Kendinizi hangi mevsimde daha mutlu hissediyorsunuz? Neden? Anlatınız.

4. Sınıf Türkçe Kitabı Kendinizi hangi mevsimde daha mutlu hissediyorsunuz? Neden? Anlatınız. konusunu kısaca ele alacağız. 


“Kendinizi hangi mevsimde daha mutlu hissediyorsunuz? Neden? Anlatınız.” ile ilgili kısa cevabı ;


Cevap :

Kendime kış mevsiminde daha mutlu hissediyorum.

Kış mevsimi çok soğuk ve Zorlu geçse de üşüdükten sonra sıcak bir ortamda ısınma ve kar topu oynamak bana çok eğlenceli geliyor.

Kışın benim için değeri büyük ve çok farklıdır.

Kışın insanların ve ailelerin beraber daha çok vakit geçirebildiğini ve beraber sıcacık yuvalarında olduğu için daha huzurlu geçtiğini düşünüyorum.


“Kendinizi hangi mevsimde daha mutlu hissediyorsunuz? Neden? Anlatınız.” ile ilgili uzun cevabı ;


Cevap :

Kendimi bahar mevsimine daha çok mutlu hissediyorum.

Yazın sıcağı ve kışın soğuğundan uzak’ın yeşillendiği ve havanın çok güzel olduğu bir ortamda oluruz.

Baharda uzun süre kışın evde kaldığımızda sıkılarak sokaklara piknikleri çıkar sevdiklerimize güzel vakitler geçiririz.

Kuşların cıvıltısı , ağaçların ve doğan’ın yeniden canlanması bizlere çok güzel hisler yaşatır.

İşte bu yüzden ilkbaharın yeri benim yanımda farklıdır.



 

Our Score

8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Ferman Yayıncılık

8. Sınıf Türkçe Kitabı 2. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları Sayfa 82, 83, 84, 85, 86, 87


8. Sınıf Türkçe Kitabı 2. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Cevapları


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Ferman Yayıncılık”

KUŞ BAKIŞI 

Acıkmış bir martının sana doğru bakışı değil, muhabbet kuşunun bakışı da değil. Iııh, omzuna konmak isteyen bir papağanın bakışından da söz etmiyorum. Yüksek bir yerden aşağıya doğru bütün genişliği içine alabilecek şekilde bakmaya “kuş bakışı” denir.

Bir yerin kuş bakışı görünüşünün kâğıt üzerine kabaca çizimine “kroki” adı verilir. Yakın çevremizi kâğıt üzerinde gösterebilmek için kroki ve plandan yararlanırız. Okulumuzun, evimizin, sokağımızın, mahallemizin ya da semtimizin, kuş bakışı görüşünün küçültülerek, ölçüsüz olarak düzlem üzerine çizilmesine, kroki denir.

Krokide geometrik şekiller, semboller ve çizgiler kullanabiliriz. Kroki, günlük yaşantımızda çok sık kullandığımız çizimdir. Bu çizimler, ana hatlarıyla ölçmeden yapılır. Krokiye ölçek konulmaz. Uzunluklar göz kararı belirtilir.

Önemli yerler şematik olarak gösterilir. Krokinin çizildiği kâğıdın bir köşesine kuzeygüney doğrultusunu gösteren bir ok konulur. Kroki, okulumuzun çevresini, mahallemizi, köyümüzü tanımada yardımcı olur.

Ayrıca aradığımız bir adresi bulmak için de krokiden yararlanırız. Bir arkadaşımıza evimizin yerini basit bir kroki çizerek tarif  edebiliriz. Sınıfımızın, okul bahçesinin, odamızın ve sokağımızın durumunu da kroki ile gösterebiliriz.


A. Aşağıdaki soruları “Kuş Bakışı” adlı metne göre cevaplayınız. 


1. Kuş bakışı ve kroki nedir?


Cevap :

Kuş bakışı; yüksek bir yerden aşağıya doğru bütün genişliği içine alabilecek şekilde bakmaktır.

Kroki; bir yerin kuş bakışı görünüşünün kâğıt üzerine kabaca çizimine denir.


2. Krokilerden nasıl yararlanabiliriz?


Cevap :

Krokilerden okulumuzun çevresini , mahallemizi, köyümüzü tanıyarak veya aradığımız bir adresi bulmak, bir arkadaşımıza evimizin yerine basit bir şekilde tarif etmek için yararlanabilirsiz.


3. Kroki çizerken hangi şekiller kullanılabilir?


Cevap :

Kroki çizerken geometrik şekiller, semboller ve çizgiler kullanılabilir.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 83 Cevapları


B. Aşağıdaki cümleleri, harf ile verilen düşünceyi geliştirme yollarıyla eşleştirerek harfleri yay ayraçların içine yazınız.

a) Sayısal verilerden yararlanma
b) Karşılaştırma
c) Örnekleme
ç) Tanık gösterme
d) Tanımlama
e) Benzetme


Cevap :

(…d..) 1. İsmin önüne gelerek onu niteleyen veya belirten sözcüklere sıfat denir.

(….c.) 2. Türkçemize sahip çıkan birçok şairimiz var: Yunus Emre, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin vb.

(..b…) 3. Ömer Seyfettin olay hikâyesi, Sait Faik Abasıyanık ise durum hikâyesi yazmıştır.

(…ç..) 4. Kitapların önemini birçok yazarımız güzel sözleriyle dile getirmiştir. Bunlardan biri de Cemil Meriç’in “Kitap, zekâyı kibarlaştırır.” cümlesidir ki kitap okumanın önemini çok güzel ifade eder.

(..a…) 5. 2021 yılı verilerine göre Türkiye’nin okuma oranının 180 ülke arasında 140. sırada olduğu açıklandı.


C. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini yazınız.

oysaki-başka bir deyişle-özellikle-son olarak-ilk olarak 


Cevap :

1. Dün akşam misafirliğe gitti ………..oysaki…………. bizi sinemaya götürecekti.

2. Yirmi beş yıllık mesleğim sona erdi …………..başka bir deyişle……………. emekli oldum.

3. Ankara’dan dönmeden önce ………son olarak………….. kitapçılara uğrayacağım.

4. Konuşmama ……ilk olarak…………… kendimi tanıtmakla başlayacağım.

5. Çiçekleri severim ……… özellikle………….. kır çiçeklerini.


Ç. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.


1. Gözyaşları gibi ulu dağlardan
Enginden engine çağlayan sular
Derin derin derelerden dönerek
Arayıp aslını ağlayan sular.

Altı çizili dize başvurulan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?


A) Abartma B) Benzetme C) Kişileştirme D) Konuşturma


2. Kayalar arasındaki dik ve dar bir patikadan inince Kızılkeçili deresiyle karşılaştık. İki sırtın birleştiği dar boğazda kayadan kayaya atlayarak köpüren sular, kulakları dolduran büyük bir gürültü çıkarıyordu. Suyun kenarındaki dar yolda, çok kere taştan taşa atlayarak yürümeye başladık. Kâh derenin kıyısına iniyor, kâh tekrar sırta tırmanarak beyaz köpüklü çağlayanlara yüksekten bakıyorduk.

