörler, tarım ve hayvancılıkla geçinen insanların yaşamlarını zorlaştırabilir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 106 Cevapları
Soru : Beyin göçünün önlenmesi için neler yapılabilir? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Beyin göçünün önlenmesi için ülkelerin eğitim, araştırma ve geliştirme alanlarına yatırım yapmaları, genç yeteneklere iş imkanları sunmaları ve yaşam standartlarını iyileştirmeleri gerekmektedir.
Uzun Cevap:
Beyin göçünün önlenmesi, ülkelerin geleceği için büyük önem taşır. Nitelikli insan gücünün ülkede kalması, ülkenin ekonomik, bilimsel ve sosyal gelişimine katkı sağlar. Beyin göçünü önlemek için yapılabilecek bazı önemli adımlar şunlardır:
Eğitim ve Araştırma Yatırımları: Eğitim sisteminin kalitesini artırmak, üniversitelerde ve araştırma kurumlarında daha iyi olanaklar sunmak, genç bilim insanlarının ve uzmanların ülkede kalmasını teşvik edebilir.
İş İmkanlarının Artırılması: Yüksek nitelikli iş gücüne uygun iş imkanları yaratmak, kariyer gelişimi fırsatları sunmak ve rekabetçi maaşlar vermek beyin göçünü azaltabilir.
Yaşam Standartlarının İyileştirilmesi: Sağlık, güvenlik, barınma ve sosyal hizmetler gibi yaşam standartlarının iyileştirilmesi, bireylerin ülkelerinde kalmayı tercih etmelerini sağlayabilir.
Girişimciliğin Desteklenmesi: Yenilikçi projeler ve girişimler için fon ve destek programları sağlamak, genç girişimcilerin kendi ülkelerinde iş kurmalarına olanak tanır.
Uluslararası İşbirlikleri: Yabancı üniversiteler ve araştırma kurumları ile işbirlikleri yapmak, nitelikli insan gücünün ülkede kalmasına ve uluslararası deneyim kazanmalarına yardımcı olabilir.
Bu önlemler, ülkelerin beyin göçünü azaltarak kendi insan kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmelerine katkı sağlar.
Soru : Tabloda yer alan illeri Türkiye fiziki haritası üzerinde inceleyerek bu illerin göç vermesinde etkili olan faktörleri tartışınız.
Cevap:
Bayburt: Ekonomik koşulların zorluğundan, iş bulma amacıyla bir çok kişi göç etmektedir.
Gümüşhane: Ekonomik, toplumsal veya siyasi sebeplerden ötürü göç olmuştur.
Ağrı: Ekonomik, toplumsal veya siyasi sebeplerden ötürü göç olmuştur.
Muş: Ekonomik, toplumsal veya siyasi sebeplerden ötürü göç olmuştur.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 107 Cevapları
Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri: ‘‘Doğudan batıya göç, istihdamla önlenecek.’’
Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre Türkiye’nin doğusundaki illerden son 5 yılda 1 milyon 421 bin 544 kişi, başta batı illeri olmak üzere Türkiye’nin diğer illerine göç etti.
Türkiye’nin doğusundaki göçün başlıca nedenleri arasında işsizlik olduğunu belirten Genel Sekreter, “Göçü önlemek için nedenlerini ortaya çıkarmak lazım. İşsizlik, eğitim, sağlık, daha iyi gelir elde etme ile yaşam şartları göçün öncelikli nedenleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenleri ortadan kaldıracak tedbirlerin alınmasıyla da göçü ortadan kaldırmak mümkün.” dedi.
“Devletin Türkiye’nin doğusundaki illere vereceği teşvik ve yatırımlar sayesinde istihdam artarsa çocuğu veya kendi iş bulan kişiler, artık göç etmek zorunda kalmayacak özellikle işsizlik sorunu nedeniyle dışarıya giden insanlar, buralarda iş imkânı olduğunu görürse geri dönecekler. Böylece göç engellenmiş olacak.” ifadelerini kullandı.
Soru : Yukarıdaki Genel ağ haberinde göçün önlenmesi için ne gibi çözüm önerileri sunulmuştur? Açıklayınız.
Cevap:
Yukarıdaki haberde, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri, doğudan batıya göçün başlıca nedenlerinin işsizlik, eğitim, sağlık, daha iyi gelir elde etme ve yaşam şartları olduğunu belirterek bu nedenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulamıştır. Göçün önlenmesi için sunulan çözüm önerileri şunlardır:
İstihdamın Artırılması: Göçün temel nedeninin işsizlik olduğunu belirten Genel Sekreter, devletin doğu illerine vereceği teşvik ve yatırımlar sayesinde istihdamın artacağını ve bu sayede insanların göç etmek zorunda kalmayacağını ifade etmiştir. İş imkânlarının artmasıyla birlikte, dışarıya göç eden insanların geri dönebileceği ve göçün engellenebileceği vurgulanmıştır.
Teşvik ve Yatırımlar: Devletin doğu illerine yönelik teşvik ve yatırımlar yapması gerektiği belirtilmiştir. Bu teşvik ve yatırımlar, bölgedeki iş olanaklarını artırarak insanların kendi memleketlerinde iş bulmalarını sağlayacaktır.
Eğitim ve Sağlık Hizmetlerinin İyileştirilmesi: Göçün nedenlerinden biri olarak eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği gösterilmiştir. Bu alanlarda yapılacak iyileştirmeler, insanların doğdukları yerlerde kalmalarını teşvik edebilir.
Gelir ve Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi: Daha iyi gelir elde etme ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi de göçü önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Bölgedeki ekonomik koşulların iyileştirilmesi, insanların yaşam standartlarını yükseltecek ve göç etme ihtiyacını azaltacaktır.
Genel Sekreterin vurguladığı bu çözüm önerileri, doğu illerindeki ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi yoluyla göçün önlenebileceğine işaret etmektedir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 108 Cevapları
Soru : Aşağıdaki görselleri inceleyiniz. Sosyal nedenli göçlerin nedenini karşılarına yazınız. Çevrenizde aşağıdaki göçlere bir örnek var ise ilgili alanlara yazınız.
Cevap:
Göç Nedeni: Sağlık
Göç Nedenine Örnek: Kırsal bir bölgede yaşayan bir ailenin, daha iyi sağlık hizmetlerine erişmek için büyük bir şehre taşınması. Örneğin, küçük bir köyde yaşayan ve kronik hastalığı olan bir bireyin, İstanbul veya Ankara gibi büyük şehirlere daha iyi hastaneler ve uzman doktorlar bulmak amacıyla göç etmesi.
Göç Nedeni: Eğitim
Göç Nedenine Örnek: Bir öğrencinin, üniversite eğitimi için başka bir şehre taşınması. Örneğin, Van’da yaşayan bir öğrencinin, daha iyi eğitim olanaklarına sahip olduğu için İstanbul’daki bir üniversiteye gitmek amacıyla göç etmesi.
