Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Nedenleriyle ve Sonuçlarıyla Göç Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 114, 115, 116, 117
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Nedenleriyle ve Sonuçlarıyla Göç Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 114-115-116-117 EKOYAY Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 114-115-116-117
Soru : Görsel 3.25’te yaşanan göçün nedenleri neler olabilir? Tartışınız?
Cevap:
İnsanlar, doğal afetler, su kıtlığı, toprak verimliliğinin azalması, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliği, dini ve kültürel farklılıklar, savaş, terör, iç huzursuzluklar, miras yoluyla toprakların bölünmesi, iş imkanları ve ulaşım gibi çeşitli nedenlerle göç etmektedirler.
Soru : Ülkemizde yaşanan mevsimlik göçlere örnek veriniz. Bu göçün nereden nereye ve nasıl yapıldığını söyleyiniz.
Kısa Cevap:
Ülkemizde yaşanan mevsimlik göçlere örnek olarak Karadeniz Bölgesi’nden Çukurova’ya yapılan pamuk ve fındık hasadı göçleri verilebilir. Karadeniz Bölgesi’nden Çukurova’ya giden işçiler, genellikle tarım işlerinde çalışmak üzere yaz aylarında bu bölgeye göç ederler. Bu göçler, ekonomik nedenlerle yapılır ve hasat döneminin bitmesiyle işçiler tekrar memleketlerine dönerler.
Uzun Cevap:
Türkiye’de mevsimlik göçler, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgeler arasında yaygındır. Örneğin, Karadeniz Bölgesi’nden Adana ve Mersin gibi Çukurova Bölgesi’ne yapılan pamuk ve narenciye hasadı göçleri oldukça tipiktir. Bu göç hareketleri, genellikle yaz aylarında başlar ve hasat dönemi boyunca devam eder. Göç edenler, genellikle aileleriyle birlikte geçici olarak yer değiştirirler ve hasat dönemi sona erdiğinde tekrar memleketlerine dönerler.
Bu göçler şu şekilde gerçekleşir:
Nereden: Karadeniz Bölgesi (örneğin Ordu, Giresun, Trabzon)
Nereye: Çukurova Bölgesi (örneğin Adana, Mersin)
Nasıl: Göç eden aileler, genellikle otobüs veya minibüs gibi toplu taşıma araçlarıyla ya da kendi imkanlarıyla yolculuk ederler. Taşınma sırasında, tarım alanlarına yakın yerlerde kurulan geçici barınaklarda veya mevsimlik işçi kamplarında konaklarlar.
Bu mevsimlik göçlerin en önemli nedenleri ekonomik fırsatlardır. Tarım işlerinde çalışan mevsimlik işçiler, yılın belirli dönemlerinde yoğun iş gücü talebi olan bölgelerde çalışarak gelir elde ederler. Pamuk, fındık, çay ve meyve hasadı gibi tarım faaliyetleri, mevsimlik işçilerin en çok talep gördüğü alanlardır. Bu göçler, aynı zamanda sosyal ve kültürel etkileşimleri de beraberinde getirir, farklı bölgelerden gelen insanların bir araya gelerek çalışmaları, kültürel alışverişe katkıda bulunur.
Mevsimlik göçler, sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda sosyal yapı üzerinde de etkili olur. Göç eden ailelerin çocukları, eğitimlerini bu göçler nedeniyle aksatmak zorunda kalabilirler. Ayrıca, geçici barınma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konular da bu göçlerin getirdiği zorluklar arasında yer alır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 115 Cevapları
Dağ Köylerinde Yaşlılardan Başka Kimse Kalmadı
Gençlerin şehre göç etmesi sebebiyle dağ köyleri terk edilmiş köylere döndü. Bir zamanlar cıvıl cıvıl olan köyler yaşlılara kaldı. Çoğu köyde 60 yaşın üzerinde 3-5 kişi yaşıyor. Her şeye rağmen köylerini terk etmeyen yaşlılar, sessizliğe bürünen köylerini beklemeye devam ediyor. Birçok köyde 60 yaşın altında kimse yaşamıyor. Binlerce dönüm arazi ekilip biçilmiyor. Bursa iline bağlı Harmancık ilçesinin Çakmak ve Çamoğlu köylerinde insanlar köyleri terk ettiği için evler harabeye dönmüş vaziyettedir.
Soru : Haberde gençlerin şehre göç etmesinin sebepleri neler olabilir? Açıklayınız.
Cevap:
Haberde gençlerin şehre göç etmesinin sebepleri şunlar olabilir:
Ekonomik Fırsatlar: Şehirler, gençlere daha fazla iş ve kariyer fırsatı sunar. Köylerde tarım ve hayvancılık gibi sınırlı iş imkanları varken, şehirlerde çeşitli sektörlerde çalışma imkanı bulunur. Gençler, daha yüksek gelir elde edebilecekleri ve kariyerlerinde ilerleyebilecekleri iş imkanlarını değerlendirmek için şehirlere göç ederler.
Eğitim Olanakları: Şehirler, daha iyi eğitim imkanlarına sahiptir. Gençler, kaliteli eğitim alabilmek ve kendilerini geliştirebilmek için şehirlerdeki okullara ve üniversitelere yönelirler. Eğitim seviyesinin yükselmesi, gençlerin şehirde kalıcı olmalarını da teşvik eder.
Sosyal ve Kültürel Hayat: Şehirler, gençlere daha zengin sosyal ve kültürel hayat sunar. Tiyatro, sinema, konserler, kafeler ve spor etkinlikleri gibi çeşitli sosyal aktiviteler şehirlerde daha yaygındır. Bu tür olanaklar, gençlerin şehirlerde yaşamayı tercih etmelerine sebep olur.
Sağlık Hizmetleri: Şehirlerde sağlık hizmetlerine erişim daha kolay ve çeşitlidir. Gençler, kendileri ve aileleri için daha iyi sağlık hizmetleri almak amacıyla şehirleri tercih edebilirler.
Teknolojik ve Altyapı İmkanları: Şehirler, daha gelişmiş altyapıya ve teknolojik imkanlara sahiptir. İnternet erişimi, ulaşım, elektrik ve su gibi temel hizmetlerin daha kesintisiz ve kaliteli olması, gençlerin şehirlerde yaşamayı tercih etmesine katkı sağlar.
Köylerde Yaşam Zorlukları: Köylerde yaşam, şehirde yaşamaya göre daha zorlu olabilir. Tarım ve hayvancılık işleri, fiziksel olarak daha yorucu ve maddi olarak daha az kazançlı olabilir. Gençler, bu zorluklardan kaçınmak ve daha rahat bir yaşam sürmek için şehirleri tercih edebilirler.
Gençlerin şehre göç etmesi, köylerdeki demografik yapıyı değiştirerek yaşlı nüfusun ağırlıkta olduğu ve ekonomik faaliyetlerin azaldığı bir duruma yol açar. Bu da köylerin terk edilmiş ve harabe hale gelmesine sebep olur.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 116 Cevapları
Soru : Konu içindeki bilgilerden de yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız. Cevaplarınızı defterinize yazınız.
1. Göçlerin sonuçlarına örnekler veriniz.
Kısa Cevap:
Göçlerin sonuçları arasında, göç edilen bölgelerde nüfus yoğunluğunun artması, altyapı ve hizmetlerin yetersiz kalması, işsizlik oranlarının yükselmesi ve sosyal huzursuzluklar sayılabilir. Göç eden bireylerin geldikleri bölgelerde ise nüfus azalması, iş gücü kaybı ve ekonomik durgunluk gibi sonuçlar görülür.
Uzun Cevap:
Göçlerin sonuçları oldukça çeşitlidir ve hem göç alan hem de göç veren bölgeleri etkiler. Göç edilen bölgelerde, nüfus artışıyla birlikte konut ihtiyacı artar, bu da genellikle kentsel alanlarda yoğunlaşmaya ve altyapı sorunlarına yol açar. Altyapı ve kamu hizmetlerinin yetersiz kalması, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi alanlarda baskı oluşturabilir. Ayrıca, iş gücü arzının artması, özellikle düşük vasıflı işlerde, işsizlik oranlarının yükselmesine ve maaşların düşmesine neden olabilir. Sosyal uyum problemleri ve kültürel çatışmalar da göç alan bölgelerde sosyal huzursuzluklara yol açabilir.
Göç veren bölgelerde ise nüfus azalması nedeniyle iş gücü kaybı yaşanır. Genç ve çalışabilir nüfusun göç etmesi, ekonomik durgunluğa ve bazı hizmetlerin sürdürülemez hale gelmesine neden olabilir. Tarım ve benzeri sektörlerde iş gücü eksikliği yaşanabilir. Ayrıca, göç eden kişilerin ailelerinden uzaklaşması, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açabilir.
2. Beyin göçü, mübadele, mevsimlik işçi ne anlama gelmektedir?
Kısa Cevap:
Beyin göçü, yüksek eğitimli ve vasıflı bireylerin daha iyi iş fırsatları veya yaşam koşulları nedeniyle başka ülkelere göç etmesidir. Mübadele, karşılıklı anlaşmalar sonucu iki ülke arasında nüfus değişimidir. Mevsimlik işçi ise belirli bir dönemde, genellikle tarım veya turizm sektöründe çalışmak için başka bir bölgeye geçici olarak göç eden işçilerdir.
Uzun Cevap:
Beyin Göçü: Beyin göçü, eğitimli ve nitelikli bireylerin daha iyi kariyer fırsatları, daha yüksek yaşam standartları, gelişmiş araştırma olanakları veya politik istikrar gibi nedenlerle kendi ülkelerinden ayrılarak başka ülkelere yerleşmesi anlamına gelir. Bu durum, göç eden kişilerin geldikleri ülkelere önemli katkılar sağlarken, geldikleri ülkelerde ise nitelikli iş gücü kaybına ve inovasyon kapasitesinin azalmasına yol açabilir.
Mübadele: Mübadele, genellikle anlaşma ve sözleşmeler çerçevesinde iki ülke arasında nüfusun karşılıklı olarak yer değiştirmesidir. Tarihte en bilinen örneklerden biri, 1923 Lozan Antlaşması ile Türkiye ve Yunanistan arasında gerçekleşen nüfus mübadelesidir. Bu tür nüfus değişimleri, iki ülke arasındaki etnik veya dini grupların daha homojen hale gelmesini amaçlar, ancak göç eden topluluklar için önemli sosyo-ekonomik ve kültürel uyum sorunları doğurabilir.
Mevsimlik İşçi: Mevsimlik işçiler, tarım, inşaat, turizm gibi sektörlerde belirli bir süre için çalışmak amacıyla başka bölgelere veya ülkelere geçici olarak göç eden işçilerdir. Bu işçiler, mevsimlik işler bittikten sonra genellikle kendi bölgelerine geri dönerler. Mevsimlik işçilik, özellikle tarım sektöründe yaygındır ve hasat dönemlerinde yoğun iş gücü ihtiyacını karşılar. Ancak, bu işçilerin çalışma ve yaşam koşulları genellikle zorludur ve sosyal güvenceleri sınırlıdır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 117 Cevapları
Soru : Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız.
Osmanlı Devleti hızla çözülüyordu. Doğu ve Orta Balkanlar’da Bulgar ve Rus orduları sürekli ilerlemekteydi. Osmanlının zararına, ortalığı en çok karıştıranların başında Sırplar geliyordu. Bosna vilayetinde ise işler uzun zamandan beri iyi gitmiyordu ve Ali Sabir’e göre göç kapıdaydı.
Göçmeye kesin olarak karar vermişti. Bu kararın Hasret’e zor geldiğini biliyordu. Burada doğmuştu. Burada evlenmişlerdi. Burada çocukları olmuştu. Çocukları için de burası çok önemliydi. Göz açıp gördükleri, gönül verip sevdikleri bu geniş vadi, sonradan onlar için cennet bahçesi gibi özlenen bir yer olacaktı. Anılarının hoş tadı giderek acılaşacak, zaman zaman canlarını yakacaktı. Göçün yaklaştığı bu günlerde karısı da çocukları da korku içindeydi. Nihayet yola koyuldular.
Göç çileli bir yolculuktu. Acı ve hüzün dolu. Hastalık başlangıcı gibi gelen baş dönmesinin ardından, gitgide bedenlerini ve ince yerlerini titreten anılarına dalıp hüzünlendiler. Sonra yine toparlandılar, göçün yarattığı yalnızlık duygusunun gününü dertlerinin ardına itip huzur bulmak için seçtikleri şehre doğru yürüdüler. Saraybosna’dan Üsküp’e! Bu yolculuk daha sonra Selânik, Edirne, İstanbul ve İzmir’e kadar devam edecektir.
Tren yolu vardı artık. Ama çok daha zahmetli olan eski yolu kullanmak zorundaydılar. Ali Sabir’in işi gereği ata da ihtiyacı vardı öküzlere, onların çektiği yaylı arabaya da. Ayrıca, Sacide’nin omzuyla boynu arasından başka yerde uyumayan kedisine, Alemdar’ın yavrularına da sahip çıktığı köpeğe vermeleri gereken sevgileri vardı. Bunlara engel olsalar çocuklar daha çok ayrılık acısı yaşayacaklardı.
Metindeki göç, zorunlu göç türündendir. Bunun nedeni, Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecinde Balkanlar’da yaşanan savaşlar ve çatışmalar nedeniyle insanların güvenliklerini sağlamak amacıyla göç etmek zorunda kalmalarıdır. Ali Sabir ve ailesi de bu koşullar altında memleketlerini terk ederek daha güvenli bölgelere göç etmek zorunda kalmışlardır.
2. Ali Sabir ve Hasret neden göç etmek zorunda kalmıştır?
Cevap:
Ali Sabir ve Hasret, Balkanlar’da Osmanlı Devleti’nin hızla çözülmesi ve Bulgar ile Rus ordularının ilerlemesi nedeniyle göç etmek zorunda kalmışlardır. Bölgedeki karışıklık ve güvenlik sorunları, onların memleketlerinde kalmalarını imkansız hale getirmiştir.
3. Ali Sabir ve ailesi göç sırasında hangi zorlukları yaşamışlardır?
Cevap:
Ali Sabir ve ailesi göç sırasında pek çok zorlukla karşılaşmışlardır. Bu zorluklar arasında:
Fiziksel olarak yorucu ve zahmetli bir yolculuk
Anılarına dalıp hüzünlenme ve göçün yarattığı yalnızlık duygusu
Tren yolu olmasına rağmen daha zahmetli olan eski yolu kullanmak zorunda kalmaları
Ali Sabir’in iş gereği ata ve öküzlere ihtiyacı olması, bu nedenle taşıma araçlarıyla ilgili sıkıntılar
Çocuklarının sevdikleri hayvanlardan ayrılma korkusu ve bu hayvanlara duydukları sevgi
Genel olarak göçün getirdiği ayrılık acısı ve stres
4. Bu göçün sonuçları nelerdir?
Cevap:
Bu göçün sonuçları arasında:
Ailenin yaşadığı topraklardan ve sevdiklerinden ayrılması
Yeni bir şehirde (önce Üsküp, daha sonra Selanik, Edirne, İstanbul ve İzmir) yeni bir hayata başlama zorunluluğu
Ailenin fiziksel ve duygusal olarak zor bir süreçten geçmesi
Geçmişe dair anıların özlemle ve acıyla hatırlanması
Göç edilen yerlerde yeni bir sosyal çevreye ve hayat düzenine adapte olma zorunluluğu
Göç edilen bölgelerdeki nüfusun artması ve göç eden ailelerin ekonomik ve sosyal olarak yeni düzenlerini kurma çabası
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğü Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 118, 119, 120, 121
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğü Metni Etkinlik Cevapları
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 118-119-120-121
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 118-119-120-121 EKOYAY Yayınları”
Soru : Aşağıdaki metne göre Kerem ile ailesi neden yurt dışına çıkamamışlardır?