Bu parçada kullanılan anlatım biçimleri hangileridir?


A) Açıklama-Tartışma B) Betimleme-Öyküleme C) Tartışma-Betimleme D) Öyküleme-Açıklama


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 84 Cevapları


3. Dünya üzerinde ne kadar insan varsa o kadar da kişilik vardır. Nasıl her insanın dış görünüşü farklıysa iç dünyası ve kişiliği de farklıdır. Aynı durum iki kardeş arasında da gözlenebilir. Kardeşimde her zaman mantık ön plandadır. Herhangi bir konuda karar vermeden önce uzun uzun düşünür. Ben ise sabırsız yapımdan dolayı hemen karar veririm ve genellikle de hata yaparım.

Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?


A) Benzetme B) Örnekleme C) Tanık gösterme D) Tanımlama


4. Sinema da tiyatro gibi sanatın bir türüdür. Ancak sinemanın izleyicisi, tiyatro izleyicisinden daha fazladır. Bunun nedeni sinemanın olanaklarının daha geniş olmasıdır. Sinemada uçsuz bucaksız çöller, balta girmemiş ormanlar, dağ zirveleri… gözünüzün önüne serilir.

Bu parçada karşılaştırılan kavramlar, aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?


A) Göller-ormanlar B) Sinema-görsel sanatlar C) Ormanlar-dağlar D) Sinema-tiyatro


5. Batuhan Öğretmen, cümlenin ögeleri konusunu anlattıktan sonra öğrencilerine bir çalışma kâğıdı hazırlamıştır. Çalışma kâğıdını kontrol ederken bir öğrencisinin yanlış yaptığını belirlemiştir.

“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Ferman Yayıncılık”

Öğrenci, kaç numaralı cümlenin ögesini yanlış bulmuştur?


A) 1 B) 2 C) 3 D) 4


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 85 Cevapları


6. “Ben atımdan inerek bu ihtiyarın elini öptüm.” cümlesinde bulunmayan öge, aşağıdakilerden hangisidir?


A) Dolaylı tümleç B) Nesne C) Özne D) Zarf tümleci


7. “Limana girdiğimiz vakit, şehre çıkmak isteyen yolcuların kâğıtlarına bakmak için birkaç subay geldi.” cümlesinin öznesi, aşağıdakilerden hangisidir?


A) Limana girdiğimiz vakit
B) Kâğıtlarına bakmak için
C) Şehri çıkmak isteyen yolcular
D) Birkaç subay


8. Osman Hamdi Bey’in “İstanbul Hanımefendisi” tablosu, Avusturya’nın başkenti Viyana’da açık artırmayla satıldı.

“8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Cevapları”

Yukarıdaki cümleyi ögelerine ayıran öğrenciler öge dizilimini labirente yerleştireceklerdir. Öge dizilimini doğru yapan öğrenci kimdir?


A) Ayşe B) Emrah C) Gizem D) İrem


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 86 Cevapları


9. “Üç tarafı ambarlı büyük kilerin tavanına kancalı büyük çiviler takılmıştı.” cümlesinin ögeleri, aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?


A) Dolaylı tümleç-nesne-yüklem
B) Dolaylı tümleç-özne-yüklem
C) Özne-dolaylı tümleç-nesne-yüklem
D) Zarf tümleci-özne-yüklem


10. DEPREM SONRASINDA YAPILACAKLAR

Güvenli bir yer bulun.
Sağlığınızı kontrol edin.
Bulunduğunuz yerin hasar kontrolünü yaptırın.
Küçük yangınlara müdahale edin.
Acil çıkış yollarının güvenli olup olmadığını kontrol edin.
İhtiyacı olanlara ilk yardım uygulayın.
Afet çantanızı yanınıza alarak bina dışı toplanma alanına gidin.
Artçı sarsıntı olma ihtimaline karşı en az 48 saat eve girmeyin, güvenli 
bir yerde bekleyin.

Verilen broşüre göre deprem sonrasındaki hangi davranışımız yanlış olur?


A) Deprem sonrasında küçük de olsa yangın çıkmışsa müdahale etmem, itfaiyeyi ararım.
B) İhtiyacı olanlara ilk yardım uygularım.
C) Afet çantasını yanıma alarak bina dışı toplanma alanına giderim.
D) Artçı sarsıntı olma ihtimaline karşı en az 48 saat eve girmem, güvenli bir yerde beklerim.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 87 Cevapları


Soru : Âşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir / Nesillerin evvelidir / Her sanatın ilkeli’dir / Ormandaki varlığa bak” dörtlüğünden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak doğa sevgisi konulu bir bilgilendirici metin yazınız.


Kısa Cevap : “Âşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir Nesillerin evvelidir Her sanatın ilkeli’dir Ormandaki varlığa bak” dörtlüğünden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak doğa sevgisi konulu bir bilgilendirici metin yazınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

Doğa sevgisi insanın içinde var olan ve dünyaya farklı bir bakış açısı ile bakmasını sağlayan harika bir sevgidir.

Doğa sevgisi insanın nereden geldiğini ve doğaya olan ihtiyacını fark ederek empati yapması, geçmiş nesillerden alınan bu emaneti gelecek nesillere koruyarak ve güzel bir şekilde aktarmak istemesini sağlar.

Doğa sevgisi ağaçlara, cansız varlıklara ve hayvanları duyulan bir teşekkür ve sevgidir.

Doğa sevgisi olan bir insan yerlere çöp atmaz, hayvanları korur ormanlara ve diğer bütün doğada olan şeyleri saygı duyarak onlara zarar vermez.

Çevreyi temiz tutmak için gereken bütün önlemleri alarak elinden gelen şeyleri yapar.

Toplumu bu konuda bilinçlendirerek herkese doğa sevgisini canlanmasına katkıda bulunur.

Böylece bir uyanan insan birçok kişi uyandırabilir ve tertemiz doğamız gelecek nesillere tertemiz olarak aktarılabilir.


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 82-83-84-85-86-87 Ferman Yayıncılık” konusunu videolu bir şekilde izleyebilir ve dinleyebilirsiniz.




 

Our Score

Aşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir Nesillerin evvelidir Her sanatın ilkeli’dir Ormandaki varlığa bak” dörtlüğünden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak doğa sevgisi konulu bir bilgilendirici metin yazınız.

4. Sınıf Türkçe Kitabı Âşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir Nesillerin evvelidir Her sanatın ilkeli’dir Ormandaki varlığa bak” dörtlüğünden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak doğa sevgisi konulu bir bilgilendirici metin yazınız. konusunu kısaca ele alacağız. 


“Âşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir Nesillerin evvelidir Her sanatın ilkeli’dir Ormandaki varlığa bak” dörtlüğünden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak doğa sevgisi konulu bir bilgilendirici metin yazınız.” ile ilgili kısa cevabı ;


Cevap :

Doğadaki tek akıllı canlı insandır. Hayvanlar ve bitkiler insanın mutlu ve düzenli bir şekilde yaşayabilmesi için var olsa da insanların bunlara saygı duyması ve onları yaşatmasıyla duanın döngüsü mümkün olur.

Doğayı sevmek insanın kendini ve gelecek nesilleri sevmesi ile mümkündür.

Sağlıklı ve güzel bir hayatı isteyen insan dua ile barışık olmalı, kendisine yiyecek ve barınma veren doğaya saygılı ve koruyucu olmalıdır.

Ormanı geçmiş nesillerin kendisine emanet ettiğini, gelecek nesillerin de temiz ve güzel bir doğada yaşamaya Hakkı olduğunu daima hakkında susarak hareket etmeli doğamızı sevmeliyiz.


“Âşık Veysel’in “Orman yurdun temelidir Nesillerin evvelidir Her sanatın ilkeli’dir Ormandaki varlığa bak” dörtlüğünden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak doğa sevgisi konulu bir bilgilendirici metin yazınız.” ile ilgili uzun cevabı ;


Cevap :

Doğa sevgisi insanın içinde var olan ve dünyaya farklı bir bakış açısı ile bakmasını sağlayan harika bir sevgidir.

Doğa sevgisi insanın nereden geldiğini ve doğaya olan ihtiyacını fark ederek empati yapması, geçmiş nesillerden alınan bu emaneti gelecek nesillere koruyarak ve güzel bir şekilde aktarmak istemesini sağlar.

Doğa sevgisi ağaçlara, cansız varlıklara ve hayvanları duyulan bir teşekkür ve sevgidir.

Doğa sevgisi olan bir insan yerlere çöp atmaz, hayvanları korur ormanlara ve diğer bütün doğada olan şeyleri saygı duyarak onlara zarar vermez.

Çevreyi temiz tutmak için gereken bütün önlemleri alarak elinden gelen şeyleri yapar.

Toplumu bu konuda bilinçlendirerek herkese doğa sevgisini canlanmasına katkıda bulunur.

Böylece bir uyanan insan birçok kişi uyandırabilir ve tertemiz doğamız gelecek nesillere tertemiz olarak aktarılabilir.



 

Our Score

“Forsa” adlı metnin konusundan ve ana fikrinden hareketle defterinize hikâye edici bir metin yazınız.

8. Sınıf Türkçe Kitabı “Forsa” adlı metnin konusundan ve ana fikrinden hareketle defterinize hikâye edici bir metin yazınız. konusunu kısaca ele alacağız. 


““Forsa” adlı metnin konusundan ve ana fikrinden hareketle defterinize hikâye edici bir metin yazınız.” ile ilgili kısa cevabı ;


Cevap :

Günlerden bir gün Balçiçek isminde bir kız; dışarı çıktığı zaman ağaçların yeşerdiğini, kuşların cıvıladığını, arıların vızıldığını, kelebeklerin uçuştuklarını, rengarenk çiçeklerin kırlarda onun gülümsediğini gördü. Havalar ısınmaya başlamıştı. Demek ki çok istediği domateslerini artık dikebilecekti. Hemen annesinin yanına koştu.

“Anneciğim ilkbahar gelmiş gibi artık çok istediğim domateslerimi dikebilir miyim?” dedi. Annesi “Evet, canım kızım ilkbahar geldi. Domateslerini ekebiliriz. Sen ibriye Su doldur ve bahçeye götür ben de tohum ve kürekleri getireceğim.” der. Balçiçek çok heyecanlıdır. Artık domatesleri ekecek onlar çıktıktan sonra büyükannesi ve büyükbabasına götürebilecekti. Domatesleri annesi ile beraber ektiler ve can suyunu verdiler.  Balçiçek çok heyecanlıydı. 1. gün sabah erkenden kalıp domateslerini suladı. 2. gün aynı şekilde bu 3 gün boyunca böyle devam etti. Balçiçek sonunda sabrını yitirdi. Domateslerin çıkmayacağını kendine inandırmıştı. Onun yerine arkadaşlarıyla kırlarda oyun oynamaya başladı.

Domatesini unutmuştu. Annesi Balçiçek sulamasa da çiçekleri sulamaya devam ediyordu. Domatesler çıkmış, annesi domatesleri toplamıştı bile. Balçiçek bir gün sabah yine kalktı. Domatesleri aklına bile getirmiyordu artık. Kahvaltıda yediği lezzetli domatesleri görünce aklına domatesi geldi. Hemen domates ektiği yere koştu. Kocaman büyüyen fideleri görünce çok şaşırdı. Domatesleri kendisi toplayamamıştı, sabredememişti. Gelecek yıl kendine söz verdi. Bundan sonra domateslerini ekip sabırla bekleyecekti. Domatesin hasadını yapacak, o güzel domatesleri büyük annesine ve büyükbabasına götürecekti. Onlardan çok güzel örgüler alacaktı.


““Forsa” adlı metnin konusundan ve ana fikrinden hareketle defterinize hikâye edici bir metin yazınız.” ile ilgili uzun cevabı ;


Cevap :

Selin babasını kaybettiği 10 yaşında civarındaydı. O yıl çok sıkıntılı ve kaderli geçmişti onun için. Bunca kader ve acıdan sonra birde o yıl kanser olduğunu öğrendi. Dünyası başına yıkılmıştı hem babasının kaybı üstüne bu zalim hastalığının çıkması onu yerle bir etmişti. Ama pes etmeyecekti mücadele edecekti.

Bu hastalıktan babası ona sabrın önemini öğretmişti. Sabırlı olursa elde edemeyeceği bir şey olmadığını, ümidini kaybedenin aslında her şeyini kaybettiğini ona öğretmişti babası. Selin bunların farkındaydı. Mücadele etti her zaman. Okulunun tam olarak bitiremedi. okula gidiyordu ama hastaneye gitmek durumunda olduğu günler okulunu aksatmak zorunda kalıyordu. Bu onu çok üzüyordu çünkü okulunu ve arkadaşlarını çok seviyordu. Yaşı 18’e geldiği zaman artık bu hastalık onun bütün vücudunu sarmıştı. Çok zorlu bir ameliyat olması gerekiyordu. Bu ameliyat çok zorlu bir ameliyattı.

Arkadaşları ona cesaret verdi. Yanında olacağını hissettirdi ve o büyük gün gelmişti. Hastaneye gitti ameliyat çok zorlu geçmişti. Selin günden güne iyi oluyordu ama bir gün fenalaştı. Acilen müdahale etti. Doktorlar ve Selin pes etmeyecekti. Bu hastalığı yenecekti. Kendine çok güveniyordu ve ümidini kaybetmeyevekti. Doktorlar Selin’i iyileştirmeyi başardılar.