Göç Nedeni: Kültürel Koşullar
Göç Nedenine Örnek: Farklı kültürel değerlere sahip bir bölgeden daha uyumlu hissedebileceği bir bölgeye taşınmak. Örneğin, Doğu Anadolu’da yaşayan bir bireyin, daha modern yaşam tarzını benimsediği için Batı Anadolu’daki bir şehre göç etmesi.
Bu örnekler, sosyal nedenlerle göç eden bireylerin karşılaştığı durumları ve ihtiyaçları yansıtmaktadır. Göçlerin ardında yatan nedenler, bireylerin daha iyi yaşam koşullarına ulaşma arzusunu gösterir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 109 Cevapları
Soru : Depremden kaynaklanan göçlerin önlenmesi için deprem öncesinde alınması gereken tedbirler nelerdir? Yazınız.
Kısa Cevap:
Depremden kaynaklanan göçlerin önlenmesi için öncelikle yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, halkın deprem konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitimler verilmesi, acil durum planlarının hazırlanması ve uygulanması önemlidir. Yerel yönetimlerin ve devletin işbirliği içinde çalışarak gerekli önlemleri alması da gereklidir.
Uzun Cevap:
Depremden kaynaklanan göçlerin önlenmesi için deprem öncesinde alınması gereken tedbirler şunlardır:
Depreme Dayanıklı Yapılar: Yeni binaların ve altyapının depreme dayanıklı şekilde inşa edilmesi, mevcut yapıların güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, deprem yönetmeliklerine uygun inşaat yapılması zorunlu hale getirilmelidir.
Deprem Eğitimleri ve Bilinçlendirme: Halkın deprem konusunda bilinçlendirilmesi için eğitim programları düzenlenmeli, okullarda ve kamu kurumlarında deprem tatbikatları yapılmalıdır. Deprem anında ve sonrasında nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olunması, can kayıplarını ve yaralanmaları azaltabilir.
Acil Durum Planları: Deprem sonrası hızlı ve etkili müdahale için acil durum planları hazırlanmalıdır. Bu planlar, yerel yönetimlerle koordineli olarak geliştirilmelidir. Acil durum toplanma alanları belirlenmeli ve bu alanlarda gerekli altyapı hazırlanmalıdır.
Yerel Yönetim ve Devlet İşbirliği: Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde yerel yönetimler ve devlet işbirliği içinde çalışarak deprem öncesi alınacak tedbirleri hayata geçirmelidir. Bu işbirliği, afet yönetimi ve müdahale süreçlerini daha etkili hale getirecektir.
Kentsel Dönüşüm: Riskli bölgelerdeki eski ve dayanıksız binaların kentsel dönüşüm projeleri kapsamında yenilenmesi gerekmektedir. Bu projeler, halkın güvenli konutlarda yaşamasını sağlayarak deprem sonrası göçlerin önlenmesine katkıda bulunur.
Bu tedbirler, deprem öncesinde alınarak insanların güvenliğini sağlamaya yönelik önemli adımlardır. Böylece, depremden kaynaklanan göçlerin önüne geçilmesi mümkün olabilir.
Soru : Yaşadığınız yer geçmişte doğal nedenlerden kaynaklı göç yaşamış mıdır? Yazınız.
Kısa Cevap:
Evet, İstanbul, Ankara ve İzmir geçmişte doğal nedenlerden kaynaklı göç yaşamıştır. Özellikle depremler, sel ve diğer doğal afetler bu göçlere neden olmuştur.
Uzun Cevap:
İstanbul, Ankara ve İzmir, Türkiye’nin en büyük ve en önemli şehirleri olup, geçmişte doğal nedenlerden kaynaklı göçler yaşamışlardır. Bu göçlerin başlıca sebepleri şunlardır:
İstanbul:
Depremler: İstanbul, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunması nedeniyle tarih boyunca birçok büyük depreme maruz kalmıştır. Bu depremler, şehrin bazı bölgelerinde büyük yıkımlara ve göçlere neden olmuştur.
Sel ve Su Baskınları: İstanbul’da meydana gelen yoğun yağışlar ve altyapı yetersizlikleri nedeniyle sel ve su baskınları yaşanmış, bu da bazı bölgelerde insanların göç etmesine sebep olmuştur.
Ankara:
Depremler: Ankara, aktif bir fay hattı üzerinde olmamasına rağmen, çevresindeki bölgelerde meydana gelen depremlerden etkilenmiştir. Bu depremler, bazı dönemlerde şehirde göçlere neden olmuştur.
Kuraklık: İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Ankara, zaman zaman kuraklık sorunlarıyla karşılaşmış ve bu durum tarımsal üretimi olumsuz etkileyerek kırsal bölgelerden kente göçlere yol açmıştır.
İzmir:
Depremler: İzmir, Ege Bölgesi’nde yer aldığı için tarih boyunca birçok depreme maruz kalmıştır. Bu depremler, şehirde büyük yıkımlara neden olmuş ve göçlere yol açmıştır.
Yangınlar: İzmir, geçmişte büyük yangınlar yaşamıştır. Özellikle 1922 İzmir Yangını, şehrin büyük bir kısmını yok etmiş ve birçok insanın göç etmesine neden olmuştur.
Bu doğal afetler, İstanbul, Ankara ve İzmir’de geçmişte göçlere neden olmuş ve şehirlerin demografik yapısını etkilemiştir.
Soru : Doğa kaynaklı afetlerden kaynaklanan göçlerden hangisinin ülkemizde yaşanma ihtimali daha azdır? Yazınız.
Kısa Cevap:
Ülkemizde yaşanma ihtimali daha az olan doğa kaynaklı afet, volkanik patlamalardır. Türkiye’de aktif volkanik dağlar bulunmamakta, bu nedenle volkanik patlamalardan kaynaklanan göçler yaşanma ihtimali düşüktür.
Uzun Cevap:
Doğa kaynaklı afetlerden kaynaklanan göçler arasında Türkiye’de yaşanma ihtimali en düşük olanı volkanik patlamalardır. Bunun başlıca nedeni, Türkiye’de aktif volkanik dağların bulunmamasıdır.