Geçen yaz tatilinde Kerem ile ailesi Almanya’ya gitmek için her türlü hazırlıklarını yaptılar. Havaalanına doğru yola çıktılar. Yolda Kerem’in annesi, babasına, “Yolculuk için her şey hazır değil mi? Kimliklerimiz, pasaportumuz, biletlerimiz…” diye sordu. Keremin babası kendinden emin bir şekilde “Evet, her şey hazır.” diyerek cevap verdi. Artık havaalanına gelmişler, bilet, pasaport, kimlik kontrolü için sıraya girmişlerdi. Sıra kendilerine gelince birden Kerem’in babası telaşlandı. Görevli; kimlik, pasaport ve bilet istiyordu. Kerem’in babası çantasından çıkarıp kimlikleri ve biletleri verdi ama pasaportları bir türlü bulamıyordu. Sıradakiler de artık sabırsızlanmışlardı. Memur, “Beyefendi pasaportları da vermeniz gerekiyor. Yoksa başka bir ülkeye yolculuk yapmanız mümkün değil.” dedi ve öyle de oldu. Kerem ve ailesi pasaportları olmadığı için uçağa binemediler.
Cevap:
Kerem ile ailesi yurt dışına çıkamamışlardır çünkü babası havaalanına gitmeden önce pasaportlarını yanlarına almayı unutmuştur. Yolculuk için gerekli olan kimlik ve biletleri hatırlamış olsa da pasaportları evde bırakmışlardır. Havaalanında pasaport kontrolü sırasında bu eksiklik ortaya çıkınca, uçağa binmelerine izin verilmemiştir. Bu nedenle Kerem ve ailesi Almanya’ya gitme planlarını gerçekleştirememişlerdir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 119 Cevapları
Soru : Yerleşme ve seyahat hakkının yasalarla kısıtlanması durumuna örnekler veriniz.
Kısa Cevap:
Vize veya pasaport gerekliliği ile seyahat özgürlüğünün kısıtlanması.
Belirli bölgelere sokağa çıkma yasağı getirilmesi.
Uzun Cevap:
Bir ülkede belirli etnik veya dini grupların belli bölgelere yerleşmelerinin yasaklanması.
Savaş veya doğal afet durumlarında sivil halkın belli bölgelere seyahat etmelerinin yasaklanması.
Soru : Bir sokağa çıkma yasağı hangi özgürlükleri kısıtlayabilir? Neden?
Kısa Cevap:
Hareket özgürlüğü
İş ve eğitim gibi günlük aktivitelere katılma özgürlüğü
Uzun Cevap:
Sokağa çıkma yasağı, bireylerin günlük yaşamlarını sürdürmelerini, işlerine gitmelerini, eğitim almalarını ve diğer sosyal aktivitelere katılmalarını engelleyebilir. Bu tür kısıtlamalar genellikle kamu güvenliği veya acil durumlar nedeniyle uygulanır.
Soru : Haberdeki hangi ifadeler yerleşme ve seyahat özgürlüğünün kısıtlandığını göstermektedir?
Cevap:
Soru : Savaşın yaşandığı bir yerde hangi hak ve özgürlükler kısıtlanmış olur? Neden?
Kısa Cevap:
Hareket özgürlüğü ve Güvenlik ve yaşam hakkı gibi kısıtlamalar olur. Çünkü demokratik düzen bozulmuştur.
Uzun Cevap:
Savaşın yaşandığı bölgelerde, sivil halkın güvenliği sağlamak için sokağa çıkma yasakları getirilebilir, belirli bölgelere giriş-çıkışlar kontrol altına alınabilir. Bu durum, sivil halkın korunması amacıyla yapılan bir güvenlik önlemidir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 120 Cevapları
Soru : Yasak nedeniyle yayla ve meralara gidemeyen besiciler hangi zorluklarla karşılaşırlar?
Kısa Cevap:
Hayvanların otlatılması ve beslenmesi güçleşir.
Ekonomik kayıplar yaşanabilir.
Uzun Cevap:
Besiciler, yaylalara veya meralara gidememeleri durumunda hayvanlarının beslenmesi ve otlatılması konusunda zorluklar yaşarlar. Bu durum ekonomik kayıplara ve hayvanların sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Besicilerin gelir kaynakları da bu tür yasaklar nedeniyle olumsuz etkilenebilir.
Soru : Haberdeki yerleşme ve seyahat özgürlüğünün kısıtlanmasına dair ifadelerin altını çiziniz. Habere neden “insanlık dramı” başlığı verilmiş olabilir?
Cevap:
“Arakan’da 100.000’den fazla sivilin bugün itibarıyla yerinden edildiğini anlatan Sözcü, 2.000 Arakanlı Müslümanın Myanmar-Bangladeş sınırında mahsur kaldığını, sınırın Bangladeş tarafının hükûmet tarafından kapatıldığını belirtti.” ifadesi yerleşme ve seyahat özgürlüğünün kısıtlandığını gösteriyor. Habere “insanlık dramı” başlığının verilmesinin nedeni Arakanlı Müslümanlara yapılan baskılar ve katliamlardır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 121 Cevapları
Soru : Aşağıdaki haberi okuyunuz. Haber ile ilgili sorunun cevabını defterinize yazınız.
46 yıl sonra suçsuz olduğu anlaşıldı
Amerika Birleşik Devletleri’nde 19 yaşındayken 1974’te ömür boyu hapse mahkûm edilen Wilbert Jones (Vilbırt Cons), 46 yıl sonra masum olduğu ortaya çıkınca özgürlüğüne kavuştu.
Sizce haksız yere tutuklanan Wilbert Jones tutukluluk sırasında ve serbest kaldıktan sonra hangi duyguları yaşamıştır?
Cevap:
Wilbert Jones, haksız yere tutuklandığı dönemde büyük bir haksızlığa uğramış ve adaletin sağlanmadığı bir durumu yaşamış olabilir. Tutukluluk sürecinde muhtemelen hüsrana uğramış, umutsuzluk ve çaresizlik duygularıyla mücadele etmiştir. Serbest kaldıktan sonra ise büyük bir rahatlama ve adaletin tecelli ettiği duygular yaşamış olabilir. Özgürlüğüne kavuşmanın sevinciyle birlikte yaşadığı bu travmatik sürecin etkilerini atlatma ve hayatını yeniden düzenleme çabaları içinde olabilir.
Soru : Tabloda belirtilen yerleşme ve seyahat özgürlüğünün kısıtlandığı durumlar hakkında gazete veya genel ağdan haberler bulup tabloya haberin özetini yazınız.
Cevap:
Salgın hastalıklar nedeniyle bir yerleşim yerine giriş ve çıkışların yasaklanması: Örneğin, COVID-19 pandemisi sırasında birçok ülke, belirli bölgeler arası seyahatleri kısıtlayarak salgının yayılmasını önlemeye çalıştı. Örneğin, Çin’in Wuhan şehri pandemi başlangıcında sıkı bir karantina altına alınmıştı.
Toplumsal baskı: Bazı ülkelerde, siyasi nedenlerle belirli etnik veya dini grupların belirli bölgelere yerleşmeleri engellenebilir. Bu durumlar genellikle toplumsal huzursuzluk veya baskı rejimleriyle ilişkilidir.
Doğa kaynaklı afet nedeniyle göç etme: Örneğin, tsunami, deprem veya sel gibi doğal afetler sonrasında, etkilenen bölgelerde yaşayan insanlar geçici olarak ya da kalıcı olarak yerlerinden edilebilirler. Bu durumda, geçici olarak yerleşim yerlerine giriş çıkışlar kısıtlanabilir.
İzinsiz yapılan bir evin yıkımı: Bir yapı izinsiz veya ruhsatsız olarak inşa edildiğinde, hukuki süreçler sonucunda o yapının yıkılması gündeme gelebilir. Bu durumda, yerleşim yeri veya mülk sahibinin izinsiz yapı nedeniyle mevcut yerleşme özgürlüğü kısıtlanabilir.
Yurt dışına çıkış yasağı: Bir ülke vatandaşlarının belirli nedenlerle (örneğin, siyasi veya sağlık krizleri gibi) yurt dışına çıkışları geçici olarak yasaklanabilir. Bu durumda, vatandaşların yurt dışına seyahat etmeleri hukuki veya yönetimsel kararlarla kısıtlanabilir.
Her bir örneği detaylandırmak için güncel haberlere veya resmi açıklamalara başvurmanız gerekebilir.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 36-37-38-39-40-41-42-43-44-45-46-47-48-49 EKOYAY Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 36-37-38-39-40-41-42-43-44-45-46-47-48-49
Soru : Türkler hangi nedenlerle Anadolu’yu yurt edinmişlerdir? Geçen yıl öğrendiğiniz bilgileri dikkate alarak açıklayınız.
Kısa Cevap:
Türkler, Orta Asya’dan çeşitli sebeplerle göç ederek Anadolu’yu yurt edinmişlerdir. Bu sebepler arasında, yeni yurt arayışı, İslamiyet’in yayılması, Bizans’ın zayıflığı ve Anadolu’nun verimli toprakları gibi faktörler bulunmaktadır.
Uzun Cevap:
Türkler, Orta Asya’dan Anadolu’ya göç etme sürecini birçok farklı sebebe dayanarak gerçekleştirmişlerdir. İlk olarak, Orta Asya’nın coğrafi ve iklimsel koşulları Türk boylarını yeni yurt arayışına itmiştir. Kuraklık, kıtlık ve nüfus artışı gibi nedenlerle göç etmek zorunda kalan Türkler, yeni ve verimli topraklar aramışlardır.
İkinci olarak, İslamiyet’in kabulü sonrası Türklerin cihat anlayışıyla İslamiyet’i yayma arzusu da Anadolu’ya göç etmelerinin sebeplerinden biri olmuştur. Büyük Selçuklu Devleti’nin Anadolu’ya düzenlediği seferler ve Malazgirt Zaferi (1071) sonrasında Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır.
Bizans İmparatorluğu’nun iç karışıklıklar ve taht kavgaları nedeniyle zayıflaması da Türklerin Anadolu’ya yerleşmesini kolaylaştırmıştır. Bu durum, Bizans’ın Anadolu’daki otoritesinin zayıflamasına ve Türklerin buraya daha rahat yerleşmesine zemin hazırlamıştır.
Son olarak, Anadolu’nun verimli toprakları, stratejik konumu ve ticaret yolları üzerinde bulunması Türkler için cazip hale gelmiştir. Bu nedenle, Anadolu’yu yurt edinmişler ve burada güçlü devletler kurmuşlardır.
Soru : Sizce Kayıların ok ve yayı sembol olarak kullanmalarının sebebi nedir?
Kısa Cevap:
Kayıların ok ve yayı sembol olarak kullanmaları, onların savaşçı ve güçlü bir boy olduklarını ifade eder. Ok ve yay, Kayıların askeri gücünü ve savaş kabiliyetlerini temsil eder.
Uzun Cevap:
Kayı boyunun ok ve yayı sembol olarak kullanmasının ardında derin anlamlar yatmaktadır. Ok ve yay, Türk kültüründe ve özellikle bozkır kültüründe önemli bir yere sahiptir. Bu semboller, Kayı boyunun savaşçı kimliğini, askeri yeteneklerini ve güçlerini temsil eder. Yayın esnekliği ve okun hızla hedefe ulaşması, Kayı boyunun çeviklik, hız ve stratejik düşünme kabiliyetlerini simgeler.
Ayrıca, ok ve yay, Türk mitolojisinde ve destanlarında da önemli bir yere sahiptir. Bu semboller, sadece fiziksel güç ve savaş yeteneğini değil, aynı zamanda adalet, doğruluk ve hedefe ulaşma azmini de ifade eder. Kayı boyu, bu sembollerle hem kendilerine hem de dış dünyaya güçlü, adaletli ve kararlı bir toplum oldukları mesajını vermişlerdir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 37 Cevapları
Soru : Bizans İmparatorluğu ve Türkiye Selçuklu Devleti’nin siyasi durumu Kayıları ve diğer Türk boylarını nasıl etkilemiştir? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Bizans İmparatorluğu’nun zayıflaması ve Türkiye Selçuklu Devleti’nin güçlü olması, Kayılar ve diğer Türk boylarının Anadolu’ya yerleşmelerini ve burada güç kazanmalarını sağlamıştır.
Uzun Cevap:
Bizans İmparatorluğu’nun siyasi zayıflığı ve Türkiye Selçuklu Devleti’nin güçlenmesi, Kayılar ve diğer Türk boyları üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. Bizans İmparatorluğu’nun iç karışıklıkları, taht kavgaları ve merkezi otoritesinin zayıflaması, Anadolu’da güçlü bir kontrol mekanizmasının olmayışına neden olmuştur. Bu durum, Türk boylarının Anadolu’ya yerleşmeleri ve burada rahatça hareket etmeleri için bir fırsat oluşturmuştur.
Türkiye Selçuklu Devleti’nin Malazgirt Zaferi (1071) sonrası Anadolu’ya hâkim olması, Türk boylarının bu bölgeye göç etmesini teşvik etmiştir. Selçuklu Devleti’nin sağlamış olduğu güvenlik ve istikrar ortamı, Kayılar ve diğer Türk boylarının Anadolu’da köyler, kasabalar ve şehirler kurmalarına olanak tanımıştır. Selçuklu sultanlarının, özellikle de Alp Arslan ve I. Kılıç Arslan gibi liderlerin, Anadolu’da Türklerin yerleşimini desteklemeleri, Türk boylarının burada kök salmalarını sağlamıştır.
Bu siyasi durum, Türk boylarının kendi beyliklerini kurmalarına ve daha sonra Osmanlı Devleti’nin temelini oluşturan Osmanlı Beyliği gibi güçlü devletlerin doğmasına zemin hazırlamıştır. Kayı boyu da bu süreçten faydalanarak Söğüt ve Domaniç bölgelerine yerleşmiş ve burada güçlü bir beylik kurarak Osmanlı Devleti’nin temellerini atmıştır.
Soru : Osman Bey’in ayrım yapmaksızın tüm halka adil davranması Osmanlı Beyliği’nin gelişmesine nasıl katkı sağlamıştır? Tartışınız.