Ameliyatın zorlu dönemi bitmişti. Selim artık sağlıklı bir bireydi. Artıkokula gidiyor, arkadaşlarıyla sohbet edebiliyordu. Okulda uyumak zorunda kalmıyordu. Üniversite sınavına hazırlanarak, hep hayali olan moleküler biyoloji ve genetik fakültesini kazandı. Sabretmenin ve ümidini kaybetmemenin mutlu zaferini yaşıyordu.



 

Our Score

“Kara Memiş’in yerinde siz olsaydınız yaşadığınız bu olaylar karşısında neler hisseder, neler yapardınız?” sorusundan hareketle sınıfınızda hazırlıklı konuşma yapınız.

8. Sınıf Türkçe Kitabı “Kara Memiş’in yerinde siz olsaydınız yaşadığınız bu olaylar karşısında neler hisseder, neler yapardınız?” sorusundan hareketle sınıfınızda hazırlıklı konuşma yapınız. konusunu kısaca ele alacağız. 


““Kara Memiş’in yerinde siz olsaydınız yaşadığınız bu olaylar karşısında neler hisseder, neler yapardınız?” sorusundan hareketle sınıfınızda hazırlıklı konuşma yapınız.” ile ilgili kısa cevabı ;


Cevap :

Kara Memiş’in yerinde olsam ben artık ümidimi keserdim. Kara Memiş ümidini kesmedi ve sabırla bekledi. Ben ise yaşadığım bunca olaydan sonra o kadar ümitli olamazdım.

Kara Memiş’in imanı ve sabrı sayesinde bu olayların üstesinden gelmiş ve hala ümitli olmaya başarmıştır. Sonunda ümidi boşa çıkmamıştır. Türk gemicileri onu kurtarmıştır.


““Kara Memiş’in yerinde siz olsaydınız yaşadığınız bu olaylar karşısında neler hisseder, neler yapardınız?” sorusundan hareketle sınıfınızda hazırlıklı konuşma yapınız.” ile ilgili uzun cevabı ;


Cevap :

Ben Kara Memiş’in yerinde olsaydım onun gösterdiği kadar sabrı gösteremezdim. Bir yerden sonra ümidim kesilir ama tekrar ümidime sarılırdım. Kara Memiş’in imanı sayesinde 40 yıl boyunca ümidini kaybetmemiş.

İmanına sarılmış kendini motive etmiştir. Ben ise bu kadar metin olamazdım. Kara Memiş oğluyla karşılaştığı zaman çok mutlu olmuş sonunda dövüşmek için kahramanlık yapmıştır. Kara Memiş’in yerinde olsam ben de kahramanlık yaparak şehit olmak isterdim. Bunca esir bulunduğum süre boyunca kendimi bulduğum işimi tekrar yapmak isterdim.



 

Our Score

Forsa metni özetleyerek aşağıya yazınız.

8. Sınıf Türkçe Kitabı Forsa metni özetleyerek aşağıya yazınız. konusunu kısaca ele alacağız. 


“Forsa metni özetleyerek aşağıya yazınız.” ile ilgili kısa cevabı ;


Cevap :

Kara Memiş eski bir Türk forsasıydı. Esir olanı 40 yıldan fazla olmuştu. 30 yaşında kuvveti yerindeyken Malta korsanlarına esir düşmüştü. 20 sene boyunca ayakları zincirli bir şekilde kürek çekmişti. Bu süre boyunca yalnız bir şey için üzülüyordu. Abdest alamadığı ve namaz kılamadığı için üzülüyordu.

Güneşin doğduğu tarafı soluna alır, gözlerini kıbleye çevirir 5 vakit namazını gizli gizli kılardı. 50 yaşına geldiği zaman korsanlar artık iyi kürek çekemez diye onun bir adada satmışlardı. Efendisi kuru ekmekle onun yanında çalıştırdı. 60 yaşına geldikten sonra efendisi onu serbest bıraktı. Bu serbest bırakma Kara Memiş’i açlığa bırakmaktı. Kara Memiş viran bağı içinde kendine bir kulübe bulmuştu. Bu harabe kulübede yaşamaya başladı. Kimse bir şey demedi. Arada bir kasabaya iniyor, onu acıyanların verdiği ekmek parçalarını toplayıp onları yiyordu. Ama hala ümidi kesilmemişti.

Türk gemicilerin gelip onu kurtaracağını biliyordu. Kendi kendine böyle diyordu “öldükten sonra dirileceğime nasıl inanıyorsam 50 yıl esillikten sonra memleketime kavuşacağıma öyle inanırım” diyordu. 40 yıldır rüyasında Türk gemicilerinin Türklerin geldiğini onun memleketine götürdüğünü görüyordu. Günlerden bir gün denize baktığı sırada Türk donanmasının limana girdiğini gördü. Hemen fırladı onlara doğru koştu. Gördüğü rüya mı diye şaşırdı eline aldığı bir taş parçasını alnına vurdu hissediyordu. Bir. rüya değildi. Tekrar koşmaya başladı askerler ona “dur” diye seslendi.

İhtiyar durmadan koşmaya devam etti. “Ben Türk’üm oğullar, ben Türk’üm” dedi. Askerler kaç yıldır esir olduğunu, nereli olduğunu, kaptan olup olmadığını sordular. Kara Memiş hepsini cevapladı askerler içinde bir çığlık koptu ve haber verdiler. Kara Memiş’i beyin yanına götürdüler. Bey kara Memiş’ten kolunu açmasını istedi. Kolunu açınca kolunda bir yara izi çıktı. Bu yara izi 6 ay süren bir adada karısını kaçırırken almıştı ve hemen kalktı Kara Memiş’in elini yüzünü öpmeye başladı. “Ben senin oğlunum” dedi. Kara Memiş “Turgut musun?” dedi. “Evet” dedi. Baba oğul 40 yıllık bir hasret sonunda kavuşmuşlardı.

Bey “Ben karaya cenk için çıkacağım, sen gemide rahat kal” dedi. Eski Kahraman Kara Memiş kabul etmedi. “Ben de cenge çıkacağım” dedi. “Kalbim kuvvetlidir. 40 senede dövüş hasretindeyim” dedi. Oğlu “Vurulursun, vatana hasret gidersin.” dedi. Onun gemide bırakmak istiyordu. Kara Memiş gençleşmiş kaplan gibi doğruldu. Kalkan ve kılıç istedi. Geminin kıçında sallanan sancağı göstererek “Şehit olursam bunu üzerime örtün. Vatan, bayrağının dalgalandığı yer değil midir?” dedi.



 

Our Score

Yaşadığınız yerden uzun süre ayrı kalsaydınız neler hissederdiniz? Düşüncelerinizi anlatınız.