Türkiye, deprem, sel, heyelan ve kuraklık gibi doğal afetlerle daha sık karşılaşmakta olup, bu afetler zaman zaman göçlere neden olmaktadır. Ancak, volkanik patlamaların yaşanma olasılığı oldukça düşüktür ve bu nedenle bu tür afetlerden kaynaklanan göçlerin meydana gelme ihtimali de azdır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 110 Cevapları
Soru : Suriyeli göçmenlerin ülkemizdeki yaşama daha kolay uyum sağlamaları ve daha iyi koşullarda yaşam sürmeleri için neler yapılmalıdır? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Suriyeli göçmenlerin Türkiye’de daha kolay uyum sağlamaları ve daha iyi koşullarda yaşam sürdürebilmeleri için öncelikle dil eğitimi verilmelidir. Ayrıca, iş bulma ve meslek edinme imkanlarının artırılması, sağlık hizmetlerine erişimin sağlanması ve çocukların eğitim sistemine entegrasyonu önemlidir. Toplumda karşılıklı anlayış ve hoşgörüyü artırmak için sosyal uyum programları da düzenlenmelidir.
Uzun Cevap:
Suriyeli göçmenlerin Türkiye’de yaşama daha kolay uyum sağlamaları ve daha iyi koşullarda yaşam sürdürebilmeleri için çok yönlü ve kapsamlı stratejiler geliştirilmelidir. Bu stratejiler, eğitim, istihdam, sağlık, sosyal uyum ve toplumla entegrasyon gibi alanlarda olmalıdır. Aşağıda bu konular detaylı olarak ele alınmıştır:
Dil Eğitimi:
Türkçe Dil Kursları: Suriyeli göçmenlerin Türkçeyi öğrenmeleri, günlük yaşamlarını kolaylaştırmak ve iş bulma şanslarını artırmak için önemlidir. Dil kursları yaygınlaştırılmalı ve ücretsiz olarak sunulmalıdır.
Çocuklar için Dil Destek Programları: Suriyeli çocukların eğitim sistemine entegrasyonunu sağlamak için okul öncesi ve okul çağındaki çocuklara yönelik dil destek programları geliştirilmelidir.
Eğitim:
Okul Entegrasyonu: Suriyeli çocukların Türkiye’deki okullara entegrasyonunu sağlamak için özel eğitim programları ve rehberlik hizmetleri sunulmalıdır.
Üniversite ve Mesleki Eğitim: Suriyeli gençlerin üniversite eğitimine erişimlerini kolaylaştırmak için burs programları ve mesleki eğitim kursları düzenlenmelidir.
İstihdam:
İş Bulma ve Meslek Edindirme: Suriyeli göçmenlerin iş piyasasına katılımını artırmak için iş bulma merkezleri, meslek edindirme kursları ve girişimcilik destek programları oluşturulmalıdır.
Yasal Düzenlemeler: Suriyeli göçmenlerin yasal olarak çalışabilmeleri için gerekli izinlerin verilmesi ve işverenlerin bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Sağlık Hizmetleri:
Sağlık Erişimi: Suriyeli göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişimlerini sağlamak için sağlık sigortası kapsamına alınmaları ve sağlık merkezlerinde tercümanlık hizmetlerinin sunulması gerekmektedir.
Psikososyal Destek: Travma yaşamış göçmenlere psikolojik destek ve danışmanlık hizmetleri sağlanmalıdır.
Sosyal Uyum:
Toplumsal Bilinçlendirme: Türk halkı ve Suriyeli göçmenler arasında karşılıklı anlayış ve hoşgörüyü artırmak için sosyal uyum programları ve toplumsal bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmelidir.
Kültürel Etkinlikler: Ortak kültürel etkinlikler ve festivaller düzenlenerek Suriyeli göçmenlerin Türk toplumuyla kaynaşmaları teşvik edilmelidir.
Barınma:
Güvenli ve Sağlıklı Konutlar: Suriyeli göçmenlerin barınma koşullarını iyileştirmek için güvenli ve sağlıklı konut imkanları sağlanmalıdır. Geçici barınma merkezlerinin standartları yükseltilmeli ve kalıcı konut projeleri geliştirilmeli.
Bu stratejiler, Suriyeli göçmenlerin Türkiye’deki yaşama uyum sağlamalarını ve daha iyi koşullarda yaşam sürdürmelerini destekleyecek, aynı zamanda toplumsal uyumu güçlendirecektir.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Türkiye’de Göçün Sonuçları Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 111, 112
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Türkiye’de Göçün Sonuçları Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 111-112 MEB Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 111-112
Soru : Şehrinizde gerçekleştirilen Kentsel Dönüşüm Projesi var mı? Araştırınız. Varsa şehrin görüntüsünü nasıl değiştirdiğini tartışınız.
Kısa Cevap:
Evet, İstanbul’da birçok kentsel dönüşüm projesi bulunmaktadır. Bu projeler, özellikle deprem riskine karşı dayanıklılığı artırmak ve eski yapıların yerine modern, güvenli binalar inşa etmek amacıyla yürütülmektedir. Kentsel dönüşüm projeleri, şehrin bazı bölgelerinin görünümünü ve yaşam kalitesini önemli ölçüde değiştirmiştir.
İstanbul’da gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projeleri, şehrin çeşitli bölgelerinde uygulanmaktadır. Bu projelerin ana hedefi, özellikle deprem riskine karşı dayanıksız olan eski yapıların yıkılarak yerine modern ve güvenli binalar inşa edilmesidir. Bu dönüşüm süreci, şehrin görünümünde ve yaşam kalitesinde önemli değişiklikler yaratmıştır.
Başlıca Kentsel Dönüşüm Bölgeleri ve Etkileri:
Fikirtepe: İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bulunan Fikirtepe, kentsel dönüşüm projelerinin en yoğun olduğu bölgelerden biridir. Eski ve riskli yapıların yerine yüksek katlı modern rezidanslar ve iş merkezleri inşa edilmiştir. Bu dönüşüm, bölgenin hem nüfus yoğunluğunu artırmış hem de modern bir görünüm kazandırmıştır.
Gaziosmanpaşa: Gaziosmanpaşa ilçesi de yoğun bir şekilde kentsel dönüşüm projelerinin uygulandığı bölgelerden biridir. Eski gecekondu alanlarının yerini, yeni ve modern konut projeleri almıştır. Bu, bölgedeki yaşam kalitesini ve altyapıyı büyük ölçüde iyileştirmiştir.
Tarlabaşı: Beyoğlu ilçesinde bulunan Tarlabaşı, tarihi binaların restore edilip modernize edildiği bir başka kentsel dönüşüm bölgesidir. Bu projeler, bölgenin turistik ve kültürel değerini artırmış, aynı zamanda güvenli ve estetik bir yaşam alanı oluşturmuştur.
Şehir Görüntüsüne ve Yaşam Kalitesine Etkileri:
Modernizasyon: Kentsel dönüşüm projeleri, İstanbul’un birçok bölgesinde modern ve estetik açıdan hoş binaların inşa edilmesini sağlamıştır. Bu, şehrin genel görünümünü daha çağdaş ve çekici hale getirmiştir.