Kısa Cevap:
Osman Bey’in ayrım yapmaksızın tüm halka adil davranması, Osmanlı Beyliği’ne halkın güvenini ve desteğini kazandırmış, böylece beylik hızla büyüyüp güçlenmiştir.
Uzun Cevap:
Osman Bey’in ayrım yapmaksızın tüm halka adil davranması, Osmanlı Beyliği’nin gelişiminde kilit bir rol oynamıştır. Adalet, Osmanlı Beyliği’nin temel ilkelerinden biri olmuş ve bu ilke, halkın beylik yönetimine duyduğu güveni artırmıştır. Osman Bey, yönetimi altında yaşayan farklı etnik ve dini gruplara adil ve eşit davranarak, onların sadakatini kazanmış ve böylece iç huzuru sağlamıştır.
Adaletli yönetim, sadece Türk ve Müslüman halkın değil, aynı zamanda gayrimüslim toplulukların da Osmanlı Beyliği’ne bağlılık duymasını sağlamıştır. Bu topluluklar, Bizans yönetimindeki adaletsizlikten ve baskıdan kaçarken Osmanlı’nın adil ve hoşgörülü yönetimini tercih etmişlerdir. Bu durum, Osmanlı Beyliği’nin hızla büyümesine ve yeni topraklar kazanmasına katkıda bulunmuştur.
Osman Bey’in adil yönetimi, aynı zamanda ekonomik kalkınmayı da desteklemiştir. Halkın güvenliği ve refahı sağlandığında, ticaret ve tarım gibi ekonomik faaliyetler de gelişmiştir. Bu ekonomik gelişme, beylik hazinesinin güçlenmesini ve ordunun daha iyi donatılmasını sağlamış, böylece Osmanlı Beyliği’nin fetihlerde ve savunmada daha başarılı olmasına yol açmıştır.
Sonuç olarak, Osman Bey’in adil yönetimi, Osmanlı Beyliği’nin iç huzurunu, ekonomik gücünü ve askeri yeteneklerini artırmış, bu da beyliklerin hızla büyüyerek güçlü bir devlete dönüşmesini sağlamıştır. Adaletin ve hoşgörünün esas alındığı bu yönetim anlayışı, Osmanlı Devleti’nin yüzyıllar boyunca süren başarısının temel taşlarından biri olmuştur.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 38 Cevapları
Soru : Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. Cevaplarınızı defterinize yazınız.
Osman Bey’in bağımsızlığını ilanı Âşık Paşazâde Tarihi’nde şöyle anlatılmaktadır:
Osman Bey’in Karacahisar’ı almasından sonra çok sayıda insanın gelip yerleşmesiyle Karacahisar kısa zamanda mamur oldu. Halk, Dursun Fakih’ten buraya kadı tayin etmesini ve cuma namazı kılınmasını istedi. Dursun Fakih, bu isteği Osman Bey’e iletti. Osman Bey “Ne gerekiyorsa yapılsın.” deyince Dursun Fakih: “Hanım! Sultandan izin almak gerektir.” dedi. Bunun üzerine Osman Bey:
“Bu şehri kendi kılıcımla aldım, sultanın bunda ne dahli var ki ondan izin alalım, ona sultanlık veren Allah bana da hanlık verdi. Eğer minneti şu sancaksa ben, kendi sancağımı kaldırarak düşmanlarla uğraştım. Eğer o, ben Selçuk hanedanındanım derse ben de Gökalp nesliyim. Eğer bu vilayete ben onlardan önce geldim derse Süleyman Şah dedem onlardan daha önce geldi.” dedi. Halk, bu sözlerden razı oldu. Kadılık ve hatiplik Dursun Fakih’e verildi. Cuma hutbesi Karacahisar’da okundu. Âşık Paşazâde Derviş Ahmed Âşıkî, Âşık Paşazâde Tarihi, s.59-60 (Özetlenmiştir.)
Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık devletin 1302’de Koyunhisar Savaşı’ndan sonra kurulduğunu şöyle açıklamaktadır:
Bir imparatorluk ordusuna karşı kazanılan Koyunhisar Savaşı, Osman’ı bölgede karizmatik bir bey durumuna getirmiştir. Çağdaş kaynak Pachymeres (Pakimeres) onun bu zaferle şöhretinin Kastamonu bölgesine kadar yayıldığını ve gazilerin onun bayrağı altına koşuştuklarını kaydeder. Bu zafer Osman’a bir hanedan kurucusu karizması kazandırmış, kendisinden sonra oğlu Orhan itirazsız beylik tahtına geçmiştir. Biz 1302 tarihini Osmanlı hanedanının, dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin kesin kuruluş tarihi olarak kabul edebiliriz.
Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye Osmanlı Tarihi Üzerine Araştırmalar I, s.17 (Özetlenmiştir.)
1. İlk metinde geçen “sultan” ifadesiyle hangi devletin hükümdarından bahsedilmektedir?
Cevap:
İlk metinde geçen “sultan” ifadesiyle, Türkiye Selçuklu Devleti’nin hükümdarından bahsedilmektedir. Osman Bey, Selçuklu Sultanı’ndan bağımsız olarak hareket ettiğini belirtmektedir.
2. İlk metne göre hükümdarlık sembolleri nelerdir?
Cevap:
İlk metne göre hükümdarlık sembolleri arasında “sancak” ve “cuma hutbesi” yer almaktadır. Osman Bey, kendi sancağını dalgalandırarak bağımsızlığını ilan etmiş ve Karacahisar’da cuma hutbesi okutmuştur.
3. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili farklı görüşlerin olmasının sebebi nedir?
Cevap:
Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili farklı görüşlerin olmasının sebepleri arasında, tarihi kaynakların sınırlı ve birbirleriyle çelişkili olması, dönemin farklı tarihçilerinin olayları farklı perspektiflerden yorumlaması ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinin kademeli ve karmaşık olması sayılabilir. Ayrıca, devletin kuruluşunun belirli bir olay ya da tarih ile kesinleştirilmesinin zor olması da farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
4. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili hangi görüşü benimsediniz? Neden?
Cevap:
Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili olarak Halil İnalcık’ın görüşünü benimsiyorum. Halil İnalcık, 1302 yılında gerçekleşen Koyunhisar Savaşı’nı, Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihi olarak kabul etmektedir. Bu görüşü benimsememin nedeni, bu savaşın Osmanlı Beyliği’nin bölgedeki siyasi ve askeri gücünü pekiştirdiği ve Osman Bey’in karizmatik bir lider olarak tanınmasını sağladığıdır. Ayrıca, çağdaş kaynakların bu savaşı ve sonrasındaki gelişmeleri detaylı şekilde kaydetmiş olması da bu görüşü desteklemektedir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 39 Cevapları
Soru : Osmanlı Devleti’nin Rumeli’nin fethini kolaylaştıran gelişmeler nelerdir?
Kısa Cevap:
Osmanlı Devleti’nin Rumeli’nin fethini kolaylaştıran gelişmeler arasında Bizans İmparatorluğu’nun zayıflaması, Balkanlarda siyasi birliğin olmaması, Osmanlı’nın güçlü askeri yapısı ve stratejik evlilikler yer almaktadır. Bu faktörler Osmanlı’nın bölgeye hızlı ve etkili bir şekilde yerleşmesini sağlamıştır.
Uzun Cevap:
Osmanlı Devleti’nin Rumeli’nin fethini kolaylaştıran birçok gelişme bulunmaktadır. İlk olarak, Bizans İmparatorluğu’nun iç karışıklıklar ve taht kavgaları nedeniyle zayıflamış olması, Osmanlılar için önemli bir fırsat yaratmıştır. Bizans’ın bölgedeki otoritesinin azalması, Osmanlıların Rumeli’ye rahatça girmesini sağlamıştır.
Balkanlar’daki siyasi durum da Osmanlı fethini kolaylaştıran bir diğer önemli faktördür. Bölgedeki çeşitli krallıklar ve prenslikler arasında siyasi birlik yoktu ve bu devletler birbirleriyle sürekli savaş halindeydiler. Bu durum, Osmanlıların bölgedeki fetihlerini ve ilerlemelerini kolaylaştırmıştır.
Osmanlı Devleti’nin güçlü ve disiplinli ordusu da Rumeli’nin fethinde önemli bir rol oynamıştır. Osmanlı ordusu, düzenli bir yapıya sahip olup, taktik ve strateji bakımından üstün bir konumdaydı. Bu askeri güç, Osmanlıların Rumeli’de hızlı ve etkili fetihler gerçekleştirmesine olanak tanımıştır.
Stratejik evlilikler de Osmanlı Devleti’nin Rumeli’yi fethetmesinde etkili olmuştur. Osmanlı padişahları ve prensleri, Balkanlardaki yerel hanedanlarla evlilikler yaparak ittifaklar kurmuşlar ve bu sayede bölgedeki nüfuzlarını artırmışlardır.
Son olarak, Osmanlı Devleti’nin fethettiği yerlerde uyguladığı adaletli yönetim ve hoşgörü politikası, yerel halkın Osmanlı idaresini kabul etmesini ve desteklemesini sağlamıştır. Bu sayede Osmanlılar, fethettikleri bölgelerde kalıcı bir hakimiyet kurabilmişlerdir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 40 Cevapları
Soru : Boğazlar bölgesinin fethedilmesi Osmanlı Devleti’ne neler kazandırmıştır?
Kısa Cevap:
Boğazlar bölgesinin fethedilmesi, Osmanlı Devleti’ne stratejik ve ekonomik üstünlük sağlamıştır. Osmanlı, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’nı kontrol ederek Karadeniz ve Akdeniz arasındaki ticaret yollarını denetlemiş ve bölgedeki güvenliği artırmıştır. Ayrıca, boğazların kontrolü sayesinde İstanbul’un fethi kolaylaşmış ve Osmanlı Devleti’nin jeopolitik gücü artmıştır.
Uzun Cevap:
Boğazlar bölgesinin fethedilmesi, Osmanlı Devleti için birçok stratejik, ekonomik ve askeri avantaj sağlamıştır. Öncelikle, İstanbul Boğazı (Boğaziçi) ve Çanakkale Boğazı’nın kontrol altına alınması, Osmanlı Devleti’ne deniz ticareti üzerinde büyük bir denetim sağlamıştır. Karadeniz ve Akdeniz arasındaki ticaret yollarının kontrolü, Osmanlıların ekonomik gücünü artırmış ve bölgedeki ticaretin güvenliğini sağlamıştır.
Boğazların fethedilmesi, Osmanlı Devleti’nin askeri stratejisine de büyük katkı sağlamıştır. Boğazlar, İstanbul’un fethinde kritik bir öneme sahipti. Çanakkale Boğazı’nın kontrolü, Osmanlıların Avrupa yakasından Asya yakasına güvenli bir geçiş yapmalarına ve İstanbul’u kuşatmalarına olanak tanıdı. Bu stratejik kontrol, İstanbul’un fethini kolaylaştırdı ve Bizans İmparatorluğu’nun direncini kırdı.
Ekonomik açıdan, boğazların kontrolü Osmanlı Devleti’ne büyük gelirler sağladı. Ticaret gemilerinden alınan geçiş ücretleri ve gümrük vergileri, Osmanlı hazinesine önemli katkılar yaptı. Ayrıca, boğazların kontrolü, Osmanlıların Karadeniz ticaretine de hakim olmalarını sağladı, bu da devletin ekonomik kalkınmasına katkıda bulundu.
Jeopolitik olarak, boğazların fethedilmesi Osmanlı Devleti’nin Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumunu güçlendirdi. Boğazlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ve Asya’daki toprakları arasında bir köprü vazifesi gördü ve bu bölgelerin daha etkili bir şekilde yönetilmesini sağladı. Ayrıca, boğazların kontrolü, Osmanlı Devleti’ne Doğu Akdeniz’de ve Karadeniz’de deniz üstünlüğü kazandırdı.
Sonuç olarak, boğazların fethedilmesi Osmanlı Devleti’ne ekonomik zenginlik, askeri stratejik üstünlük ve jeopolitik avantajlar kazandırmış ve Osmanlı İmparatorluğu’nun güçlü bir dünya devleti olmasının temel taşlarından biri olmuştur.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 41 Cevapları
Soru : Görsel 2.13’ü incelediğinizde Osmanlı askerleri ile ilgili hangi bilgilere ulaşabilirsiniz?
Cevap:
Ordunun yayalardan ve atlılardan oluştuğu
Padişahın ordunun başında sefere katıldığı
Fethedilen kalelerin burçlarına Osmanlı bayrağının dikildiğinin
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 42 Cevapları
Soru : Haberi okuyunuz ve soruları cevaplayınız. Cevaplarınızı defterinize yazınız.
1. Kültürel miras ifadesinden ne anlıyorsunuz? Örnek vererek açıklayınız.
Cevap:
Kültürel miras, geçmiş nesiller tarafından oluşturulmuş ve bugünkü nesillere aktarılan, evrensel değerlere sahip, tarihi ve kültürel önemi olan eserlere verilen isimdir. Bu miras, bir toplumun kimliğini ve tarihini yansıtan somut ve somut olmayan öğeleri içerir. Örneğin, Türkiye’deki Efes Antik Kenti veya Topkapı Sarayı somut kültürel mirasa örnek olarak verilebilirken, halk dansları veya geleneksel el sanatları somut olmayan kültürel mirasın örnekleridir.
2. Devletimizin kültürel mirasın korunmasına önem vermesinin sebepleri nelerdir?
Cevap:
Devletimizin kültürel mirasın korunmasına önem vermesinin sebepleri, tarih ve kültür bilincinin canlı tutulması, milli kimliğin ve toplumsal birlik duygusunun güçlendirilmesi ile ilgilidir. Geçmişin değerlerine sahip çıkmayan milletler, kimliklerini ve tarihsel bağlarını kaybetme riski taşır. Ortak geçmişe sahip çıkmak, toplumun bütünleşmesini sağlar ve gelecek nesillere zengin bir kültürel miras bırakır. Ayrıca, kültürel miras turizm aracılığıyla ekonomik faydalar da sağlar ve uluslararası prestiji artırır.
3. Osmanlı Devleti köprüler dışında fethettiği yerlere ne tür eserler kazandırmıştır?
Cevap:
Osmanlı Devleti, fethettiği bölgelerde sadece köprüler inşa etmekle kalmamış, aynı zamanda çeşitli kamu yararına hizmet eden birçok yapı da inşa etmiştir. Örneğin, camiler, medreseler (eğitim kurumları), imaretler (aşevleri), hastaneler, hamamlar, kervansaraylar ve çeşmeler gibi yapılar inşa edilmiştir. Bu eserler, fethedilen bölgelerin sosyal ve ekonomik yaşamını canlandırmış ve Osmanlı’nın kalıcı izlerini bırakmıştır. Mimar Sinan’ın eseri olan Süleymaniye Camii ve Külliyesi buna güzel bir örnektir.