8. Sınıf Türkçe Kitabı Yaşadığınız yerden uzun süre ayrı kalsaydınız neler hissederdiniz? Düşüncelerinizi anlatınız. konusunu kısaca ele alacağız. 


“Yaşadığınız yerden uzun süre ayrı kalsaydınız neler hissederdiniz? Düşüncelerinizi anlatınız.” ile ilgili kısa cevabı ;


Cevap :

Yaşadığım yerden uzun süre aynı kalsaydım çok üzülürdüm. Çünkü yaşadığım yere alıştım. Evim, arkadaşlarım, ailem, sevdiklerim hepsi yaşadığım yerde.


“Yaşadığınız yerden uzun süre ayrı kalsaydınız neler hissederdiniz? Düşüncelerinizi anlatınız.” ile ilgili uzun cevabı ;


Cevap :

Yaşadığım yerden uzun süre ayrı kalmak bana çok hüzün verirdi. Yaşadığım yerde anılarım, sevdiklerim, ailem, arkadaşlarım var. Onları görmek, konuşmak, zaman geçirmek bana huzur veriyor.

Başka bir yerde yaşadığım zaman sohbet edecek, arkadaş olacak, zaman geçirecek kimse olmadığı için mutsuz olurum. İnsanın yaşadığı yeri anlamlı kılan orada yaşadığı anılardır. Bu yüzden mutsuz olurdum.



 

Our Score

8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 20-26-27-28-29 Ferman Yayıncılık

8. Sınıf Türkçe Kitabı Forsa Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26 ,27, 28, 29


8. Sınıf Türkçe Kitabı Forsa Metni Etkinlik Cevapları


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 20-26-27-28-29


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 20-26-27-28-29 Ferman Yayıncılık”

Soru : Yaşadığınız yerden uzun süre ayrı kalsaydınız neler hissederdiniz? Düşüncelerinizi anlatınız.


Kısa Cevap : “Yaşadığınız yerden uzun süre ayrı kalsaydınız neler hissederdiniz? Düşüncelerinizi anlatınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

Yaşadığım yerden uzun süre ayrı kalmak bana çok hüzün verirdi. Yaşadığım yerde anılarım, sevdiklerim, ailem, arkadaşlarım var. Onları görmek, konuşmak, zaman geçirmek bana huzur veriyor.

Başka bir yerde yaşadığım zaman sohbet edecek, arkadaş olacak, zaman geçirecek kimse olmadığı için mutsuz olurum. İnsanın yaşadığı yeri anlamlı kılan orada yaşadığı anılardır. Bu yüzden mutsuz olurdum.


Forsa

Akdeniz’in mitoloji yuvası nihayetsiz ufuklarına bakan küçük tepe, minimini bir çiçek ormanı gibi idi. İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyor, ilkbaharın tatlı rüzgârlarıyla martılar çılgın bağırışlarıyla havayı çınlatıyordu. Badem bahçesinin yanı geniş bir bağdı. Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik ta vadiye kadar iniyordu. Bağın ortasındaki viran kulübenin kapısız giriş yerinden, bir ihtiyar çıktı. Saçı sakalı bembeyazdı. Kamburunu düzeltmek istiyormuş gibi gerindi. Elleri, ayakları titriyordu. Gök kadar boş, gök kadar sakin duran denize baktı, baktı: “Hayırdır inşallah!” dedi.

Duvarın dibindeki taş yığınlarına çöktü. Başını iki ellerinin arasına aldı. Sırtında yırtık bir çuval vardı. Çıplak ayakları, topraktan yoğrulmuş sanılacaktı. Zayıf kolları, kirli tunç rengindeydi. Tekrar başını kaldırdı. Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye dikkatle baktı. Fakat görünürde bir şey yoktu. Bu, her gece uykusunda kendini kurtarmak için birçok geminin pupa yelken geldiğini gören, zavallı, eski bir Türk forsasıydı. Esir olalı kırk seneden fazla olmuştu. Otuz yaşında dinç, levent, kuvvetli bir kahramanken Malta korsanlarının eline düşmüştü.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 21 Cevapları


Yirmi sene, onların kadırgalarında kürek çekti. Yirmi sene iki zincirle iki ayağından rutubetli bir geminin dibine bağlanmış yaşadı. Yirmi senenin yazları, kışları, rüzgârları, fırtınaları, güneşleri onun granit vücudunu eritemedi. Zincirleri küflendi, çürüdü, kırıldı. Yirmi sene içinde birkaç defa halkalarını, çivilerini değiştirdiler fakat onun çelikten daha sert, adaleli bacaklarına bir şey olmadı. Yalnız abdest alamadığı için üzülüyordu. Daima güneşin doğduğu tarafı soluna alır, gözlerini kıbleye çevirir, beş vaktini gizli gizli, işaretle eda ederdi. Elli yaşına gelince korsanlar onu “Artık iyi kürek çekemez.” diye çıkarıp bir adada satmışlardı. Efendisi bir çiftçiydi. On sene kuru ekmekle onun yanında çalıştı.

Allah’a çok şükrediyordu. Çünkü artık bacaklarından mıhlı değildi. Abdest alıyor, tam kıblenin karşısına geçiyor, unutmadığı ayetlerle namaz kılıyor, dua edebiliyordu. Bütün ümidi memleketine  Edremit’ekavuşmaktı. Otuz sene içinde hiçbir an ümidini kesmedi. “Öldükten sonra dirileceğime nasıl inanıyorsam elli yıl esirlikten sonra da memleketime kavuşacağıma öyle inanırım.” derdi. En şanlı, en meşhur Türk gemicilerindendi. Daha yirmi yaşında iken Tarık Boğazı’nı geçmiş, poyraza doğru haftalarca, aylarca, kenar kıyı görmeden gitmiş, rast geldiği ücra adalardan cizyeler almış, irili ufaklı donanmaları tek başına hafif gemisiyle berbat etmişti. O vakitler, Türk ilinde namı dillerde destandı.

Öyle denizlere girmişti ki üzerinde dağlardan, adalardan büyük buz parçaları yüzüyordu. Oraları tamamıyla başka bir cihandı. Altı ay gündüz, altı ay gece olurdu. Karısını işte bu, senesi bir büyük günle bir büyük geceden ibaret olan başka dünyadan almıştı. Gemisi altın, gümüş, inci, elmas, esir dolu vatana dönerken kenarsız denizin ortasında evlenmiş, oğlu Turgut Çanakkale’yi geçerken doğmuştu. Şimdi kırk beş yaşında olmalıydı.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 22 Cevapları


Acaba yaşıyor muydu? Hayalini unuttuğu karısı acaba hâlâ sağ mıydı? Kırk senedir İstanbul’un minareli ufku hayalinden hiç silinmemişti. “Bir gemim olsa gözümü kapar, Kabataş’ın önüne demir atarım.” diye düşünürdü. Altmış yaşını geçtikten sonra efendisi onu, sözde serbest bıraktı. Bu, serbest bırakmak değil; sokağa, açlığa, perişanlığa atmaktı.