Güvenlik: Eski ve deprem riski taşıyan binaların yıkılması, yerlerine depreme dayanıklı yeni yapılar inşa edilmesi, İstanbul’da yaşayanların güvenliğini artırmıştır.
Yaşam Kalitesi: Yeni konut projeleri, daha iyi altyapı, yeşil alanlar ve sosyal donatılarla birlikte, bölge sakinlerinin yaşam kalitesini yükseltmiştir.
Ekonomik Canlanma: Kentsel dönüşüm projeleri, inşaat sektörü başta olmak üzere birçok sektörde ekonomik canlanmaya neden olmuş, istihdam olanaklarını artırmıştır.
Sonuç olarak, İstanbul’da gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projeleri, şehrin hem fiziksel hem de sosyal yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu projeler, İstanbul’u daha modern, güvenli ve yaşanabilir bir şehir haline getirme yolunda önemli adımlar atmaktadır.
Uzun Cevap:
Evet, Ankara’da da çeşitli kentsel dönüşüm projeleri bulunmaktadır. Bu projeler, eski ve riskli yapıların yerine modern binalar inşa edilerek şehrin görünümünü ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Kentsel dönüşüm projeleri, Ankara’nın bazı bölgelerinde önemli değişiklikler yaratmıştır.
Ankara’da gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projeleri, şehrin çeşitli bölgelerinde uygulanmaktadır. Bu projelerin ana amacı, eski, depreme dayanıksız ve plansız yapıların yıkılarak yerlerine modern, güvenli ve estetik açıdan daha hoş binalar inşa edilmesidir. Bu dönüşüm süreci, Ankara’nın genel görünümünü ve yaşam kalitesini önemli ölçüde değiştirmiştir.
Başlıca Kentsel Dönüşüm Bölgeleri ve Etkileri:
Yeni Mamak: Mamak ilçesi, Ankara’da kentsel dönüşüm projelerinin yoğun olarak uygulandığı bölgelerden biridir. Eski gecekondu alanları yıkılarak yerine modern konutlar, parklar ve sosyal tesisler inşa edilmiştir. Bu dönüşüm, bölgenin hem görünümünü iyileştirmiş hem de yaşam kalitesini artırmıştır.
Dikmen Vadisi: Dikmen Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi, Ankara’nın önemli projelerinden biridir. Bu projede, eski ve düzensiz yapıların yerini modern konutlar ve yeşil alanlar almıştır. Bu dönüşüm, bölgeyi daha yaşanabilir ve estetik hale getirmiştir.
Altındağ: Altındağ ilçesi de kentsel dönüşüm projelerinin uygulandığı bir başka bölgedir. Özellikle Hacı Bayram Mahallesi’nde yapılan dönüşüm projeleri, tarihi dokunun korunarak modern yaşam alanları oluşturulmasını hedeflemektedir.
Şehir Görüntüsüne ve Yaşam Kalitesine Etkileri:
Modernizasyon: Kentsel dönüşüm projeleri, Ankara’nın birçok bölgesinde modern ve estetik binaların inşa edilmesini sağlamıştır. Bu, şehrin genel görünümünü daha çağdaş ve çekici hale getirmiştir.
Güvenlik: Eski ve depreme dayanıksız binaların yıkılması, yerlerine depreme dayanıklı yeni yapılar inşa edilmesi, Ankara’da yaşayanların güvenliğini artırmıştır.
Yaşam Kalitesi: Yeni konut projeleri, daha iyi altyapı, yeşil alanlar ve sosyal donatılarla birlikte, bölge sakinlerinin yaşam kalitesini yükseltmiştir.
Ekonomik Canlanma: Kentsel dönüşüm projeleri, inşaat sektörü başta olmak üzere birçok sektörde ekonomik canlanmaya neden olmuş, istihdam olanaklarını artırmıştır.
Sonuç olarak, Ankara’da gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projeleri, şehrin hem fiziksel hem de sosyal yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu projeler, Ankara’yı daha modern, güvenli ve yaşanabilir bir şehir haline getirme yolunda önemli adımlar atmaktadır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 112 Cevapları
Soru : Aşağıdaki görsellerde göç nedeni ile ortaya çıkan olumsuzluklar anlatılmaktadır. Bu olumsuzlukların ortaya çıkmasının nedenlerini ilgili alanlara yazınız.
Cevap:
KÜRESEL ISINIMA = Göçler sonucu kentler aşırı büyür bundan dolayı büyük şehirlerin bulunduğu alanlarda ısı adaları oluşur. Büyük şehirlerin etrafında ısınma artar. Daha sıcak, daha kurak ve yağışlar açısından daha belirsiz bir iklim ortaya çıkar.
TRAFİKSORUNU = Göçle birlikte nüfus yoğunluğu artar ve bu da şehir içi ulaşımda ciddi trafik sorunlarına neden olur. Artan araç sayısı, yolların yetersiz kalmasına, trafik sıkışıklıklarına ve ulaşım sürelerinin uzamasına yol açar. Bu durum, hava kirliliğini de artırarak çevresel sorunlara katkıda bulunur.
TARIM ALANLARNI NI AZALMASI = Göçle birlikte kırsal alanlardan kentlere nüfus akışı yaşanır, bu da kırsal alanlardaki tarım faaliyetlerinin azalmasına ve tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasına neden olur. Tarım arazilerinin azalması, gıda üretiminde düşüşe ve tarım sektöründe işsizliğe yol açabilir.
Soru : Yukarıdakiler dışında göçün başka hangi sonuçları olabilir? Yazınız.
Cevap:
KONUT SORUNU: Kentlere göç eden nüfusun barınma ihtiyacı, konut talebini artırır. Bu durum, konut fiyatlarının yükselmesine ve kiraların artmasına neden olabilir. Ayrıca, plansız ve düzensiz yapılaşma, gecekondu bölgelerinin oluşmasına yol açar.
İŞSİZLİK: Göç eden nüfus, kentlerde iş bulma umuduyla gelir ancak çoğu zaman yeterli iş imkanı bulamaz. Bu durum, işsizliğin artmasına ve sosyal sorunların derinleşmesine yol açar.
EĞİTİM SORUNLARI: Göçle birlikte kentlerdeki nüfus artışı, eğitim kurumlarının yetersiz kalmasına neden olabilir. Sınıfların kalabalıklaşması, eğitim kalitesinin düşmesine ve öğrencilerin eğitim imkanlarının sınırlanmasına yol açar.
SAĞLIK SORUNLARI: Göç eden nüfusun artışı, sağlık hizmetlerine olan talebi artırır. Bu durum, hastanelerin ve sağlık merkezlerinin yetersiz kalmasına, sağlık hizmetlerinin aksamasına ve halk sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.