4. Restorasyon projelerinin Balkan devletleri ile Türkiye arasındaki ilişkilere katkıları nelerdir?
Cevap:Restorasyon projeleri, Türkiye ve Balkan devletleri arasında önemli bir işbirliği zemini oluşturur. Bu projeler, ortak tarih ve kültürel bağların yeniden canlanmasına katkıda bulunur ve ülkeler arasındaki kültürel ve siyasi ilişkilerin güçlenmesine yardımcı olur. Ayrıca, bu tür işbirlikleri, iki taraf arasında güven ve dostluk duygularını pekiştirir, düşmanca tutumların azalmasına katkıda bulunur. Örneğin, Türkiye’nin Balkanlardaki Osmanlı eserlerinin restorasyonuna katkıda bulunması, bölgedeki kültürel mirasın korunmasına ve turizmin canlanmasına yardımcı olur, aynı zamanda karşılıklı anlayış ve işbirliğini artırır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 43 Cevapları
Soru : İskân politikasının sonuçlarını ve Osmanlı Devleti’ne katkılarını aşağıdaki şemaya yazınız.
Cevap:
Askerî:
Yeni fethedilen bölgelerde Müslüman-Türk nüfusun artırılması, bu bölgelerde Osmanlı hakimiyetini güçlendirmiştir.
Stratejik bölgelerdeki yerleşim yerlerine askerî birlikler ve gaziler yerleştirilerek güvenlik sağlanmıştır.
Yerel halkın direnişini kırmak için bölgeye sadık topluluklar yerleştirilmiş, bu da isyanları önlemiştir.
İskân politikası sayesinde sınır bölgeleri daha güvenli hale gelmiş, askeri harekatlar için güvenli üsler oluşturulmuştur.
Siyasi:
Farklı etnik ve dini grupların bir arada yaşaması sağlanarak Osmanlı’nın çok kültürlü yapısı güçlendirilmiştir.
Yeni fethedilen bölgelerde Osmanlı yönetiminin kabul edilmesi kolaylaştırılmıştır.
İskân edilen bölgelerde Osmanlı otoritesi ve yönetim sisteminin hızlı bir şekilde yerleşmesi sağlanmıştır.
Sınır bölgelerinde sadık nüfus oluşturularak merkezi otoritenin güçlendirilmesi sağlanmıştır.
Ekonomik:
İskân edilen bölgelerde tarım ve ticaret faaliyetleri canlandırılmış, ekonomik kalkınma hızlanmıştır.
Üretim artışı sağlanmış, vergi gelirleri artmış ve bu da Osmanlı hazinesine katkı sağlamıştır.
Yeni yerleşim yerlerinde altyapı çalışmaları yapılarak bölgenin ekonomik potansiyeli artırılmıştır.
Göç ettirilen nüfusun ekonomik faaliyetleri, yerel ekonomiyi canlandırarak bölgesel kalkınmaya katkı sağlamıştır.
Kültürel:
Farklı kültürlerin bir arada yaşamasıyla Osmanlı kültürel çeşitliliği artmış ve hoşgörü politikası güçlenmiştir.
İskân edilen bölgelerde camiler, medreseler, hamamlar ve diğer sosyal yapılar inşa edilerek kültürel etkileşim artırılmıştır.
Türk-İslam kültürü, yeni bölgelere yayılmış ve Osmanlı’nın kültürel etkisi genişlemiştir.
Yeni yerleşimlerle birlikte sosyal ve kültürel hayat canlanmış, sanat ve zanaat faaliyetleri gelişmiştir.
Bu şemada, iskân politikasının Osmanlı Devleti’ne sağladığı askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel katkılar özetlenmiştir.
Soru : Osmanlı Devleti’ne karşı Haçlı seferlerinin düzenlenmesinin sebebi nedir?
Kısa Cevap:
Osmanlı Devleti’ne karşı Haçlı seferlerinin düzenlenmesinin sebebi, Osmanlıların Avrupa’da hızla genişleyerek Hristiyan topraklarını tehdit etmeleridir. Avrupa devletleri, Osmanlı ilerleyişini durdurmak ve Hristiyan dünyasını korumak amacıyla bir araya gelerek Haçlı seferleri düzenlemişlerdir.
Uzun Cevap:
Osmanlı Devleti’ne karşı Haçlı seferlerinin düzenlenmesinin sebepleri, siyasi, dini ve ekonomik etkenlerin bir birleşimidir:
Siyasi Sebepler:
Osmanlı Devleti’nin hızlı genişlemesi ve Avrupa’da büyük topraklar fethetmesi, Avrupalı devletler için ciddi bir tehdit oluşturuyordu. Osmanlı’nın özellikle Balkanlar ve Doğu Avrupa’daki ilerleyişi, Avrupa’daki güç dengesini Osmanlı lehine değiştiriyordu.
Osmanlı’nın fetihleri sonucunda, Bizans İmparatorluğu gibi eski ve köklü Hristiyan devletler zor durumda kalmış, bu da diğer Hristiyan devletleri tedirgin etmiştir.
Dini Sebepler:
Hristiyanlık ve İslam arasındaki tarihi dini çatışma, Haçlı seferlerinin düzenlenmesindeki ana motivasyonlardan biriydi. Avrupa’daki Hristiyan devletler, Osmanlı’nın Hristiyan topraklarına yaptığı fetihlere karşı dini bir savunma refleksi geliştirmiştir.
Papa ve kilise liderleri, Osmanlı’ya karşı Haçlı seferlerini teşvik etmiş, bu seferlerin kutsal bir görev olduğunu belirtmişlerdir. Hristiyan dünyasını savunmak ve Müslüman ilerleyişini durdurmak, dini liderler tarafından önemli bir misyon olarak görülmüştür.
Ekonomik Sebepler:
Osmanlı Devleti’nin kontrol ettiği bölgeler, ticaret yolları açısından stratejik öneme sahipti. Osmanlı’nın bu bölgeleri kontrol etmesi, Avrupalı tüccarların ticaretini zorlaştırmış ve ekonomik çıkarlarına zarar vermiştir.
Haçlı seferleri, Avrupalı devletler için aynı zamanda ekonomik çıkarlarını koruma mücadelesiydi. Osmanlı Devleti’nin güçlenmesi, Avrupa’nın ekonomik çıkarlarını tehdit ediyordu.
Askeri Sebepler:
Osmanlı’nın güçlü ve organize ordusu, Avrupa’nın askeri güvenliğini tehdit ediyordu. Avrupa devletleri, Osmanlı askeri gücünü durdurmak için birleşmek zorunda kaldı.
Osmanlı’nın askeri başarıları, Avrupa’da büyük bir endişe ve korku yaratmıştı. Haçlı seferleri, bu askeri tehditlere karşı bir savunma mekanizması olarak görülmüştür.
Sonuç olarak, Osmanlı Devleti’ne karşı Haçlı seferlerinin düzenlenmesi, siyasi ve dini tehditlerin yanı sıra ekonomik çıkarların korunması gibi çeşitli sebeplerin birleşimiyle ortaya çıkmıştır. Bu seferler, Avrupa’nın Osmanlı ilerleyişine karşı verdiği tepkilerin bir yansımasıdır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 44 Cevapları
Soru : Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun büyük kısmı Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmıştır. Buna karşılık Rumeli’de büyük bir toprak kaybı yaşanmamıştır. Bu durumun sebebi nedir?
Kısa Cevap:
Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun büyük kısmının Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmasına karşın Rumeli’de büyük bir toprak kaybı yaşanmamasının sebebi, Osmanlı yönetim sisteminin Rumeli’de daha sağlam ve oturmuş olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, Rumeli’deki yerel beyler ve halkın Osmanlı yönetimine daha bağlı olması ve Timur’un öncelikle Anadolu’da etkinlik kurmaya çalışması bu durumu etkilemiştir.
Uzun Cevap:
Ankara Savaşı, 1402 yılında Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid ile Timur arasında gerçekleşmiş ve Osmanlı Devleti büyük bir yenilgi almıştır. Bu savaşın ardından Osmanlı Devleti’nde Fetret Devri olarak bilinen bir iç karışıklık ve taht kavgaları dönemi başlamıştır. Anadolu’daki birçok beylik ve şehir Timur’un etkisi altına girmiş veya eski bağımsızlıklarını kazanmıştır. Ancak, Rumeli’de benzer bir toprak kaybı yaşanmamıştır. Bunun birkaç önemli sebebi vardır:
Yönetim ve İdari Yapı:
Osmanlı Devleti, Rumeli’de daha oturmuş ve düzenli bir yönetim sistemi kurmuştu. Bu bölgelerdeki idari yapı, merkezi otoriteye daha sıkı bir şekilde bağlıydı ve yerel yöneticiler Osmanlı Devleti’ne sadıktı. Bu, Rumeli’deki Osmanlı yönetiminin savaş sonrası dönemde de devam etmesini sağladı.
Yerel Beylerin Bağlılığı:
Rumeli’deki yerel beyler ve halk, Osmanlı yönetimine daha bağlıydı ve merkezi otoriteye karşı sadakatleri yüksekti. Bu sadakat, savaş sonrası dönemde de devam etti ve bölgedeki Osmanlı kontrolünün korunmasına yardımcı oldu.
Timur’un Stratejisi:
Timur’un stratejisi daha çok Anadolu üzerinde etkili olmak ve buradaki beylikleri kontrol altına almak üzerineydi. Rumeli’ye yönelik doğrudan bir harekat planı veya stratejisi bulunmuyordu. Bu nedenle, Timur’un saldırıları Anadolu ile sınırlı kaldı ve Rumeli bu saldırılardan nispeten uzak kaldı.
Coğrafi Faktörler:
Anadolu’nun coğrafi olarak geniş ve dağınık yapısı, kontrolün kaybedilmesini kolaylaştırmıştır. Rumeli’nin ise daha kompakt ve stratejik olarak kontrolü daha kolay bir bölge olması, Osmanlı’nın bu toprakları elinde tutmasını kolaylaştırmıştır.
Askeri ve Stratejik Güç:
Osmanlı Devleti, Rumeli’de güçlü askeri garnizonlar bulunduruyordu. Bu askeri güçler, herhangi bir isyanı veya dış saldırıyı bastırabilecek kapasitedeydi. Ayrıca, Rumeli’deki askeri güçlerin koordinasyonu ve merkezi otoriteye bağlılıkları, bu bölgedeki istikrarı sağlamıştı.
Sonuç olarak, Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’da büyük toprak kayıpları yaşanırken, Rumeli’de bu tür kayıpların yaşanmaması, Osmanlı’nın Rumeli’de kurduğu güçlü idari ve askeri yapının yanı sıra, Timur’un stratejik önceliklerinin Anadolu’ya odaklanmasından kaynaklanmıştır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 47 Cevapları
Soru : Metinleri okuyunuz ve soruları cevaplayınız. Cevaplarınızı defterinize yazınız.
… Vardılar, oğlan devşirdiler. Getirip Anadolu’da Türk kavmine üleştirdiler. Çift sürdüler. Bunlar hizmet gördüler ve Türkçe öğrendiler. Üç yıl, dört yıl olduktan sonra getirip devlet kapısında yeniçeri yaptılar. Ak börk giydirdiler. Asılda yeniçerinin kuruluşu budur. O vakitten beri adını yeniçeri koydular. Oruç Beğ Tarihi, s. 38
Bir ülke alındıktan sonra padişah kâtibi o yöreye gelir ve erkek çocukları yeniçeri olarak askere alır. Her biri için beş altın öder ve onları Anadolu’ya yetiştirilecekleri yere gönderir. Şayet buradan aldığı çocuk yeterli gelmezse kendi ülkesindeki erkek çocuklara sahip Hristiyanlara gider. Onlardan her şehrin payına düşen miktarda çocuğu toplar. Çocuklar kime emanet edildiyse o kişi çocukları yetiştirmekle ve sonra kendisine söylenen yere yollamakla mükelleftir. Geri alınan çocuklar savaş talimi yapmaya başlar. Padişah onlara ulufeleri öder. En iyilerini sarayına seçer ve ulufelerini arttırır.
Konstantin Mihailoviç (Sırp), Bir Yeniçerinin Hatıraları, s.115-116 (Özetlenmiştir.)
1. Metinlerde hangi asker alma sisteminden söz edilmektedir?
Cevap:
Metinlerde, Osmanlı Devleti’nin asker ihtiyacını karşılamak amacıyla uyguladığı Devşirme Sistemi‘nden söz edilmektedir.
2. Alınan çocuklar hangi ocağa asker olmaktadır?
Cevap:
Alınan çocuklar, Osmanlı Devleti’nin elit asker sınıfı olan Yeniçeri Ocağı‘na asker olmaktadır.
3. Çocuklar neden Türk ailelere verilmektedir?
Cevap:
Çocuklar, Osmanlı kültürünü, dilini ve İslam dinini öğrenmeleri için Türk ailelere verilmektedir. Bu süreçte çocuklar, Türk kültürüne ve yaşam biçimine adapte olarak, ileride Osmanlı ordusunda ve devletinde daha etkili hizmet edebilmeleri için eğitilirler.
4. Saray için seçilen çocukların özellikleri neler olabilir?
Cevap:
Saray için seçilen çocuklar genellikle fiziksel olarak güçlü, zeki, yetenekli ve itaatkâr özelliklere sahip olmalıdır. Ayrıca, liderlik potansiyeli gösteren, öğrenmeye açık ve askeri eğitime yatkın olan çocuklar tercih edilir. Bu özellikler, onların ileride saray hizmetlerinde ve devlet yönetiminde önemli roller üstlenmelerine olanak sağlar.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 48 Cevapları
Soru : Osmanlı toplumunda yönetenler ile yönetilenler arasında hangi açıdan farklar bulunmaktadır?
Kısa Cevap:
Osmanlı toplumunda yönetenler, devlete hizmet eden ve yönetim kademelerinde bulunan kişilerden oluşurken; yönetilenler, vergi veren ve çeşitli ekonomik faaliyetlerde bulunan halk tabakasıdır. Yönetenler, merkezi otoriteyi temsil eder ve devletin idari, askeri ve mali işlerini yürütürken; yönetilenler, tarım, ticaret ve zanaatla uğraşarak devletin ekonomik temelini oluştururlar.
Uzun Cevap:
Osmanlı toplumunda yönetenler (askerî sınıf) ile yönetilenler (reaya) arasında çeşitli açılardan belirgin farklar bulunmaktadır:
Yönetenler:
Görev ve Yetkiler: Yönetenler, Osmanlı Devleti’nin yönetim, savunma ve mali işlerini yürütürler. Bu sınıfın üyeleri, padişah, vezirler, beylerbeyi, sancak beyleri ve yeniçeriler gibi devletin çeşitli kademelerinde görev alırlar.
Vergi Muafiyeti: Yönetenler sınıfı, devlete hizmet ettikleri için vergiden muaf tutulurlar.
Eğitim ve Statü: Yönetenler genellikle medrese eğitimi almış, devlet hizmetinde deneyimli ve toplumda yüksek statüye sahip kişilerdir.
Askerî ve İdari Görevler: Bu sınıfın üyeleri askeri görevlerde bulunur ve devletin güvenliğini sağlamakla yükümlüdürler. Ayrıca idari görevlerde de etkin rol oynarlar.