İhtiyar esir, bu viran bağın içindeki harap kulübeyi buldu, içeri girdi. Kimse bir şey demedi. Ara sıra kasabaya iniyor, ihtiyarlığına acıyanların verdiği ekmek parçalarını toplayıp dönüyordu. On sene daha geçti. Artık hiç kuvveti kalmamıştı. Hem bağ sahibi de artık onu istemiyordu. Nereye gidecekti? Fakat işte eskiden beri gördüğü rüyaları yeniden görmeye başlamıştı. Kırk senelik bir rüya… Türklerin, Türk gemilerinin gelişi…

Gözlerini kurumuş elleriyle iyice ovdu. Denizin gökle birleştiği yere baktı. Evet, mutlaka geleceklerdi. Buna o kadar emindi ki… “Kırk sene görülen bir rüya yalan olmaz.” diyordu. Kulübe duvarının dibine uzandı. Yavaş yavaş gözlerini kapadı. İlkbahar, bir ümit tufanı gibi her tarafı parlatıyordu. Martıların “Geliyorlar, geliyorlar! Seni kurtarmaya geliyorlar!” gibi işittiği tatlı seslerini dinleye dinleye daldı. Duvar taşlarının arasından çıkan kertenkeleler ihtiyarın üzerinde geziniyor, çuvaldan esvabının içine kaçıyor, gür beyaz sakalının üstünde oynaşıyordu. İhtiyar esir, rüyasında ağır


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 23 Cevapları


bir Türk donanmasının limana girdiğini görüyordu. Kasabaya giden yola birkaç bölük asker çıkarmışlardı. Al bayrağı uzaktan tanıdı. Yatağanlar, kalkanlar güneşin aksiyle parıldıyordu. “Bizimkiler! Bizimkiler!” diye bağırarak uyandı. Doğruldu. Üstündeki kertenkeleler kaçıştı. Limana baktı. Hakikaten kalenin karşısına bir donanma gelmişti. Kadırgaların, yelkenlilerin, küreklerin biçimine dikkat etti. Sarardı, gözlerini açtı. Kalbi hızla çarpmaya başladı.

Ellerini göğsüne koydu. Bunlar Türk gemileriydi, kenara yanaşıyorlardı. Gözlerine inanamadı. “Acaba rüyam devam mı ediyor?” şüphesine düştü. Fakat uyanıkken rüya görülür müydü? Kanaat getirmek için ellerini ısırdı. Yerden sivri bir taş parçası aldı. Alnına vurdu. Evet, işte hissediyordu; uyanıktı. Gördüğü rüya değildi. O uyurken donanma burnun arkasından birdenbire ortaya çıkmış olacaktı. Sevinçten, hayretten dizlerinin bağı çözüldü. Hemen çöktü.

Kenara çıkan bölükler, ellerinde al bayrak, kalenin etrafına doğru ilerliyorlardı. Kırk senelik bir beklemenin son azmiyle davrandı. Birden kemikleri çatırdadı. Badem ağaçlarının çiçekli gölgeleriyle örtülen yoldan yürüdü. Kenara koştu. Karaya çıkan askerler ak sakallı bir ihtiyarın kendilerine doğru koştuğunu görünce “Dur!”
diye bağırdılar. İhtiyar durmadı;* bağırdı:
— Ben Türk’üm oğullar, ben Türk’üm!


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 24 Cevapları


Askerler onun yaklaşmasını beklediler. İhtiyar, Türklerin yanına yaklaşınca önüne ilk geleni tutup öpmeye başladı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Hâline bakanların hepsi duygulanmıştı. Biraz heyecanı sükûn bulunca ona sordular:

— Kaç yıldır esirsin?
— Kırk…
— Nerelisin?
— Edremitli.
— Adın ne?
— Kara Memiş.
— Kaptan mıydın?
— Evet…

İhtiyarın etrafındaki askerler birbirine karıştı. Bir çığlıktır koptu. “Bey’e haber verin!” İhtiyarın kollarına girdiler. Kuş gibi deniz kenarına uçurdular. Bir sandala koydular. Büyük bir kadırgaya çıkardılar. Askerin içinde onun menkıbelerini bilmeyen, şöhretini duymayan yoktu. Bir an güvertede durdu. Sevincinden kırk senedir hasret kaldığı millettaşlarını görmekten şaşırmış, aptallaşmıştı. Ayağına bir çakşır getirdiler. Sırtına bir kaftan attılar. Başına bir kavuk koydular.

— Haydi, Bey’in yanına, dediler. Kendini kadırgaya getiren askerlerle beraber büyük geminin kıçına doğru yürüdü. Kara, pala bıyıklı, sırmalı, esvabının üzerine demir çelik zırhlar
giymiş iri bir adamın karşısında durdu:
— Sen Kaptan Kara Memiş misin?
— Evet…
— Doğru mu söylüyorsun?
— Ne yalan söyleyeceğim?
— Aç bakalım sağ kolunu!
İhtiyar, kaftanın altından kolunu çıkardı, sıvadı. Bey’e uzattı. Pazısında haç şeklinde derin bir yara izi vardı. Bu yarayı, gecesi altı ay süren bir adadan karısını kaçırırken almıştı. Bey, ellerine sarıldı, öpmeye başladı.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 25 Cevapları


— Ben senin oğlunum.
— Turgut musun?
— Evet…
İhtiyar sevincinden bayılmıştı. Kendine gelince oğlu ona:
— Ben karaya cenk için çıkıyorum. Sen gemide rahat kal, dedi.
Eski kahraman kabul etmedi:
— Hayır, ben de beraber cenge çıkacağım.
— Çok ihtiyarsın baba.
— Fakat kalbim kuvvetlidir.
— Rahat et, bizi seyret.
— Kırk senedir dövüşe hasretim.

Oğlu, “Vurulursun. Vatana hasret gidersin.” diye onu gemide bırakmak istedi. Kara Memiş o vakit birdenbire gençleşmiş bir kaplan gibi doğruldu. Duramıyordu. Kalkan, kılıç istedi. Sonra geminin kıçında sallanan sancağı göstererek:
— Şehit olursam bunu üzerime örtün. Vatan, bayrağın dalgalandığı yer değil midir?, dedi.

Ömer Seyfettin
Seçme Hikâyeler 2


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 26 Cevapları


1. ETKİNLİK


Soru : Okuduğunuz metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarını aşağıya yazınız.

Metindeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarının anlamını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz. Anlamını öğrendiğiniz yeni kelime/kelime gruplarını sözlüğünüze yazınız. Öğrendiğiniz kelimeleri birer cümlede kullanınız.