SOSYAL GERGİNLİKLER: Göçle birlikte farklı kültür ve etnik grupların bir araya gelmesi, sosyal uyum sorunlarına ve gerginliklere yol açabilir. Bu durum, toplumsal huzursuzlukları artırabilir.
ALTYAPI SORUNLARI: Göç eden nüfusun yoğunlaşması, şehirlerin altyapı sistemlerinin yetersiz kalmasına neden olabilir. Su, elektrik, kanalizasyon ve ulaşım gibi altyapı hizmetlerinde aksamalar yaşanabilir.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğümü Kullanıyorum Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 113, 114, 115
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğümü Kullanıyorum Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 113-114-115 MEB Yayınları”
Seyahat etmenin engellenmesi, kişisel özgürlüklerin kısıtlanması anlamına gelir ve bu durum huzursuzluk ve hayal kırıklığı yaratabilir. İnsanlar, yeni yerler keşfetmenin ve farklı kültürleri deneyimlemenin eksikliğini hissedebilirler. Ayrıca, aile ve arkadaş ziyaretleri de yapılamayacağı için sosyal ilişkilerde kopukluk yaşanabilir.
Uzun Cevap:
Seyahat etmenin engellenmesi, birçok açıdan olumsuz duygular yaratabilir. Öncelikle, kişisel özgürlüğün kısıtlanması, bireylerde stres ve kaygıya yol açabilir. Yeni yerler görme ve farklı kültürlerle tanışma fırsatının kaybedilmesi, insanların dünyayı anlama ve keşfetme arzularını tatmin edememelerine neden olur. Bu durum, özellikle seyahat etmeyi seven kişilerde büyük bir hayal kırıklığı ve monotonluk hissi yaratabilir.
Aile ve arkadaşlarla yüz yüze görüşememek, sosyal ilişkilerde kopukluklara neden olabilir. Özel günlerde ve tatillerde bir araya gelinememesi, insanların yalnızlık hissetmelerine yol açabilir. İş seyahatlerinin yapılamaması, kariyer gelişimi ve iş ilişkileri açısından olumsuz etkiler doğurabilir. Son olarak, seyahat etmek, birçok insan için bir rahatlama ve stres atma yöntemi olduğundan, bu imkânın ortadan kalkması, genel yaşam kalitesini düşürebilir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 114 Cevapları
Ebola virüsünün görüldüğü ülkelerdeki karantina uygulaması, seyahat özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve çalışma hakkı gibi temel hakların kullanılmasını engellemektedir.
Uzun Cevap:
Ebola virüsünün görüldüğü ülkelerde uygulanan karantina, çeşitli temel hakların kullanımını engellemektedir. Öncelikle, seyahat özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlanır, çünkü karantina altındaki bireyler, yer değiştirme özgürlüğünden mahrum kalırlar. Bu durum, bireylerin işlerine, okullarına veya aile üyelerine ulaşamamalarına neden olabilir.
Toplanma özgürlüğü de karantina nedeniyle engellenir. İnsanlar, toplu etkinliklere katılamaz, sosyal veya siyasi amaçlarla bir araya gelemezler. Ayrıca, çalışma hakkı da sınırlanır; birçok iş yeri kapanır veya faaliyetleri durdurulur, bu da ekonomik zorluklara yol açar. Sağlık hakkı da etkilenebilir, çünkü hastaneler ve sağlık hizmetleri virüsle mücadeleye odaklanırken, diğer sağlık ihtiyaçları geri planda kalabilir.
Soru : Karantina uygulanan ülkelerde yaşayan insanlar, hangi sorunlarla karşılaşırlar? Yazınız.
Kısa Cevap:
Karantina uygulanan ülkelerde yaşayan insanlar, ekonomik zorluklar, sosyal izolasyon, sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve psikolojik stres gibi sorunlarla karşılaşırlar.
Uzun Cevap:
Karantina uygulanan ülkelerde yaşayan insanlar, çeşitli ciddi sorunlarla karşı karşıya kalırlar. Ekonomik zorluklar, bu sorunların başında gelir. İş yerlerinin kapanması veya faaliyetlerinin durması, işsizlik oranlarının artmasına ve gelir kaybına neden olur. Bu durum, ailelerin geçimlerini sağlamakta zorlanmalarına yol açar.
Sosyal izolasyon, karantinanın bir diğer önemli etkisidir. İnsanlar, sosyal etkileşimlerinden mahrum kalır, aile ve arkadaşlarıyla bir araya gelemezler. Bu durum, yalnızlık ve depresyon gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Ayrıca, karantina sürecinde sağlık hizmetlerine erişim zorlaşabilir. Hastaneler ve sağlık merkezleri, virüsle mücadeleye odaklandığı için diğer sağlık sorunları geri planda kalabilir.
Psikolojik stres, karantina döneminde yaygın bir sorundur. Belirsizlik, hastalık korkusu ve uzun süre kapalı kalmanın getirdiği sıkıntı, bireylerde stres ve anksiyete seviyelerini artırabilir. Eğitim de aksayabilir; okulların kapanması, öğrencilerin eğitimlerine devam edememelerine neden olabilir. Bu durum, uzun vadede eğitim seviyesinin düşmesine ve çocukların gelişimlerinin olumsuz etkilenmesine yol açabilir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 115 Cevapları
1982 Anayasası’nda yerleşme özgürlüğünün “suç işlenmesini önlemek” amacı ile kısıtlanabileceği belirtilmektedir. Örneğin terör ve savaş durumlarında bazı alanlar yerleşmeye kapatılabilir veya yerleşmeler boşaltılabilir. Böyle bir durumda o bölgede yaşayan insanlar, başka alanlara göç etmek zorunda kalabilirler (Görsel 3. 40).
Soru : Yukarıda anlatılan durumda o bölgede yaşayan insanlar, başka ne gibi sıkıntılar yaşayabilir? Tartışınız.
Cevap:
O bölgede yaşayan insanlar, barınma ve ekonomik zorluklar, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim sorunları, sosyal ve psikolojik problemler, güvenlik endişeleri ve kültürel uyum zorlukları yaşayabilirler.
Soru : İzinsiz kurulan yerleşim alanlarında yaşayan halk, hangi altyapı sorunları ile karşılaşır? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
İzinsiz kurulan yerleşim alanlarında yaşayan halk, su, elektrik, yol, kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerine erişim konusunda sıkıntılar yaşar. Ayrıca, sağlık ve eğitim hizmetleri de yetersiz olabilir.
Uzun Cevap:
İzinsiz kurulan yerleşim alanlarında yaşayan halk, çeşitli altyapı sorunlarıyla karşılaşır. Öncelikle, su ve elektrik gibi temel ihtiyaçlara erişimde zorluklar yaşanabilir. Bu bölgelerde su şebekesi ve elektrik hatları yeterli düzeyde kurulmadığı için sürekli kesintiler yaşanabilir.