Yönetilenler:
Vergi Yükümlülüğü: Yönetilenler, devletin vergi yükümlülüğünü taşıyan kesimdir. Tarım, hayvancılık, ticaret ve zanaatla uğraşarak devletin ekonomik temelini oluştururlar.
Hukuki Statü: Yönetilenler, genellikle şeriat hukuku ve örfi hukuk çerçevesinde yönetilirler. Müslümanlar ve gayrimüslimler farklı hukuki statülere sahiptir.
Ekonomik Faaliyetler: Yönetilenler, köylü, çiftçi, tüccar, zanaatkar gibi çeşitli ekonomik faaliyetlerde bulunarak geçimlerini sağlarlar.
Sosyal ve Ekonomik Sınıf: Reaya sınıfı, toplumun alt ve orta katmanlarını oluşturur ve yönetenlere göre daha sınırlı hak ve imkânlara sahiptir.
Soru : Günümüzdeki toplum yapısı ve ekonomik faaliyetlerle Osmanlı’daki toplum yapısı ve ekonomik faaliyetlerin benzer ve farklı yönleri nelerdir?
Kısa Cevap:
Günümüzdeki toplum yapısı, modern devlet anlayışı çerçevesinde daha eşitlikçi ve demokratik bir yapıya sahiptir. Ekonomik faaliyetler daha çeşitlidir ve sanayi, hizmet sektörü gibi modern sektörler öne çıkar. Osmanlı’da ise toplum, yönetici ve yönetilenler olarak sınıflandırılmış ve ekonomik faaliyetler daha çok tarım, ticaret ve zanaatla sınırlı kalmıştır. Osmanlı’da vergi yükümlülüğü sadece reaya sınıfına aitken, günümüzde her vatandaş vergi mükellefidir.
Uzun Cevap:
Günümüzdeki toplum yapısı ve ekonomik faaliyetlerle Osmanlı’daki toplum yapısı ve ekonomik faaliyetlerin benzer ve farklı yönleri şunlardır:
Toplum Yapısı:
Benzerlikler:
Çeşitlilik: Hem Osmanlı döneminde hem de günümüzde toplum yapısı, farklı etnik, dini ve kültürel gruplardan oluşan bir çeşitlilik göstermektedir.
Hiyerarşi: Her iki dönemde de belirli bir sosyal hiyerarşi bulunmaktadır. Osmanlı’da yönetenler ve yönetilenler, günümüzde ise farklı ekonomik ve sosyal sınıflar arasında bir hiyerarşi vardır.
Farklılıklar:
Sınıfların Belirginliği: Osmanlı toplumunda sınıflar (askerî ve reaya) belirgin ve keskin çizgilerle ayrılmışken, günümüzde daha esnek ve geçişken sosyal sınıflar bulunmaktadır.
Hak ve Özgürlükler: Günümüzde demokratik değerler ve insan hakları daha yaygındır ve toplumun her kesimi daha eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Osmanlı’da ise bu hak ve özgürlükler sınıflar arasında farklılık göstermekteydi.
Ekonomik Faaliyetler:
Benzerlikler:
Tarımın Önemi: Osmanlı döneminde olduğu gibi günümüzde de tarım sektörü, özellikle kırsal bölgelerde önemli bir geçim kaynağıdır.
Ticaret ve Zanaat: Her iki dönemde de ticaret ve zanaatkarlık, ekonomik faaliyetler arasında yer almaktadır.
Farklılıklar:
Sanayi ve Teknoloji: Günümüzde sanayi, teknoloji ve hizmet sektörü ekonomik faaliyetlerin büyük bir kısmını oluştururken, Osmanlı döneminde tarım ve el zanaatları daha ağırlıklıydı.
Küreselleşme: Günümüzde ekonomik faaliyetler küresel ölçekte gerçekleşmekte, uluslararası ticaret ve işbirlikleri önemli bir yer tutmaktadır. Osmanlı döneminde ekonomik faaliyetler daha yerel ve bölgesel düzeydeydi.
Vergi Sistemi: Osmanlı’da vergi yükümlülüğü daha çok reaya sınıfına aitken, günümüzde her vatandaş, gelirine göre vergi vermektedir ve bu vergilerle kamu hizmetleri finanse edilmektedir.
Sonuç olarak, günümüzdeki toplum yapısı ve ekonomik faaliyetler, Osmanlı dönemine göre daha karmaşık, çeşitli ve küresel bir nitelik taşımaktadır. Ancak, temel ekonomik faaliyetler ve sosyal yapının bazı yönleri, iki dönem arasında benzerlikler göstermektedir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 49 Cevapları
Soru : Minyatürleri inceleyiniz. Hangi ekonomik faaliyetlerle ilgili olduklarını altlarına yazınız.
Cevap:
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Sayfa 36-37-38-39-40-41-42-43-44-45-46-47-48-49 Cevapları”
Soru : Örneği inceleyiniz. Osmanlı Devleti’nin sınırlarını genişletmesinde ve güçlü bir devlet hâline gelmesinde
aşağıda sol tarafta yer alan unsurların etkisini karşılarına yazınız.
Cevap:
Coğrafi konum = Osmanlı Devleti’nin Anadolu’nun batısında ve Balkanlar’da stratejik bir konumda olması, hem doğu hem batı ticaret yollarının kavşağında bulunması ve denizlere yakınlığı genişleme politikalarını desteklemiştir.
İskânpolitikası = Osmanlılar, fethettikleri bölgelere Türkmen ve diğer Müslüman nüfusları yerleştirerek, bu bölgelerde yerel destek ve kontrol sağlamışlar ve böylece sınırlarını genişletmişlerdir.
Askerî yapı = Osmanlı Devleti’nin disiplinli ve düzenli ordusu, teknolojik yeniliklere açık olmaları ve merkezi otoritenin güçlü olması, sınırlarını koruma ve genişletme sürecinde etkili olmuştur.
Adaletliyönetim = Osmanlılar, fethettikleri yerlerde yerel halkın dini ve kültürel haklarına saygı göstermiş, adaletli bir yönetim sergileyerek halkın desteğini kazanmış ve böylece topraklarını genişletmişlerdir.
Anadolu Beylikleriyleilişkiler = Osmanlılar, Anadolu Beylikleri ile diplomatik yollarla veya güç kullanarak ilişkiler kurmuş, bazı beylikleri kendilerine bağlamış veya onlarla ittifaklar kurarak güçlerini artırmışlardır. Bu durum da sınırlarını genişletmelerine katkı sağlamıştır.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal BilgilerMEB Yayınları Ders KitabıSayfa ve Metin Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı” Türkiye’deki 7. sınıf öğrencileri için büyük bir önem taşımaktadır. “7. Sınıf Sosyal Bilgiler” dersi, öğrencilere tarih, coğrafya, ekonomi ve vatandaşlık bilgisi gibi konularda geniş bir perspektif kazandırmayı amaçlar. Bu dersin müfredatı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmiş ve “7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı” adı altında MEB Yayınları tarafından basılmıştır.
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Kitabı“, öğrencilere, geçmişten günümüze sosyal ve kültürel gelişmeleri anlamalarını sağlamak için çeşitli konular sunar. Kitapta yer alan konular arasında, Türk tarihinin önemli olayları, Türkiye’nin coğrafi özellikleri, ekonomik sistemler ve temel vatandaşlık bilgileri yer alır. Bu bilgiler, öğrencilerin genel kültürünü artırmakla kalmaz, aynı zamanda onlara eleştirel düşünme ve problem çözme becerileri de kazandırır.
Öğrenciler, derslerde öğrendikleri bilgileri pekiştirmek ve konuları daha iyi anlamak için sık sık “7. Sınıf Sosyal Bilgiler Cevapları” arayışına girerler. Bu cevaplar, hem ders kitabındaki soruların hem de öğretmenlerin verdiği ödevlerin çözümünde öğrencilere yardımcı olur. Böylece öğrenciler, öğrendiklerini daha sağlam bir temele oturtarak akademik başarılarını artırabilirler.
Sonuç olarak, “7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı” ve bu kitabın sunduğu içerikler, öğrencilerin sosyal bilimler alanında kendilerini geliştirmeleri ve geleceğe daha donanımlı bireyler olarak hazırlanmaları açısından büyük bir değere sahiptir.
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Cevapları MEB Yayınları”
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Cevapları MEB Yayınları” konusunda cevaplara ulaşabilmek için aşağıda yer alan mavi renkli olan metin etkinlik isimlerine tıklamanız veya yeşil renkli olan Sosyal Bilgiler ders kitabı sayfa sayılarına tıklayarak kolay bir şekilde Sosyal Bilgiler ders kitabı cevaplarınıza ulaşarak cevaplarınızı kontrol edebilirsiniz.
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB Yayınları Kitabı Cevapları” konusu hakkında aklınıza takılan kısımları konunun en alt kısmında yer alan yorumlar kısmına sorarak Sosyal Bilgiler ders kitabı ile ilgili olan soruları sorarak Sosyal Bilgiler Öğretmenimizden en güvenilir ve hızlı cevapları alabilirsiniz. İyi dersler dileriz.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Cevapları
7. Sınıf Sosyal Bilgiler MEB YayınlarıDers Kitabı Sayfa 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26 ,27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35. Sayfa cevapları aşağıda yer almaktadır.
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 3. Ünite Öğrendiklerimi Değerlendiriyorum Cevapları Sayfa 123, 124, 125
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 3. Ünite Öğrendiklerimi Değerlendiriyorum Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 123-124-125 EKOYAY Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 123-124-125
A. Cümlelerde belirtilen yargıların doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu cümlelerin başındaki kutulara “D” ya da “Y” yazarak belirtiniz. Yanlış olduğunu düşündüğünüz yargıların doğrularını cümlelerin altlarındaki boşluklara yazınız.
Cevap:
(Yanlış) 1. İnsanların sivil toplum kuruluşlarında çalışma özgürlüğünün olması yerleşmeyi etkileyen etmenlerden biridir. (Sivil toplum kuruluşlarında çalışma gönüllük esasına göre olduğu için doğrudan yerleşime etki etmez.)
(Doğru) 2. Doğum oranlarının ölüm oranlarından fazla olması nüfusu artıran bir etkendir.
(Doğru) 3. Ülkemizin doğusundaki ekonomik faaliyetlerin çeşitliliği batısına göre daha az olduğundan buradaki nüfus daha azdır.
(Yanlış) 4. Göç herhangi bir neden olmaksızın uzun süre başka bir yerde yaşamak için yapılan yer değiştirme durumudur. (Her göçün bir nedeni vardır. Bu nedenlerden bazıları ekonomik, sağlık, terör gibi nedenlerdir.)
(Yanlış) 5. Anayasaya göre yerleşme hürriyeti hiçbir şekilde kısıtlanamaz. (Anayasa’nın 23. maddesine göre sağlık, güvenlik gibi nedenlerle yerleşme hürriyeti kısıtlanabilir.)
B. Aşağıdaki cümleleri kutucukta verilenleri kullanarak doğru olarak tamamlayınız.
Cevap:
6. Nehir kenarları ve deniz kıyıları yerleşim için tercih edilen yerlerdendir.
7. Türkiye nüfus haritasını inceleyen biri ticaret bölgelerinin nerelerde yoğun olduğu bilgisine ulaşabilir.
8. İstanbul’un nüfusunun yoğun olma nedenlerinden biri de ticaret yolları üzerinde bulunmasıdır.
9. 1980’li yıllardan itibaren kent nüfusu kır nüfusuna göre daha fazla olmaya başlamıştır.
10. Savaş ya da başka nedenlerle ülkeler arası yapılan nüfus değişimine mübadele denir.
11. Yurt dışına çıkmak için pasaport gereklidir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 124 Cevapları
C. Aşağıdaki I. grubu II. grup ile örnekteki gibi eşleştiriniz.
Cevap:
1. (a) Yerleşmeyi olumlu etkileyen bir nedendir.
2. (c) Eğlenme ve dinlenme amacıyla kısa süreli yer değiştirme durumudur.
3. () Eğitim amaçlı göç eden kişiye denir.
4. (ç) Yaşadığı ülkeyi terk edip başka bir ülkeye sığınan insanlardır.
5. (b) Bir yerde yaşayanların toplam sayısıdır.
Ç. Doğru cevabın bulunduğu seçeneği işaretleyiniz.
13. “Daha siz küçükken kömür madeninde çalışmak için buraya gittim. Bir süre çalışıp bir miktar para kazanınca geri döndüm. Ancak bu böyle sürüp gidemezdi. En iyisi şimdi yaşadığımız Zonguldak’a göçmek ve ailece burada yaşamaktı.”
Yukarıdaki açıklamaya göre Zonguldak ilimizin yerleşim yeri olarak tercih edilmesinin nedeni hangi seçenekte doğru verilmiştir?
A) Doğal güzellikleri B) İklimi C) Yer altı kaynaklarıD) Yoğun nüfusu
Cevap: C Şıkkı
14.Grafiğe göre aşağıdaki seçeneklerden hangisine ulaşılamaz?
A) Hangi yıllar arasındaki artışın diğerlerine göre fazla olduğuna B) 1990-2000 yılları arasında ülkemizin dışarıdan göç aldığına
C) Yakın geleceğe dair nüfus artışı hakkında tahmin yapmaya
D) Nüfusun en az ve en fazla olduğu yılları tespit etmeye
Cevap: B Şıkkı
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 125 Cevapları
15. Üniversiteleriyle tanınan bir şehir için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Barınma imkânlarından yoksundur. B) Çok sayıda öğrencisi olan bir şehirdir.
C) Eğitim oranı yüksektir. D) Kültürel faaliyetler yaygındır.
Cevap: A Şıkkı
16. Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde göç ile ilgili neden-sonuç ilişkisi vardır?
A) Savaş-Insan hakları ihlali B) Tarımda makineleşmenin artması-Kır-kent nüfus oranının değişmesi
C) Doğal afet yaşanması-Arama kurtarma
D) Doğum oranının ölüm oranından yüksek olması-Nüfusun artması
Cevap: B Şıkkı
17. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi vatandaşın yerleşme ve seyahat özgürlüğünün haksız yere kısıtlanmasına bir örnektir?
A) Hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı olmak
B) Salgın hastalık nedeniyle bulunduğu kasabadan çıkamamak
C) işlediği bir suçtan dolayı tutuklanmak D) Terör baskısı nedeniyle yaylaya gidememek
Cevap: D Şıkkı
D. Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.
18. Nüfus sayımları neden önemlidir? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Nüfus sayımları, bir ülkenin demografik yapısını belirlemek, planlama ve kalkınma politikalarını oluşturmak için önemlidir. Doğru ve güncel nüfus verileri, sağlık, eğitim, konut, ulaşım gibi alanlarda ihtiyaçların tespit edilmesine ve kaynakların etkin kullanılmasına yardımcı olur.