Cevap :

Mitoloji Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : Eski dönemlerde Gerçek olmayacak abartı olaylar

Gerçek Anlamı  : Nitleri konu alan doğuşlarını araştıran, anlamlarını inceleyen yorumlayan bilim. Bir ulusla, bir dinle, özellikle Yunan ve Latin uygarlığı ile ilgili mitlerin, söylencelerin tümü.

Cümlem : Bir zamanlar Türk mitolojisi hakkında araştırmalar yapmayı çok seviyordum.


Vadi Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : Dağların arasında kalan düz bir arazi.

Gerçek Anlamı  : İki dağ arasında bulunan geçit. Çalışma alanı, tutulan yol.

Cümlem : Bu yaz Antalya Alakır Vadisinin gezmeye gitmiştik.


Pupa Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : geminin arka kısmı

Gerçek Anlamı  : Geminin tam arka yanı, geminin kıç bodoslamasının baktığı yön, arkadan.

Cümlem : Masalda anlatılan kahraman öyle bir denizciydi ki rüzgar pupasından aldı mı dalgalar gibi düşmanın üzerine gidiyordu.


Forsa Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : Fındık.

Gerçek Anlamı  : Ürünü tombul olan fındık.

Cümlem : Forsa hasadı çok verimli geçmişti.


Kadırga Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : Büyük gemi.

Gerçek Anlamı  : Hem yelkenle hem kürekle yol olan, özellikle Akdeniz’de kullanılmış bir savaş gemisi.

Cümlem : Müzede gördüğümüz Osmanlı kadırgası çok iştihamlıydı.


Poyraz Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : Rüzgar.

Gerçek Anlamı  : Kuzeydoğudan esen soğuk yel. Yön olarak kuzey.

Cümlem : Bu akşam poyraz çok esiyordu.


Bölük Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : Askeri birim.

Gerçek Anlamı  : Bir bütünden ayrılmış olan parça. Saç örgüsü.

Cümlem :  Tarlanın bu bölüğünü kuzenine bırakmıştı.


Kavuk Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : Osmanlı’da erkeklerin giydiği başlık.

Gerçek Anlamı  : Osmanlı döneminde giyilmiş olan birçok türleri bulunan, Pamuktan yapılmış üzerine sarık dolanan erkek başlık. İçi boş şey, çukur, oyuk, kovuk.

Cümlem : Oynadığım tiyatro oyununda rolüm için kavuk takacağım.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 27 Cevapları


2. ETKİNLİK


Soru : Aşağıdaki soruları okuduğunuz metne göre cevaplayınız. 


1. Kara Memiş kimdir? Malta korsanlarına ne zaman esir düşmüştür? 


Cevap : Kara Memiş eski bir Türk forsasıydı. Yaklaşık 40 sene önce Malta korsanlarına esir düşmüştü.


2. Askerlerin Kara Memiş’i hemen tanımalarının nedeni söyleyiniz. 


Cevap : Askerler Kara Memiş’i hemen tanımıştır çünkü Kaptan Turgut’un babasıydı ve kahraman bir Kaptan olduğu için tüm denizciler onu tanıyordu.


3. Turgut, Kara Memiş’in babası olduğunu nasıl anlamıştır? 


Cevap : Askerler Kara Memiş’i hemen tanımıştı çünkü 6 ay süren bir adadan karısını kaçırırken koluna yara darbesi almıştı. Onun bu izini görünce Kara Memiş olduğunu hemen anladılar.


4. Esir düşmesine rağmen namazını kılmaya devam etmesi Kara Memiş’in hangi kişilik özelliğine sahip olduğunu göstermektedir?


Cevap : Esir düşmesine rağmen namazını kılmaya devam etmesi Kara Memiş’in imanlı ve sorumluluk sahibi birisi olduğunu gösterir.


5. Kara Memiş’in gençleşmiş bir kaplana benzetilmesinin nedeni nedir? 


Cevap : 40 yıldır mesleği olan denizciliği hasret duyduğu için kavuşma anında kendini gençleşmiş bir kaplan gibi hissetmiştir.


3. ETKİNLİK


Soru : Okuduğunuz “Forsa” adlı metindeki hikâye unsurlarını belirleyerek aşağıya yazınız.


Cevap :

Yer : Akdeniz mitolojisi hukuklara bakan Küçüktepe.

Zaman : Osmanlı İmparatorluğu’nun olduğu dönem.

Kişiler/Varlıklar : Kara Memiş, Turgut, Malta Korsanları.

Olay Örgüsü : Kahraman olan bir Türk denizcisi Korsanlara esir düşmüştür. Kaldığı süre boyunca memleketini hasret duymuş memleketinden uzak bir yerde yaşadığı zaman Türk askerlerin karaya çıktığını görür. Hemen Türk gemisine doğru koşar. Türk gemisinin kaptanı aslında oğlu olduğunu fark eder. Bu onun daha da mutlu eder.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 28 Cevapları


4. ETKİNLİK


Soru : Aşağıya okuduğunuz metinle ilgili üç soru yazınız. Yazdığınız soruları arkadaşlarınıza sorarak onlardan cevaplamalarını isteyiniz.


Cevap :

1. Soru : Turgut Kara Memiş’in babası olduğunu nasıl anlamıştır?

Cevap : Kara Memiş karısını 6 ay bir süre süren bir adadan kaçırırken koluna aldığı darbeden tanımıştır.

2. Soru : Kara Memiş rüyalarında ne görüyordur?

Cevap : Kara Memiş 40 yıl aşkın bir süredir Türklerin Türk gemilerinin gelip onu kurtardığını ve memleketine götürdüğünü görüyordur.

3. Soru : Kara Memiş vatanına kavuşacağına nasıl inanıyormuş?

Cevap : Kara Memiş öldükten sonra dirileceğime nasıl inanıyorsam 50 yıl esillikten sonra memleketime kavuşacağıma öyle inanırım demiştir.


5. ETKİNLİK


Soru : Okuduğunuz metne uygun yeni başlıklar bularak bu başlıkları aşağıya yazınız.


Cevap : Kara Memiş’in İnancı.


6. ETKİNLİK


Soru : Aşağıda okuduğunuz metinden bir paragraf verilmiştir. Yazar bu paragrafta öyküleyici anlatımdan yararlanmıştır. Siz de okuduğunuz metinden öyküleyici anlatım örneği bularak noktalı alana yazınız.

İhtiyar esir, bu viran bağın içindeki harap kulübeyi buldu, içeri girdi. Kimse bir şey demedi. Ara sıra kasabaya iniyor, ihtiyarlığına acıyanların verdiği ekmek parçalarını toplayıp dönüyordu. On sene daha geçti. Artık hiç kuvveti kalmamıştı.


Cevap :

Elli yaşına gelince korsanlar onu “Artık iyi kürek çekemez.” diye çıkarıp bir adada satmışlardı. Efendisi bir çiftçiydi. On sene kuru ekmekle onun yanında çalıştı. Allah’a çok şükrediyordu.