Yol altyapısı genellikle yetersizdir, bu da ulaşımın zorlaşmasına ve acil durumlarda yardımın gecikmesine neden olur. Kanalizasyon sisteminin olmaması veya yetersiz olması, sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca, bu bölgelerde sağlık ve eğitim hizmetleri yetersiz olabilir, bu da halkın temel hizmetlerden mahrum kalmasına neden olur.
Soru : İnsanların yerleşim alanlarında bu tür sorunlar yaşamaması için anayasaya uymaları neden önemlidir? Tartışınız.
Kısa Cevap:
İnsanların yerleşim alanlarında altyapı sorunları yaşamaması için anayasaya uymaları önemlidir çünkü anayasa, planlı ve düzenli yerleşimlerin kurulmasını sağlar, bu da altyapı hizmetlerinin daha etkin ve sürdürülebilir olmasını mümkün kılar.
Uzun Cevap:
İnsanların yerleşim alanlarında altyapı sorunları yaşamaması için anayasaya uymaları büyük önem taşır. Anayasa ve ilgili yasalar, planlı ve düzenli yerleşimlerin oluşturulmasını sağlar. Planlı yerleşimler, su, elektrik, yol ve kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerinin etkin ve sürdürülebilir şekilde sunulmasına olanak tanır.
Anayasa hükümlerine uyulması, yerleşim alanlarının yasal ve güvenli olmasını garanti eder, bu da sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimi kolaylaştırır. Ayrıca, anayasa, çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini de içerir, bu da doğal kaynakların korunmasına ve çevre kirliliğinin önlenmesine yardımcı olur. Anayasaya uygun hareket etmek, hem bireylerin yaşam kalitesini artırır hem de toplumsal düzenin sağlanmasına katkıda bulunur.
Soru : Sit alanı içindeki bir yerleşim yerinde yaşıyor olsaydınız yerleşme özgürlüğünün kullanımı ile ilgili hangi sorunları yaşardınız? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Sit alanı içindeki bir yerleşim yerinde yaşıyor olsaydım, yerleşim özgürlüğü ile ilgili inşaat ve tadilat izinleri almakta zorluk yaşar, mevcut yapıların korunması gereği nedeniyle modern altyapı hizmetlerine erişimde sıkıntılar çekerdim.
Uzun Cevap:
Sit alanı içindeki bir yerleşim yerinde yaşamak, yerleşme özgürlüğü açısından çeşitli kısıtlamalar getirebilir. Öncelikle, bu tür alanlarda inşaat ve tadilat yapmak için sıkı izin prosedürleri uygulanır, bu da zaman alıcı ve maliyetli olabilir.
Tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla yapılan bu kısıtlamalar, modern yaşam ihtiyaçlarına uygun yapılar inşa etmeyi zorlaştırabilir. Ayrıca, mevcut yapıların korunması gerektiğinden, binaların yenilenmesi veya genişletilmesi sınırlı olabilir. Bu durum, modern altyapı hizmetlerine erişimi de zorlaştırabilir.
Örneğin, geniş bant internet, yeni su ve kanalizasyon hatları gibi modern hizmetlerin getirilmesi kısıtlanabilir. Ayrıca, sit alanı koruma kurallarına uyum sağlamak, günlük yaşamı zorlaştırabilir ve ekstra maliyetler getirebilir. Bu tür kısıtlamalar, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve yaşam alanlarını istedikleri şekilde düzenlemelerini engelleyebilir.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 3. Ünite Kendimizi Değerlendiriyoruz Cevapları Sayfa 116, 117
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 3. Ünite Kendimizi Değerlendiriyoruz Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 116-117 MEB Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 116-117
A. Aşağıdaki cümlelerin başına cümlede verilen ifadeler doğruysa “D”, yanlış ise “Y” yazınız. Yanlış olan cümlelerin doğrularını altlarına yazınız.
Cevap:
1. (Yanlış) Türkiye’de nüfus artış hızı her dönem aynıdır. 2. (Yanlış) Nüfus yoğunluğu Türkiye’nin iç kesimlerinde daha fazladır. 3. (Doğru) Seyahat özgürlüğünün kısıtlanması ile insanlar birçok sorun yaşarlar. 4. (Yanlış) Kutuplara yakın yerler ve çöller yerleşmenin en yoğun olduğu alanlardır. 5. (Doğru) Türkiye’de göç, sanayi ve turizmin geliştiği bölgelere doğru yapılmaktadır.
B. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere ilgili kelimeleri yazınız.
Cevap:
1. İstanbul ülkemizde nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu şehirdir. 2. Türkiye’de sanayileşmeyle kent nüfusu artmış, kır nüfusu azalmıştır. 3. İnsanlar, tarım yapmaya başlayınca yerleşik hayata geçmiş ve ilk köy yerleşmelerini kurmuştur. 4. Bir ülkede sanayi sektörü ile hizmet sektöründe çalışanların oranı fazla ise o ülke gelişmiş olarak kabul edilir.
C. Aşağıdaki eşleştirmeleri yapınız.
Cevap:
1. Nüfusu turizm sayesinde gelişen ilimizdir. = Antalya 2. Kanuna uygun olmayan plansız yapılaşmadır. = Çarpık kentleşme 3. Nüfusun yüz ölçüme bölünmesi ile elde edilen sonuçtur. = Nüfus yoğunluğu 4. Geçim kaynağı genellikle tarım ve hayvancılık olan yerleşmedir. = Kır yerleşmesi 5. Belirli bir alanda, belirli bir zaman diliminde yaşayan insan sayısıdır. = Nüfus
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Ders Kitabı Sayfa 117 Cevapları
D. Aşağıdaki soruların doğru cevaplarını işaretleyiniz.
1. İnsanoğlu, soğuk hava ve yabani hayvanlardan korunmak amacı ile avlayabilecekleri hayvanların, toplayabilecekleri meyve ve sebzelerin olduğu su kaynaklarına yakın doğal barınakları yaşam alanı olarak seçmiştir.
Yukarıdaki metinde yerleşmeyi etkileyen faktörlerden hangisine yer verilmemiştir?
A) Güvenlik
B) İklim şartları C) Tarım alanlarına yakınlık
D) Beslenme alanlarına yakınlık
Cevap: C Şıkkı
2. Aşağıdakilerden hangisi iç göçün sonuçları arasında yer almaz?
A) Ülke nüfusu artar.
B) Çevre sorunları ortaya çıkar.
C) Nüfus belirli merkezlerde yoğunlaşır.
D) Plansız, çarpık kentleşmeler meydana gelir.
Cevap: A Şıkkı
3. 1982 Anayasası madde 23 … Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak … amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Anayasamızın verilen maddesine göre aşağıdaki alanların hangisine yerleşim yeri kurmak daha uygun olur?