Uzun Cevap:
Nüfus sayımları, bir ülkenin demografik bilgilerini toplamak için yapılan sistematik ve kapsamlı araştırmalardır. Bu sayımlar, nüfusun büyüklüğü, dağılımı, yaş yapısı, cinsiyet oranı, eğitim düzeyi, meslek dağılımı gibi birçok önemli veriyi içerir. Nüfus sayımları şu nedenlerle önemlidir:
Planlama ve Kalkınma: Hükümetler, nüfus verilerini kullanarak sağlık, eğitim, konut, ulaşım ve altyapı gibi alanlarda stratejik planlamalar yapar. Örneğin, belirli bir bölgede çocuk nüfusu fazlaysa, o bölgede daha fazla okul ve sağlık merkezi açılması planlanabilir.
Kaynak Tahsisi: Kamu kaynaklarının adil ve etkin bir şekilde dağıtılabilmesi için nüfus verilerine ihtiyaç vardır. Vergi gelirleri, sosyal yardım programları ve diğer kamu hizmetlerinin dağıtımında nüfus bilgileri belirleyici rol oynar.
Temsil ve Seçimler: Nüfus sayımları, seçim bölgelerinin sınırlarının belirlenmesinde ve parlamenter temsilin düzenlenmesinde kullanılır. Böylece, nüfus yoğunluğu ve dağılımı dikkate alınarak adil bir temsil sağlanır.
Ekonomik Politikalar: İş gücü piyasası analizleri ve ekonomik büyüme stratejileri için nüfus verileri önemlidir. Nüfusun yaş dağılımı, istihdam oranları ve meslek grupları gibi veriler, ekonomik politikaların şekillendirilmesine yardımcı olur.
19. İnsanlar geçmiş dönemlerde yerleşim yeri olarak nereleri tercih etmişlerdir? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Geçmiş dönemlerde insanlar yerleşim yeri olarak genellikle su kaynaklarına yakın, verimli tarım arazilerine sahip, iklimi elverişli ve savunma açısından güvenli bölgeleri tercih etmişlerdir. Nehir kenarları, vadiler ve kıyı bölgeleri bu tercihler arasında başı çeker.
Uzun Cevap:
Geçmiş dönemlerde insanların yerleşim yeri tercihleri, hayatta kalma, ekonomik faaliyetler ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenmiştir. Bu tercihlerde dikkate alınan faktörler şunlardır:
Su Kaynakları: İçme suyu, tarım ve hayvancılık için su kaynaklarına yakınlık önemli bir kriter olmuştur. Bu nedenle, nehirler, göller ve deniz kenarları tarih boyunca yoğun yerleşim alanları olmuştur. Örneğin, Nil Nehri etrafında Mısır medeniyeti, Mezopotamya’da Fırat ve Dicle nehirleri etrafında Sümerler bu tür yerleşimlerin örnekleridir.
Verimli Tarım Arazileri: Tarım, yerleşik hayata geçişin temelini oluşturmuştur. Bu nedenle, verimli topraklara sahip vadiler ve ovalar, yerleşim için tercih edilmiştir. Toprak verimliliği, gıda üretimini artırarak nüfusun beslenme ihtiyacını karşılamıştır.
İklim: Ilıman ve dengeli iklim koşulları, hem tarım hem de yaşam koşulları açısından avantaj sağlamıştır. Aşırı sıcak veya soğuk iklimlerden kaçınılmış, genellikle ılıman iklim kuşakları tercih edilmiştir.
Savunma: Güvenlik, yerleşim yerinin seçiminde önemli bir faktördür. Yüksek tepeler, dağ etekleri veya savunulabilir vadiler, düşman saldırılarından korunmak için avantaj sağlamıştır. Kaleler ve surlarla çevrili şehirler bu nedenle inşa edilmiştir.
20. Ülkemiz nüfusunu artıran sebepler nelerdir?
Kısa Cevap:
Ülkemiz nüfusunu artıran sebepler arasında yüksek doğum oranları, sağlık hizmetlerindeki iyileşmeler, göçler ve genç nüfusun yoğunluğu sayılabilir. Ekonomik ve sosyal politikalar da nüfus artışını etkileyen faktörler arasındadır.
Uzun Cevap:
Ülkemizde nüfus artışına katkıda bulunan birkaç temel faktör bulunmaktadır:
Doğum Oranları: Ülkemizde doğum oranları, özellikle kırsal bölgelerde, yüksek düzeyde kalmıştır. Geniş aile yapısının yaygın olduğu bölgelerde nüfus artışı daha belirgindir.
Sağlık Hizmetlerindeki İyileşmeler: Modern sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması, bebek ve anne ölüm oranlarını düşürmüş, genel yaşam süresini uzatmıştır. Aşılama programları ve sağlık bilincinin artması, nüfusun artmasına katkıda bulunmuştur.
Göçler: İç ve dış göçler, nüfus artışında önemli rol oynamaktadır. Özellikle kırsal alanlardan büyük şehirlere ve diğer ülkelere göçler, nüfus dinamiklerini değiştirmektedir. Ayrıca, dış göçler ve mülteci akışları da nüfus artışına katkı sağlamaktadır.
Genç Nüfus: Türkiye’nin nüfus yapısı, genç bir profil sergilemektedir. Çocuk ve genç nüfusun fazla olması, doğal olarak doğurganlık oranlarını artırmakta ve nüfusun artmasına yol açmaktadır.
Ekonomik ve Sosyal Politikalar: Devletin nüfus artışını teşvik eden politikaları (doğum teşvikleri, sosyal yardımlar, çocuk bakım hizmetleri) ve ekonomik büyüme, ailelerin daha fazla çocuk sahibi olma eğilimlerini desteklemektedir.
21. Büyük şehirlerin yoğun göç alıyor almasının sebepleri nelerdir?
Kısa Cevap:
Büyük şehirlerin yoğun göç almasının sebepleri arasında iş imkanlarının fazlalığı, eğitim olanaklarının genişliği, sağlık ve sosyal hizmetlerin daha gelişmiş olması, yaşam standartlarının yüksekliği ve kültürel aktivitelerin çeşitliliği bulunmaktadır.
Uzun Cevap:
Büyük şehirlerin yoğun göç almasının başlıca sebepleri şunlardır:
İş İmkanları: Büyük şehirler, sanayi, hizmet ve ticaret sektörlerinde geniş iş olanakları sunar. Kırsal alanlarda iş bulamayan veya daha iyi kariyer fırsatları arayan insanlar büyük şehirlere göç etmektedir.
Eğitim Olanakları: Üniversiteler, kolejler ve diğer eğitim kurumları büyük şehirlerde yoğunlaşmıştır. Daha kaliteli eğitim almak isteyen öğrenciler ve aileler bu şehirlere taşınmaktadır.
Sağlık ve Sosyal Hizmetler: Büyük şehirler, daha gelişmiş sağlık hizmetleri ve sosyal yardım olanakları sunar. Özel ve devlet hastaneleri, sağlık merkezleri ve sosyal hizmet kurumları, daha iyi yaşam koşulları arayan insanları çekmektedir.
Yaşam Standartları: Büyük şehirlerdeki yaşam standartları, kırsal alanlara göre genellikle daha yüksektir. Daha iyi konutlar, altyapı, ulaşım ve sosyal hizmetler, insanların bu şehirlere göç etmesine sebep olmaktadır.
Kültürel ve Sosyal Aktiviteler: Büyük şehirler, çeşitli kültürel, sosyal ve eğlence etkinliklerine ev sahipliği yapar. Tiyatro, konser, müze, spor etkinlikleri gibi aktiviteler, insanların şehir yaşamını tercih etmesine neden olur.
Aile ve Sosyal Bağlar: Göç eden kişilerin, akrabalarının veya tanıdıklarının büyük şehirlerde yaşıyor olması da göçü teşvik eder. Sosyal ağlar ve destek sistemleri, göç kararında önemli bir faktördür.
E. Aşağıdaki bulmacayı çözünüz.
Cevap:
1. Bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma. ( Göç )
2. Konya’nın Çumra ilçesindeki en eski yerleşim yerlerinden biri. ( Çatal Höyük )
3. Sığınmacı, savaş ya da başka nedenlerle başka bir ülkeye sığınanlar. ( Mülteci )
4. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için yaptıkları faaliyetlerin tümü. ( Ekonomi )
5. Yurt dışına çıkışta gerekli olan belge. ( Pasaport )
6. Yeryüzünde, sınırları belli geniş ya da küçük bir bölgedeki insanların toplam sayısı. ( Nüfus )
7. Bir yerden bir yere kısa süreliğine gitme. ( Seyahat )
8. Göç nedenlerinden biri. ( Deprem )
9. Japonya’nın ve dünyanın en kalabalık şehri. ( Tokyo )
10. Ülkemizde, nüfus miktarı gibi resmî istatistikleri hazırlayan kurumun kısa adı. ( TÜİK )
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 2. Ünite Öğrendiklerimi Değerlendiriyorum Cevapları Sayfa 93, 94, 95
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı 2. Ünite Öğrendiklerimi Değerlendiriyorum Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 93-94-95 EKOYAY Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 93-94-95
A. Cümlelerde belirtilen yargıların doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu cümlelerin başındaki kutulara “D” ya da “Y” yazarak belirtiniz. Yanlış olduğunu düşündüğünüz yargıların doğrularını cümlelerin altlarındaki boşluklara yazınız.
Cevap:
(Yanlış) 1. Osman Bey, Anadolu beylikleri ile savaşarak topraklarını genişletmiştir. (Doğru) 2. Coğrafi konumu Osmanlı Devleti’nin kısa sürede siyasi güç olarak ortaya çıkmasını sağladı. (Yanlış) 3. İskân politikası ile Rumeli’den Türk aileler Anadolu’ya yerleştirilmiştir. (Doğru) 4. İstanbul’un fethi ile Osmanlı Devleti İstanbul Boğazı’nın kontrolünü sağlamıştır. (Doğru) 5. Osmanlı Devleti’nin fetih siyaseti gaza ve cihat anlayışına dayanıyordu. (Doğru) 6. Avrupa’daki gelişmeler Osmanlı Devleti’ni değişime zorlamıştır. (Yanlış) 7. Aydınlanma Çağı, Rönesans’ın temellerinin atıldığı dönemdir. (Yanlış) 8. II. Mahmut Dönemi’nde ilk Türk matbaası Türkçe eserler basmaya başladı. (Doğru) 9. Posta Nezareti ve Telgraf Müdürlüğünün açılması iletişim alanındaki ıslahatlardandır.
B. Aşağıdaki cümleleri kutucukta verilenleri kullanarak doğru olarak tamamlayınız.
Cevap:
10. Osmanlı Devleti’nde tarım, hayvancılık, ticaret gibi faaliyetlerle uğraşanlara_REAYA__denirdi.
11. Osmanlı Devleti’nin fetihlerinde başardı olmasında__İSTİLAMET POLİTİKASI_ _önemli bir yere sahiptir.
12. _ KARESİOĞULLARI__Beyliği’nin fethi Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ye geçişini kolaylaştırmıştır.
13. Osmanlı ordusunun en kalabalık grubunu__TIMARLI SİPAHİLER_oluştururdu.
14. Fatih Sultan Mehmet, Ortodokslara_DİN_ve vicdan hürriyeti tanımıştır.
15. Mısır Seferi sonunda_BAHARAT__Yolu’nun önemli bölümü Osmanlı kontrolüne girdi.
16. Reform hareketinin başlamasına Alman papaz_LUTHER_öncülük etmiştir.
17. II. Mahmut Dönemi’nde__TAKVİM-İ VEKAYİ___adlı resmî gazete yayımlanmaya başlandı.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 94 Cevapları
C. I. grupta yer alan padişahları dönemlerinde gerçekleşen savaşları dikkate alarak II. grup ile eşleştiriniz.
Ç. Doğru cevabın bulunduğu seçeneği işaretleyiniz.
19. I. Askerî amaçlı nüfus sayımı yapılması II. Avrupa başkentlerine elçilikler gönderilmesi III. Posta Teşkilatının kurulması IV. Gazete ve dergilerin basılması
Yukandaki gelişmelerden hangisi Osmanlı Devleti’nde sosyal ve ekonomik alanda yapdan ıslahatlar arasında yer almaz?
A) I B) IIC)III D) IV
Cevap: B Şıkkı
20. “Türkiye’de misafir kabul etmeyecek bir köy evi, yemek yenmeyecek bir konak, biraz sebze, meyve hatta çiçek toplayıp dinlenmek üzere gelen yolcuyu iyi karşılamayan bir bağ, bostan ve bahçe sahibi yok gibidir.” Thomton (Tornttn) (Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, Cilt.263) Thomton.
Türk kültürü hakkında hangi özelliği vurgulamaktadır?
A) Dürüstlük B) Misafirperverlik C) Saygı D) Temizlik
Cevap: B Şıkkı
21. Osmanlı Devleti’nin ne zaman ve hangi gelişme sonucu kurulduğu konusunda tarihçiler farklı görüşlere sahip olup bu konuda farklı kanıtlar göstermektedirler. Bunun en büyük nedeni kuruluş dönemi kaynaklarının yetersizliğidir. Osmanlı’nın kuruluşundan bahseden ilk kaynaklar Osman Bey’den yaklaşık bir asır sonra kaleme alınmıştır ve birbirinden farkı bilgiler vermektedir. Bu eserlerdeki bilgilerin yorumlanması ile tarihçiler Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu ortaya koymaya çalışmaktadırlar.
Metne göre Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Tarihçiler arasında bir uzlaşma bulunmamaktadır.
B) Tarihçiler kanıtlardan farklı sonuçlara ulaşmaktadırlar. C) ilk Osmanlı kaynakları, Osman Bey Dönemi’nde yazılmıştır.
D) Kuruluş dönemini anlatan kaynakların içerikleri birbirinden farklıdır.
Cevap: C Şıkkı
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 95 Cevapları
22. Sanayi İnkılabının sonuçlarından hangisi insan haklan ihlallerinin yapıldığının göstergesidir?
A) Osmanlı Devleti’ni olumsuz etkilemesi
B) Üretimde artış yaşanması C) İnsanların köle olarak çalıştırılması D) Şehir nüfusunun artması
Cevap: C Şıkkı
23. Osmanlı Devleti, kuruluş yıllarından itibaren düzenli ve planlı bir şekilde iskân politikası uygulamıştır. Örneğin, Anadolu’dan Balkanlar’a göç ettirilen ailelere toprak verilmiş ve bu ailelerden belirli bir süre vergi alınmamıştır.
Metne göre Osmanlı Devleti, iskân politikasıyla aşağıdakilerden hangisini amaçlamıştır?
A) Rönesans harekederini yakından takip etmek
B) Avrupa’daki yeniliklerden yararlanmak
C) Anadolu’da siyasi birlik sağlamak
D) Balkanlar’da kalıcılık sağlamak
Cevap: D Şıkkı
D. Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.
24. Osmanlı Devleti’nin önemli bir siyasi güç hâline gelmesinde sizce en önemli etken nedir? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Osmanlı Devleti’nin önemli bir siyasi güç hâline gelmesinde en önemli etken, merkeziyetçi bir yönetim anlayışına sahip olmasıdır. Bu sayede devlet, hem iç işlerinde düzeni sağlayabilmiş hem de dış politikada etkin ve hızlı kararlar alarak genişleyebilmiştir.
Uzun Cevap:
Osmanlı Devleti’nin önemli bir siyasi güç hâline gelmesinde en önemli etken, merkeziyetçi bir yönetim anlayışına sahip olmasıdır. Merkeziyetçi yönetim, padişahın mutlak otoritesini ve devletin tüm kademelerinde etkin bir denetim mekanizmasının kurulmasını sağladı.
Bu sayede Osmanlı Devleti, iç işlerinde düzeni ve adaleti tesis edebildi. Ayrıca, güçlü ve disiplinli bir ordu kurarak fetih hareketlerini başarıyla yürütebildi. Osmanlı’nın stratejik konumu, ticaret yollarını kontrol etmesi ve güçlü diplomatik ilişkiler kurması da bu süreci destekledi. Tüm bu faktörler, Osmanlı Devleti’nin hızla genişleyip güçlü bir imparatorluk hâline gelmesine zemin hazırladı.
25. Millet sistemi ve istimâlet politikasının Osmanlı Devleti’ne yararları nelerdir?
Kısa Cevap:
Millet sistemi ve istimâlet politikası, Osmanlı Devleti’ne iç huzur ve istikrar sağlamıştır. Bu sistemler, farklı din ve milletlerden oluşan halkların barış içinde bir arada yaşamasını kolaylaştırmış ve devletin uzun ömürlü olmasına katkı sağlamıştır.
Uzun Cevap:
Millet sistemi ve istimâlet politikası, Osmanlı Devleti’ne çok çeşitli yararlar sağlamıştır. Millet sistemi, farklı din ve mezheplerden olan toplumların kendi dinî ve sosyal işlerini bağımsız bir şekilde yönetmelerine olanak tanımış, böylece iç huzur ve toplumsal düzen sağlanmıştır.
Bu sistem sayesinde Osmanlı, geniş coğrafyalarda hüküm sürerken yerel isyanları ve huzursuzlukları minimize edebilmiştir. İstimâlet politikası ise fethedilen bölgelerde yaşayan halklara hoşgörü gösterilmesini ve onların Osmanlı yönetimine kolayca entegre olmalarını sağlamıştır.
Bu politika, yeni fethedilen topraklarda sadakati artırmış ve Osmanlı yönetiminin kabul edilmesini kolaylaştırmıştır. Bu sayede Osmanlı Devleti, geniş bir coğrafyada çok kültürlü ve çok dinli bir toplumu barış içinde yönetebilmiştir.
26. Avrupa’daki hangi gelişmeler Osmanlı Devleti’ni siyasi ve ekonomik olarak değişime zorlamıştır?
Kısa Cevap:
Avrupa’daki Coğrafi Keşifler ve Sanayi Devrimi, Osmanlı Devleti’ni siyasi ve ekonomik olarak değişime zorlayan başlıca gelişmelerdir. Bu olaylar, Osmanlı ekonomisini ve ticaret yollarını olumsuz etkilemiş ve devleti reform yapmaya mecbur bırakmıştır.
Uzun Cevap:
Avrupa’daki Coğrafi Keşifler ve Sanayi Devrimi, Osmanlı Devleti’ni siyasi ve ekonomik olarak ciddi değişimlere zorlayan başlıca gelişmelerdir. Coğrafi Keşifler ile yeni ticaret yollarının bulunması, Osmanlı’nın kontrol ettiği geleneksel kara ve deniz ticaret yollarının önemini yitirmesine neden oldu.
Bu durum, Osmanlı ekonomisini olumsuz etkiledi ve devletin gelirlerinde büyük düşüşlere yol açtı. Sanayi Devrimi ise Avrupa’da üretim kapasitesini artırarak Osmanlı’yı ekonomik rekabette geri bıraktı. Avrupa’nın sanayileşmesi, Osmanlı’nın ham madde kaynağına ve pazarlarına olan talebi artırdı, ancak Osmanlı bu süreçte sanayileşemediği için ekonomik bağımlılığı arttı.
Ayrıca, Avrupa’daki siyasi güç dengelerinin değişmesi ve milliyetçilik hareketlerinin yükselmesi, Osmanlı’nın siyasi yapısını ve sınırlarını koruma konusunda ciddi zorluklarla karşılaşmasına neden oldu. Bu gelişmeler, Osmanlı Devleti’ni modernleşme ve reform hareketlerine zorladı.
27. Islahat hareketleri sonucu Osmanlı toplumunda ve ekonomisinde hangi değişiklikler gerçekleşmiştir?
Kısa Cevap:
Islahat hareketleri sonucunda Osmanlı toplumunda sosyal ve hukuki reformlar yapılmış, ekonomi alanında ise modern tarım ve sanayi teşvik edilmiştir. Bu hareketler, Osmanlı’yı modern bir devlet yapısına kavuşturmayı amaçlamıştır.
Uzun Cevap:
Islahat hareketleri, Osmanlı toplumunda ve ekonomisinde köklü değişikliklere yol açmıştır. Toplumda hukuki ve idari reformlar yapılmış, Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı gibi düzenlemelerle eşitlik, adalet ve din özgürlüğü konularında önemli adımlar atılmıştır. Bu fermanlar, Müslüman ve gayrimüslim tebaanın haklarını eşitlemeyi amaçlamış ve modern bir hukuk sistemi kurulmuştur. Eğitim alanında da önemli reformlar gerçekleştirilmiş, modern okullar açılmış ve batılı eğitim sistemi benimsenmiştir.
Ekonomik alanda ise modern tarım ve sanayi teşvik edilmiş, demiryolları ve iletişim hatları gibi altyapı projeleri hayata geçirilmiştir. Ayrıca, yabancı sermayeye yönelik teşvikler ve yeni bankacılık sistemleri oluşturulmuş, böylece ekonomi canlandırılmaya çalışılmıştır.
Bu reformlar, Osmanlı’nın ekonomik yapısını modernleştirmeyi ve uluslararası rekabette güçlenmeyi hedeflemiştir. Ancak, bu değişikliklerin tam anlamıyla başarılı olduğu söylenemez; zira Osmanlı, iç ve dış borçlar nedeniyle ekonomik bağımsızlığını yitirme noktasına gelmiştir.
28. Çevrenizde Osmanlı kültür ve sanat anlayışını yansıtan eserler nelerdir?
Kısa Cevap:
Çevremde Osmanlı kültür ve sanat anlayışını yansıtan eserler arasında camiler, hanlar, hamamlar ve köprüler bulunmaktadır. Bu eserler, Osmanlı’nın mimari ve sanatsal zenginliğini gözler önüne sermektedir.
Uzun Cevap:
Çevremde Osmanlı kültür ve sanat anlayışını yansıtan pek çok eser bulunmaktadır. Bunlar arasında camiler, hanlar, hamamlar, köprüler ve saraylar gibi yapılar öne çıkmaktadır. Örneğin, şehir merkezindeki büyük cami, Osmanlı mimarisinin zarafetini ve sanatını sergileyen önemli bir yapıdır. Bu cami, geniş avlusu, zarif minareleri ve detaylı süslemeleri ile Osmanlı’nın estetik anlayışını yansıtmaktadır.
Hanlar ve bedestenler de Osmanlı’nın ticaret hayatını ve ekonomik gücünü temsil eden önemli yapılar arasındadır. Bu yapılar, Osmanlı döneminde ticaretin ne denli önemli olduğunu ve şehirlerin ekonomik merkezi olduğunu göstermektedir. Hamamlar ise Osmanlı sosyal yaşamının bir parçası olarak öne çıkmakta, hem temizlik hem de sosyal etkileşim alanları olarak kullanılmaktaydı.
Köprüler, Osmanlı mühendislik becerisinin ve ulaşım altyapısının birer göstergesi olarak dikkat çekmektedir. Osmanlı dönemi köprüleri, hem estetik hem de işlevsellik açısından önemli yapılardır. Tüm bu eserler, Osmanlı Devleti’nin kültürel, sanatsal ve sosyal yapısını anlamak için önemli ipuçları sunmaktadır. Bu yapılar, Osmanlı’nın zengin ve çeşitli kültürel mirasını günümüze taşıyan önemli unsurlar olarak değerlendirilebilir.
E. Aşağıdaki bulmacayı çözünüz.
Cevap:
1. Osmanlı Devleti’ni kuran Oğuz boyu. (KAYI)
2. Devşirme sistemiyle oluşturulan askerî ocak. (KAPIKULU)
3. Yavuz Sultan Selim’in ilk seferini düzenlediği devlet. (SAFEVİ)
4. Avrupa’da edebiyat, güzel sanatlar gibi alanlarda ilerlemenin arttığı dönem. (RONESANS)
5. Katolik Kilisesi’nin kişileri dinden çıkarma yetkisi. (AFAROZ)
6. itfaiye teşkilatının temeli olan ocak. (TULUMBACI)
7. Osmanh Devleti’nde halkın temizlik ihtiyacı için inşa edilmiş yapılar. (HAMAM)
8. Osmanh Devleti’nde halkın sıcak olarak tükettiği bir içecek. (KAHVE)
Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Özgürüm, Sorumluluklarımın Olduğu Yere Kadar Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 25, 26 ,27, 28, 29
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Özgürüm, Sorumluluklarımın Olduğu Yere Kadar Metni Etkinlik Cevapları
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 25-26-27-28-29 EKOYAY Yayınları”
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Kitabı Sayfa 25-26-27-28-29
Soru : Günlük yaşamınızda Görsel 1.19’da yer alan kitle iletişim araçlarından hangisi sizin için daha önemli yere sahiptir? Neden?
Cevap:
Her yerde iletişim için bence cep telefonu daha önemlidir.
Soru : Ülkemizde kitle iletişim araçları hangi amaçlarla kullanılmaktadır?
Kısa Cevap:
Ülkemizde kitle iletişim araçları, bilgilendirme, eğlendirme, eğitim, kamuoyu oluşturma ve reklam gibi çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.
Özellikle televizyon, radyo, gazete ve internet gibi mecralar, geniş kitlelere ulaşarak toplumsal bilinç ve farkındalık yaratma, kültürel değerleri aktarma ve siyasi tartışmaları yönlendirme gibi önemli işlevler üstlenmektedir.
Uzun Cevap:
Kitle iletişim araçları, modern toplumların en önemli yapı taşlarından biridir ve ülkemizde de çeşitli amaçlarla yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu araçlar, bilginin yayılması, eğlence, eğitim, kamuoyu oluşturma ve ticari faaliyetler gibi farklı işlevler üstlenirler. İşte kitle iletişim araçlarının ülkemizdeki başlıca kullanım amaçları:
Bilgilendirme:
Haber ve Bilgi Aktarımı: Gazeteler, televizyon haber bültenleri, internet haber siteleri ve sosyal medya platformları, halkı güncel olaylar, gelişmeler ve haberler hakkında bilgilendirmek amacıyla kullanılır.
Kamu Hizmetleri ve Uyarılar: Devlet kurumları, afet durumları, sağlık uyarıları veya kamu hizmetleri hakkında bilgi vermek için kitle iletişim araçlarını kullanır.
Eğlendirme:
Televizyon Programları ve Diziler: Televizyon, özellikle dizi ve eğlence programları aracılığıyla geniş bir kitleyi eğlendirme işlevi görür.
Radyo Programları: Müzik, sohbet ve çeşitli eğlence programları radyo üzerinden dinleyicilere ulaşır.
Sosyal Medya ve Dijital Platformlar: YouTube, Instagram, TikTok gibi platformlar, kullanıcıların içerik üreterek geniş kitleleri eğlendirmesine olanak tanır.
Eğitim:
Eğitim Programları ve Belgeseller: Televizyon ve radyo, eğitim amaçlı programlar ve belgeseller sunarak bilgi ve kültürel birikim sağlar.
E-Öğrenme Platformları: İnternet üzerinden erişilebilen eğitim siteleri ve online kurslar, bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamada önemli rol oynar.
Kamuoyu Oluşturma:
Siyasi Tartışma ve Propaganda: Siyasi partiler ve gruplar, ideolojilerini ve politikalarını kitle iletişim araçları aracılığıyla halka ulaştırır ve kamuoyu oluşturmaya çalışır.
Toplumsal Bilinçlendirme Kampanyaları: Sağlık, çevre, insan hakları gibi konularda farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen kampanyalar, kitle iletişim araçları aracılığıyla geniş kitlelere ulaşır.
Reklam ve Ticari Amaçlar:
Ürün ve Hizmet Tanıtımı: Şirketler, ürünlerini ve hizmetlerini tanıtmak için reklam kampanyalarını kitle iletişim araçları üzerinden yürütürler.
Marka Bilinirliği ve İmaj Yönetimi: Reklamlar ve sponsorluklar, marka bilinirliğini artırmak ve olumlu bir marka imajı oluşturmak için kullanılır.
Bu çeşitli kullanım amaçları, kitle iletişim araçlarının toplum üzerindeki etkisini ve önemini ortaya koymaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu araçların kullanımı ve erişim biçimleri de değişmekte ve çeşitlenmektedir. Özellikle internet ve sosyal medyanın yaygınlaşması, bilginin daha hızlı ve geniş kitlelere ulaşmasını sağlamış, bireylerin de içerik üreticisi haline gelmesine olanak tanımıştır. Bu dönüşüm, kitle iletişim araçlarının geleneksel işlevlerine ek olarak yeni kullanım biçimlerini de beraberinde getirmiştir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 26 Cevapları
Millî çıkarlara aykırı yayın, bir ülkenin güvenliği, bütünlüğü ve halkının refahını tehdit eden, ulusal değerlere zarar veren veya toplumsal huzuru bozan içeriklerdir. Bu tür yayınlar, yabancı propaganda, ayrılıkçı söylemler, asılsız haberler ve toplumu kışkırtıcı nitelikte olabilir.
Uzun Cevap:
Millî çıkarlara aykırı yayın denilince, bir ülkenin ulusal güvenliğini, bütünlüğünü, ekonomik çıkarlarını ve sosyal huzurunu tehdit eden veya zarar veren her türlü medya içeriği anlaşılır. Bu tür yayınlar çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilir:
Yabancı Propaganda ve Manipülasyon:
Yabancı Devletlerin Müdahalesi: Başka ülkelerin çıkarlarını savunan ve bu doğrultuda propaganda yapan yayınlar, millî çıkarlara aykırı kabul edilir. Bu yayınlar, ülkenin iç işlerine karışmayı ve kamuoyunu manipüle etmeyi amaçlayabilir.
Dezenformasyon: Yanıltıcı bilgi yayarak toplumda kaos yaratmak veya belirli bir gündem oluşturmak amacıyla yapılan dezenformasyon kampanyaları, millî çıkarlara zarar verebilir.
Ayrılıkçı ve Bölücü Yayınlar:
Etnik ve Dini Ayrımcılık: Ülkenin toplumsal bütünlüğünü bozacak şekilde etnik veya dini gruplar arasında ayrımcılığı körükleyen yayınlar.