A) Sit alanlarına
B) Dere yataklarına
C) Verimli tarım arazilerine D) Belediyenin imara açtığı alanlara
Cevap: D Şıkkı
4. I. Tarım sektörü II. Sanayi sektörü III. Hizmet sektörü
Bir ülke nüfusu içinde hangi sektör veya sektörlerde çalışanların oranı yüksek ise o ülke gelişmemiş olarak kabul edilir?
A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II ve III
Cevap: A Şıkkı
E. Aşağıdaki sorunun doğru cevabını yazınız.
Soru: A şehrinin nüfusu B şehrinin iki katıdır.
A şehrinin yüz ölçümü B şehrinin yüz ölçümü kadardır.
Yukarıdaki duruma göre A ve B şehirlerinin nüfus yoğunluklarını karşılaştırınız.
Cevap:
A şehrinin nüfus yoğunluğu B şehrinin iki katıdır.
F. Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.
1. Ülkemizdeki iç göçün sebepleri nelerdir?
Kısa Cevap:
Türkiye’deki iç göçün başlıca sebepleri arasında iş imkanları, eğitim olanakları, daha iyi yaşam koşulları, doğal afetler ve sosyal hizmetlere erişim bulunmaktadır.
Uzun Cevap:
Madde Madde Türkiye’deki iç göçün sebepleri çeşitli faktörlere dayanmaktadır. Bunlardan bazıları:
Ekonomik Sebepler: İşsizlik, düşük gelir ve geçim zorlukları, insanların daha fazla iş fırsatı ve yüksek gelir elde edebilecekleri büyük şehirlere göç etmesine neden olmaktadır.
Eğitim: Özellikle kırsal bölgelerde eğitim olanaklarının sınırlı olması, ailelerin çocuklarına daha iyi eğitim fırsatları sunabilmek için büyük şehirlere göç etmelerine yol açmaktadır.
Sosyal Hizmetler: Sağlık, güvenlik, ulaşım ve diğer temel hizmetlerin daha iyi olduğu bölgelere doğru bir iç göç eğilimi gözlenmektedir.
Doğal Afetler: Deprem, sel gibi doğal afetler, insanları daha güvenli bölgelere taşınmaya zorlayabilmektedir.
Kültürel ve Sosyal Sebepler: Büyük şehirlerde sosyal ve kültürel etkinliklerin fazlalığı, insanlar için cazip bir faktör olabilmektedir.
2. 15-64 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payının fazla olması, ülkeye hangi katkıları sağlar?
Kısa Cevap:
15-64 yaş grubunun nüfus içindeki payının fazla olması, ülkenin ekonomik büyümesine, iş gücüne ve verimliliğine olumlu katkılar sağlar.
Uzun Cevap:
Madde Madde 15-64 yaş grubunun nüfus içindeki payının fazla olması, bir ülkenin ekonomik ve sosyal yapısına önemli katkılarda bulunur:
Ekonomik Büyüme: Çalışma çağındaki nüfusun fazla olması, üretkenlik ve ekonomik büyüme potansiyelini artırır. Bu, daha fazla iş gücünün ekonomiye katılması anlamına gelir.
Sosyal Güvenlik Sistemleri: Genç ve çalışabilir nüfusun fazla olması, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini destekler. Emekli ve yaşlı nüfusun desteklenmesi daha kolay hale gelir.
Verimlilik: Genç nüfus, genellikle yeniliklere açık ve dinamik olup, teknolojik gelişmelere hızlı adapte olabilir, bu da genel verimliliği artırır.
Demografik Avantaj: Demografik fırsat penceresi olarak adlandırılan bu dönem, doğru politikalar ve yatırımlarla ülkenin uzun vadeli refahını artırabilir.
3. Türkiye’de erkek okuryazar oranının kadın okuryazar oranına göre fazla olmasının nedenleri nelerdir?
Kısa Cevap:
Türkiye’de erkek okuryazar oranının kadın okuryazar oranına göre fazla olmasının nedenleri arasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği, eğitimde fırsat eşitsizliği ve geleneksel değerler bulunmaktadır.
Uzun Cevap:
Madde Madde Türkiye’de erkek okuryazar oranının kadın okuryazar oranına göre fazla olmasının birkaç ana nedeni vardır:
Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Tarihsel olarak, erkeklerin eğitim almaları daha çok teşvik edilmiş, kadınların ise ev işleri ve çocuk bakımı gibi rollerle sınırlı kalmaları beklenmiştir.
Eğitimde Fırsat Eşitsizliği: Kırsal bölgelerde özellikle kız çocuklarının okula gitmesi, erkek çocuklarına göre daha az desteklenmiştir. Ailelerin ekonomik durumu kötü olduğunda, kız çocuklarının okula gönderilmesi yerine evde kalıp çalışması veya evlenmesi daha çok tercih edilmiştir.
Geleneksel Değerler ve Kültürel Normlar: Geleneksel aile yapısı ve kültürel normlar, kız çocuklarının eğitimini ikinci planda bırakmış, erkek çocuklarına öncelik verilmiştir.
Erken Evlilikler: Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi, onların eğitim hayatlarının yarıda kalmasına neden olmuştur.
4. Yaşadığınız şehrin fiziki ve beşerî özelliklerini araştırınız. Buna göre;
a) Yaşadığınız şehir göç alan bir şehir mi, göç veren bir şehir mi?
Cevap:
İstanbul, Türkiye’nin en büyük ve en gelişmiş şehri olarak sürekli göç alan bir şehirdir.
Ankara, Türkiye’nin başkenti ve ikinci büyük şehri olarak göç alan bir şehirdir.
b) Şehrinizin göç almasında veya vermesinde etkili olan beşerî ve fiziki faktörler nelerdir?
Cevap:
İstanbul
Beşerî Faktörler:
İş İmkanları: İstanbul, Türkiye’nin ekonomik merkezidir ve birçok sektörde geniş iş olanakları sunar.
Eğitim Olanakları: İstanbul, birçok üniversite ve eğitim kurumuna ev sahipliği yapar, bu da öğrenciler için çekici bir faktördür.
Sosyal ve Kültürel Aktiviteler: Şehirdeki zengin kültürel etkinlikler, konserler, tiyatrolar ve müzeler, insanların göç etmesini teşvik eder.
Sağlık Hizmetleri: Gelişmiş sağlık hizmetleri, özellikle büyük hastaneler ve sağlık merkezleri, insanların bu şehre göç etmesine neden olur.
Fiziki Faktörler:
Coğrafi Konum: İstanbul, iki kıtanın birleştiği noktada yer alır ve stratejik bir konuma sahiptir.