Bölücü Propaganda: Ülkenin bölünmesini veya ayrılmasını teşvik eden, bu amaçla yapılan her türlü propaganda millî çıkarlara aykırıdır.
Asılsız Haberler ve İftira:
Yanıltıcı Bilgi: Gerçek dışı haberler yayarak halkı yanıltmak, yanlış bilgilendirmek ve kamu düzenini bozmak.
Kara Propaganda: Kişi veya kurumlara yönelik iftira ve karalama kampanyaları, toplumda güvensizlik yaratır ve millî çıkarlara zarar verir.
Toplumu Kışkırtıcı Yayınlar:
Şiddeti Teşvik: Toplumda şiddeti teşvik eden, kışkırtıcı ve provokatif yayınlar.
Toplumsal Huzuru Bozma: Halkı galeyana getirecek, toplumsal huzuru ve birliği bozacak içerikler.
Millî çıkarlara aykırı yayınlar, bir ülkenin uzun vadeli refahını, güvenliğini ve istikrarını tehlikeye atabilir. Bu nedenle, medya içeriklerinin millî çıkarlara uygun olması ve toplumsal barışı desteklemesi büyük önem taşır.
Soru : Kitle iletişim aracının muhtar adayı açısından önemi nedir?
Kısa Cevap:
Kitle iletişim araçları, bir muhtar adayının kendisini ve projelerini tanıtması, seçmenlere ulaşması ve destek toplaması açısından büyük önem taşır. Yerel medya, sosyal medya ve diğer iletişim kanalları, adayın mesajını geniş kitlelere etkili bir şekilde iletmesine yardımcı olur.
Uzun Cevap:
Kitle iletişim araçlarının muhtar adayı açısından önemi, adayın seçmenlere ulaşmasını, kendisini tanıtmasını ve seçmen desteği toplamasını sağlama konusundaki rolüyle belirginleşir. İşte bu araçların muhtar adayları için sağladığı başlıca avantajlar:
Kendini Tanıtma:
Biyografi ve Deneyim: Kitle iletişim araçları, muhtar adayının kişisel ve profesyonel geçmişini, deneyimlerini ve neden muhtar adayı olduğunu geniş kitlelere duyurmasını sağlar.
İmaj ve Güvenilirlik: Medya aracılığıyla kendini tanıtan adaylar, seçmenlere güven verir ve olumlu bir imaj oluşturur.
Projeleri ve Hedefleri Aktarma:
Kampanya Mesajları: Adaylar, projelerini, hedeflerini ve gerçekleştirmek istedikleri yerel hizmetleri medya aracılığıyla seçmenlere ulaştırabilirler.
Detaylı Bilgilendirme: Görsel ve yazılı medya, adayların projeleri hakkında detaylı bilgi sunmalarına olanak tanır, bu da seçmenlerin bilinçli karar vermesine yardımcı olur.
Seçmenlerle İletişim Kurma:
Geri Bildirim Alma: Sosyal medya platformları ve yerel medya, adayların seçmenlerden geri bildirim almasına ve bu doğrultuda kampanyalarını şekillendirmesine yardımcı olur.
Sorun ve Çözümleri Tartışma: Kitle iletişim araçları, muhtar adaylarının yerel sorunları tartışmasına ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini sunmasına olanak tanır.
Destek Toplama:
Kampanya Tanıtımı: Adaylar, kampanyalarını geniş kitlelere duyurmak ve daha fazla seçmen desteği toplamak için kitle iletişim araçlarını kullanır.
Bağış ve Gönüllü Kazanma: Medya aracılığıyla yapılan çağrılar, kampanya için gerekli finansal destek ve gönüllülerin toplanmasını sağlar.
Toplumsal Bilinç ve Farkındalık Yaratma:
Eğitim ve Bilinçlendirme: Kitle iletişim araçları, yerel yönetim ve muhtarlık görevleri hakkında toplumsal bilinç ve farkındalık yaratmada önemli rol oynar.
Katılımı Teşvik Etme: Seçmenlerin yerel seçimlere katılımını teşvik ederek, demokratik sürece katkıda bulunur.
Sonuç olarak, kitle iletişim araçları, muhtar adaylarının seçmenlerle etkili bir şekilde iletişim kurmasını, projelerini ve hedeflerini geniş kitlelere duyurmasını ve kampanyalarını başarılı bir şekilde yürütmesini sağlayarak büyük bir öneme sahiptir. Bu araçların etkin kullanımı, muhtar adaylarının seçimlerdeki başarı şansını artırabilir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 27 Cevapları
Mesai arkadaşına söylediği söz yüzünden tazminatsız işten atılan işçi soluğu mahkemede almıştı. Yerel mahkemenin “kıdem ve ihbar tazminatlarını almasına” hükmettiği dosya Yargıtaya gitti. Yargıtayda görülen davada Yargıtay, yerel mahkemenin verdiği kararı bozarak fiziksel görünümüne yönelik sözleri hakaret saydı. Yargıtay, “Şeref ve haysiyete yönelik bir saldırı var. Mesai arkadaşına sataşmak, düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez.” diyerek yerel mahkemenin verdiği kararı bozdu.
1. Bu haber, kitle iletişim araçlarında yayınlandığı zaman halk hangi haklarını kullanmış olur ya da halkın hangi hakları ihlal edilmiş olur?
Cevap:
Bu haber yayınlandığında halkın doğru bilgi alma ve bilgilendirilme hakkı kullanılmış olur. Halk, çalışma hayatında karşılaşılabilecek durumlar ve hukuki süreçler hakkında bilgi sahibi olur. Ancak haber yanlış veya yanıltıcı bilgiler içeriyorsa, halkın doğru bilgi alma hakkı ihlal edilmiş olabilir.
2. Sizce bu haberi yapan veya yayınlayanlar sorumluluklarını yerine getirmişler midir? Açıklayınız.
Cevap:
Eğer haber doğru ve objektif bir şekilde verilmişse, haberi yapan veya yayınlayanlar sorumluluklarını yerine getirmiştir. Gazetecilik etiği gereği, haberin doğruluğu, tarafsızlığı ve hukuki sonuçlarının anlaşılır bir şekilde sunulması önemlidir. Haberde yer alan bilgiler doğruysa ve okuyucuları bilgilendirme amacı güdüyorsa, sorumluluklar yerine getirilmiştir.
3. Sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak böyle bir haberle karşılaştığınızda ne yaparsınız?
Cevap:
Sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak böyle bir haberle karşılaştığımda, haberi dikkatlice okur ve doğruluğunu sorgularım. Haber hakkında daha fazla bilgi edinmek için farklı kaynaklardan da araştırma yaparım. Ayrıca, haberde belirtilen hukuki süreçler ve sonuçlar hakkında bilgi sahibi olmaya çalışırım ve gerekli gördüğümde konuyu yetkili mercilere bildirebilirim.
Soru : Kitle iletişim araçlarının halkın doğru haber alma hakkını yerine getirdiklerini düşünüyor musunuz? Açıklayınız.
Kısa Cevap:
Kitle iletişim araçlarının halkın doğru haber alma hakkını yerine getirdikleri söylenebilir, ancak bu durum haberin doğruluğuna, tarafsızlığına ve etik kurallara uygunluğuna bağlıdır. Bazı durumlarda yanlış veya yanıltıcı haberler yayımlanabilir, bu da halkın doğru bilgi alma hakkını ihlal eder.
Uzun Cevap:
Kitle iletişim araçlarının halkın doğru haber alma hakkını yerine getirdiklerini düşünmek, bu araçların etik kurallarına uygun çalışıp çalışmadıklarına ve yayınladıkları haberlerin doğruluğuna bağlıdır. Doğru, tarafsız ve objektif habercilik ilkelerine uygun şekilde faaliyet gösteren kitle iletişim araçları, halkın doğru bilgi almasını sağlar ve kamuoyunu bilgilendirir.
Ancak, kitle iletişim araçlarının ticari kaygılar, siyasi baskılar veya diğer etkiler altında yanlış veya yanıltıcı bilgiler yayma ihtimali de vardır. Bu durumlarda halkın doğru bilgi alma hakkı ihlal edilir. Medyanın güvenilir ve bağımsız olması, doğru ve tarafsız haber sunması büyük önem taşır.
Halkın doğru haber alma hakkının korunması için kitle iletişim araçlarının etik ve hukuki kurallara uyması, habercilikte tarafsızlık ilkesine sadık kalması gerekmektedir. Ayrıca, medya okuryazarlığı da halkın doğru bilgiye ulaşma ve yanlış bilgiyi ayırt edebilme yeteneğini artırmak için önemlidir. Bu şekilde, kitle iletişim araçları halkın bilgiye dayalı kararlar almasını destekleyebilir ve demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesine katkıda bulunabilir.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 28 Cevapları
Soru : Size ait özel bilgilerin sosyal medyada paylaşılması hangi hakkınızın ihlal edildiğini gösterir?
Kısa Cevap:
Özel bilgilerin sosyal medyada paylaşılması, kişinin özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini gösterir. Bu hak, bireyin kişisel bilgilerini, fotoğraflarını, videolarını ve diğer özel verilerini izinsiz olarak ifşa edilmekten korur.
Uzun Cevap:
Özel bilgilerin sosyal medyada paylaşılması, özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini gösterir. Bu hak, bireyin mahremiyetini koruma altına alır ve kişisel bilgilerin, fotoğrafların, videoların veya diğer özel verilerin izinsiz olarak ifşa edilmesini engeller. Özel hayatın gizliliği hakkı, hem ulusal hem de uluslararası hukuk normları tarafından korunmaktadır.
Özel hayatın gizliliği hakkı, bireyin kişisel bilgilerinin ve mahremiyetinin korunmasını amaçlar. Bu hak, kişinin izni olmadan özel bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmamasını sağlar. Sosyal medyada paylaşılan özel bilgiler, kişisel güvenliği tehlikeye atabilir, itibar kaybına neden olabilir ve kişinin sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir.
Bu hakka yönelik ihlaller, çeşitli hukuki sonuçlar doğurabilir. Türkiye’de bu tür ihlaller, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 134. maddesi kapsamında suç olarak değerlendirilebilir. Bu madde, özel hayatın gizliliğini ihlal edenlere karşı hapis cezası öngörmektedir. Ayrıca, kişisel verilerin korunmasına yönelik olarak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) da, kişisel verilerin izinsiz paylaşılmasını engellemekte ve ihlal durumlarında hukuki yollar sunmaktadır.
Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edilmesi durumunda, mağdur olan kişi hukuki yollara başvurarak tazminat talep edebilir ve ilgili paylaşımların kaldırılmasını isteyebilir. Bu süreçte, kişisel verilerin korunması ve mahremiyetin sağlanması için yetkili mercilere başvurulması önemlidir.
Sonuç olarak, özel bilgilerin izinsiz olarak sosyal medyada paylaşılması, bireyin özel hayatın gizliliği hakkını ihlal eder ve bu durum çeşitli hukuki ve sosyal sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, kişisel bilgilerin korunması ve mahremiyetin sağlanması için bireylerin ve toplumun bilinçli olması büyük önem taşımaktadır.
7. Sınıf Sosyal Bilgiler EKOYAY Yayınları Ders Kitabı Sayfa 29 Cevapları
Soru : Haberi okuyunuz ve soruları cevaplayınız.
Sokakta İki Kişinin İzinsiz Fotoğrafını Çeken Kişiye 3 Yıl Hapis
Adana, Seyhan’da durakta otobüs bekleyen kız öğrencilerin fotoğrafını çeken F. O. hakkında öğrencilerin şikâyeti üzerine dava açıldı. Duruşmada yeni aldığı cep telefonu ile otobüs durağında 2 kişinin fotoğrafını çektiğini belirten sanık, “Bayanlar fotoğraf çektiğimi fark edip bağırdılar. Bunun üzerine etraftakiler fotoğrafları silmemi istediler. Ben de sildim. Pişmanım.” dedi. Mahkeme, sanığa “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası verdi, hükmün açıklanmasını ise geri bıraktı.
1. Sizce bu haberi okuyan kişiler bilgi alma hakkından yararlanmış olurlar mı? Açıklayınız.
Cevap:
Evet, bu haberi okuyan kişiler bilgi alma hakkından yararlanmış olurlar. Haber, bir kişinin izinsiz olarak başkalarının fotoğraflarını çekmesi ve bunun hukuki sonuçları hakkında bilgi verir. Böylece, insanlar hem özel hayatın gizliliği kavramını hem de bu tür ihlallerin hukuki sonuçlarını öğrenirler.
2. Haberin “kitle iletişim özgürlüğü” ile ilgisi var mı? Böyle bir durumla karşılaşsanız ne yaparsınız?
Cevap:
Evet, haberin kitle iletişim özgürlüğü ile ilgisi vardır. Kitle iletişim özgürlüğü, haberlerin serbestçe yayılmasını ve insanların bilgi edinme hakkını içerir. Böyle bir durumla karşılaştığımda, mahremiyet hakkımın ihlal edildiğini düşünüyorsam, durumu yetkililere bildirir ve gerekli hukuki adımları atarım.
Mahkeme, “özel hayatın gizliliğini ihlal” cezasını, sanığın izinsiz olarak başkalarının fotoğraflarını çekmesi eylemine dayanarak vermiştir. Bu tür eylemler, Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi kapsamında suç olarak değerlendirilmektedir. Kanuna göre, kişilerin özel hayatlarına yönelik izinsiz müdahaleler, mahremiyetin ihlali olarak kabul edilir ve cezai yaptırımlarla karşılanır.
4. “Bir kişinin özgürlüğü başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter.” cümlesi ile anlatılmak istenen nedir?
Kısa Cevap:
Bu cümle, bir kişinin özgürlüklerinin başkalarının haklarını ihlal etmeye başladığı noktada sona erdiğini ifade eder. Yani, bireyler özgürdür, ancak bu özgürlükler başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermemelidir.
Uzun Cevap:
“Bir kişinin özgürlüğü başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter.” cümlesi, bireylerin sahip oldukları özgürlüklerin sınırsız olmadığını, bu özgürlüklerin başkalarının haklarını ve özgürlüklerini ihlal etmemesi gerektiğini ifade eder. Özgürlükler, toplumsal düzen içinde dengeli bir şekilde kullanıldığında anlamlıdır.
Bu cümle, sosyal yaşamda kişilerin birbirlerine karşı sorumluluklarını vurgular. Örneğin, bir kişinin izinsiz olarak başkasının fotoğrafını çekmesi, o kişinin mahremiyet hakkını ihlal eder. Burada, fotoğraf çeken kişinin özgürlüğü, fotoğrafı çekilen kişinin mahremiyet hakkı ile sınırlıdır. Dolayısıyla, özgürlüklerin kullanımı, başkalarının haklarına saygı çerçevesinde olmalıdır. Bu ilke, toplumsal barış ve düzenin sağlanmasında önemli bir rol oynar.
Soru : Aşağıdaki kavram haritasında boş bırakılan yerleri tamamlayınız.
Cevap:
“7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Sayfa 25-26-27-28-29 Cevapları”