Ulaşım Altyapısı: Gelişmiş kara, deniz ve hava ulaşım ağları, şehri daha erişilebilir kılar.
İklim: İstanbul, dört mevsimin yaşandığı ılıman bir iklime sahiptir, bu da yaşam koşullarını olumlu etkiler.
Ankara
Beşerî Faktörler:
Kamu Kurumları ve İş İmkanları: Başkent olması nedeniyle birçok kamu kurumu, büyük şirket ve uluslararası kuruluş burada bulunur, bu da iş imkanlarını artırır.
Eğitim Olanakları: Ankara, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerine ev sahipliği yapar ve bu da öğrenciler için çekici bir unsurdur.
Sağlık Hizmetleri: Gelişmiş sağlık altyapısı ve büyük hastaneler, Ankara’yı cazip kılar.
Sosyal ve Kültürel Aktiviteler: Tiyatro, konser, müze ve çeşitli kültürel etkinlikler açısından zengin bir şehir olması da göçü teşvik eder.
Fiziki Faktörler:
Coğrafi Konum: İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Ankara, Türkiye’nin merkezine yakın stratejik bir konuma sahiptir.
Ulaşım Altyapısı: Ankara’nın gelişmiş kara ve hava ulaşım altyapısı, özellikle Ankara Esenboğa Havalimanı, şehirlerarası göçü kolaylaştırır.
İklim: Karasal iklim özelliklerine sahip olan Ankara, sıcak yazlar ve soğuk kışlar yaşar, bu da yaşam koşullarını belirler.
7. Sınıf Fen Bilimleri Kitabı Parmağınız kesildiğinde ya da bacağınız yaralandığında iyileşinceye kadar yarada ne gibi değişiklikler olduğunu düşünüyorsunuz? Anlatınız. konusunu kısaca ele alacağız.
“Parmağınız kesildiğinde ya da bacağınız yaralandığında iyileşinceye kadar yarada ne gibi değişiklikler olduğunu düşünüyorsunuz? Anlatınız.” ile ilgili kısa cevabı ;
Cevap:
Parmağınız kesildiğinde veya bacağınız yaralandığında iyileşme sürecinde şu değişiklikler olur:
1. Hemostaz: Kanama durur, pıhtı oluşur.
2. İnflamasyon: İltihaplanma başlar, bölge kırmızı, şiş ve sıcak olabilir.
3. Proliferasyon: Yeni doku ve kan damarları oluşur, yara yüzeyi kapanır.
4. Remodeling: Kollajen düzenlenir, yara izi olgunlaşır ve incelir.
“Parmağınız kesildiğinde ya da bacağınız yaralandığında iyileşinceye kadar yarada ne gibi değişiklikler olduğunu düşünüyorsunuz? Anlatınız.” ile ilgili uzun cevabı ;
Cevap:
Parmağınız kesildiğinde ya da bacağınız yaralandığında iyileşme sürecinde yarada çeşitli değişiklikler olur. Bu süreç birkaç aşamada gerçekleşir:
1. Hemostaz (Kanamanın Durdurulması): Yaralanmadan hemen sonra, kan damarları büzülür ve kanama durdurulmaya çalışılır. Trombositler (kan pulcukları) yaralı bölgeye toplanarak pıhtı oluşturur ve kanamayı durdurur.
2. İnflamasyon (İltihaplanma): Yaralanmadan sonraki ilk birkaç gün boyunca iltihaplanma aşaması başlar. Bu süreçte bağışıklık hücreleri yaralı bölgeye gelir, bakteri ve ölü hücreleri temizler. Bu aşamada yara kırmızı, sıcak ve şişmiş olabilir.
3. Proliferasyon (Yeniden Oluşum): Bu aşama birkaç gün ila birkaç hafta sürebilir. Yeni doku oluşumu başlar. Fibroblastlar (bağ dokusu hücreleri) kollajen üretir, yeni kan damarları oluşur ve granülasyon dokusu denilen geçici bir yapı ortaya çıkar. Epitel hücreleri yara yüzeyini kaplamaya başlar.
4. Remodeling (Yeniden Şekillenme): Bu son aşama birkaç hafta ila birkaç ay sürebilir. Kollajen lifleri yeniden düzenlenir ve güçlendirilir, yara dokusu olgunlaşır ve skar (iz) dokusu oluşur. Skar dokusu başlangıçta kalın ve kırmızı olabilir, ancak zamanla daha ince ve soluk hale gelir.
Bu iyileşme süreci, vücudun kendini onarma ve eski haline döndürme kapasitesinin bir sonucudur. Hücrelerin bölünmesi, büyümesi ve farklılaşması, yaralı bölgenin yeniden yapılanmasını sağlar.
7. Sınıf Fen Bilimleri Kitabı Hücre bölünmelerinin adı “mitoz bölünme ve mayoz bölünme” midir yoksa “mitoz ve mayoz” mudur? Nedenini araştırınız. konusunu kısaca ele alacağız.
“Hücre bölünmelerinin adı “mitoz bölünme ve mayoz bölünme” midir yoksa “mitoz ve mayoz” mudur? Nedenini araştırınız.” ile ilgili kısa cevabı ;
Cevap:
Hücre bölünmelerinin isimleri “mitoz” ve “mayoz” olarak kullanılır. Bu terimler, hücre bölünme süreçlerini tanımlayan yaygın ve kabul görmüş isimlerdir.
“Mitoz bölünme” ve “mayoz bölünme” ifadeleri ise sürecin tam adını belirtmek için kullanılabilir, ancak günlük kullanımda daha kısa olan “mitoz” ve “mayoz” terimleri tercih edilir. Bu kısaltmalar, terminolojik basitlik ve kolaylık sağlamak amacıyla yaygın olarak kullanılır.
“Hücre bölünmelerinin adı “mitoz bölünme ve mayoz bölünme” midir yoksa “mitoz ve mayoz” mudur? Nedenini araştırınız.” ile ilgili uzun cevabı ;
Cevap:
Hücre bölünmelerinin isimleri “mitoz” ve “mayoz” olarak kullanılır. Bu kullanım hem doğru hem de yaygındır, çünkü her iki terim de belirli bir hücre bölünme sürecini tanımlamaktadır. “Mitoz bölünme” ve “mayoz bölünme” ifadeleri ise genellikle sürecin tam adını belirtmek için kullanılır, ancak günlük dilde daha kısa olan “mitoz” ve “mayoz” terimleri tercih edilir.
Mitoz, bir hücreden iki genetik olarak özdeş diploid hücre oluştuğu hücre bölünmesidir ve somatik hücrelerde gerçekleşir. Mayoz ise, gamet hücrelerinin oluştuğu ve genetik çeşitlilik sağlayan iki aşamalı bir bölünmedir, sonucunda dört genetik olarak farklı haploid hücre oluşur.