Çünkü artık  bacaklarından mıhlı değildi. Abdest alıyor, tam kıblenin karşısına geçiyor, unutmadığı ayetlerle namaz kılıyor, dua edebiliyordu


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 29 Cevapları


7. ETKİNLİK


Soru : Okuduğunuz metni özetleyerek aşağıya yazınız. Özetinizi yazarken tekrar edilen ifadelere ve gereksiz olduğunu düşündüğünüz ayrıntılara yer vermeyiniz.


Cevap :

Kara Memiş eski bir Türk forsasıydı. Esir olanı 40 yıldan fazla olmuştu. 30 yaşında kuvveti yerindeyken Malta korsanlarına esir düşmüştü. 20 sene boyunca ayakları zincirli bir şekilde kürek çekmişti. Bu süre boyunca yalnız bir şey için üzülüyordu. Abdest alamadığı ve namaz kılamadığı için üzülüyordu.

Güneşin doğduğu tarafı soluna alır, gözlerini kıbleye çevirir 5 vakit namazını gizli gizli kılardı. 50 yaşına geldiği zaman korsanlar artık iyi kürek çekemez diye onun bir adada satmışlardı. Efendisi kuru ekmekle onun yanında çalıştırdı. 60 yaşına geldikten sonra efendisi onu serbest bıraktı. Bu serbest bırakma Kara Memiş’i açlığa bırakmaktı. Kara Memiş viran bağı içinde kendine bir kulübe bulmuştu. Bu harabe kulübede yaşamaya başladı. Kimse bir şey demedi. Arada bir kasabaya iniyor, onu acıyanların verdiği ekmek parçalarını toplayıp onları yiyordu. Ama hala ümidi kesilmemişti.

Türk gemicilerin gelip onu kurtaracağını biliyordu. Kendi kendine böyle diyordu “öldükten sonra dirileceğime nasıl inanıyorsam 50 yıl esillikten sonra memleketime kavuşacağıma öyle inanırım” diyordu. 40 yıldır rüyasında Türk gemicilerinin Türklerin geldiğini onun memleketine götürdüğünü görüyordu. Günlerden bir gün denize baktığı sırada Türk donanmasının limana girdiğini gördü. Hemen fırladı onlara doğru koştu. Gördüğü rüya mı diye şaşırdı eline aldığı bir taş parçasını alnına vurdu hissediyordu. Bir. rüya değildi. Tekrar koşmaya başladı askerler ona “dur” diye seslendi.

İhtiyar durmadan koşmaya devam etti. “Ben Türk’üm oğullar, ben Türk’üm” dedi. Askerler kaç yıldır esir olduğunu, nereli olduğunu, kaptan olup olmadığını sordular. Kara Memiş hepsini cevapladı askerler içinde bir çığlık koptu ve haber verdiler. Kara Memiş’i beyin yanına götürdüler. Bey kara Memiş’ten kolunu açmasını istedi. Kolunu açınca kolunda bir yara izi çıktı. Bu yara izi 6 ay süren bir adada karısını kaçırırken almıştı ve hemen kalktı Kara Memiş’in elini yüzünü öpmeye başladı. “Ben senin oğlunum” dedi. Kara Memiş “Turgut musun?” dedi. “Evet” dedi. Baba oğul 40 yıllık bir hasret sonunda kavuşmuşlardı.

Bey “Ben karaya cenk için çıkacağım, sen gemide rahat kal” dedi. Eski Kahraman Kara Memiş kabul etmedi. “Ben de cenge çıkacağım” dedi. “Kalbim kuvvetlidir. 40 senede dövüş hasretindeyim” dedi. Oğlu “Vurulursun, vatana hasret gidersin.” dedi. Onun gemide bırakmak istiyordu. Kara Memiş gençleşmiş kaplan gibi doğruldu. Kalkan ve kılıç istedi. Geminin kıçında sallanan sancağı göstererek “Şehit olursam bunu üzerime örtün. Vatan, bayrağının dalgalandığı yer değil midir?” dedi.


8. ETKİNLİK


Soru : “Kara Memiş’in yerinde siz olsaydınız yaşadığınız bu olaylar karşısında neler hisseder, neler yapardınız?” sorusundan hareketle sınıfınızda hazırlıklı konuşma yapınız.

Konuşmanızda empati kurma stratejisini uygulayınız. Bu stratejiyi uygularken kendinizi olaydaki kahramanın yerine koyarak neler hissettiğini, yaşadığını, düşündüğünü anlatmaya çalışınız. Konuşmanız sırasında beden dilinizi etkili kullanmaya özen gösteriniz. Beden dilini etkili kullanmanın konuşmacının vermek istediği sözlü olmayan mesajları iletmeyi kolaylaştıracağını unutmayınız. Konuşmanızda kelimeleri anlamlarına uygun kullanmaya özen gösteriniz.


Kısa Cevap : ““Kara Memiş’in yerinde siz olsaydınız yaşadığınız bu olaylar karşısında neler hisseder, neler yapardınız?” sorusundan hareketle sınıfınızda hazırlıklı konuşma yapınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

Ben Kara Memiş’in yerinde olsaydım onun gösterdiği kadar sabrı gösteremezdim. Bir yerden sonra ümidim kesilir ama tekrar ümidime sarılırdım. Kara Memiş’in imanı sayesinde 40 yıl boyunca ümidini kaybetmemiş.

İmanına sarılmış kendini motive etmiştir. Ben ise bu kadar metin olamazdım. Kara Memiş oğluyla karşılaştığı zaman çok mutlu olmuş sonunda dövüşmek için kahramanlık yapmıştır. Kara Memiş’in yerinde olsam ben de kahramanlık yaparak şehit olmak isterdim. Bunca esir bulunduğum süre boyunca kendimi bulduğum işimi tekrar yapmak isterdim.


9. ETKİNLİK


Soru : “Forsa” adlı metnin konusundan ve ana fikrinden hareketle defterinize hikâye edici bir metin yazınız.

Yazdığınız metne uygun bir başlık bulunuz. Metninizi gözden geçirirken varsa yazım ve noktalama hatalarını düzeltiniz. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.


Kısa Cevap : ““Forsa” adlı metnin konusundan ve ana fikrinden hareketle defterinize hikâye edici bir metin yazınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

Selin babasını kaybettiği 10 yaşında civarındaydı. O yıl çok sıkıntılı ve kaderli geçmişti onun için. Bunca kader ve acıdan sonra birde o yıl kanser olduğunu öğrendi. Dünyası başına yıkılmıştı hem babasının kaybı üstüne bu zalim hastalığının çıkması onu yerle bir etmişti. Ama pes etmeyecekti mücadele edecekti.

Bu hastalıktan babası ona sabrın önemini öğretmişti. Sabırlı olursa elde edemeyeceği bir şey olmadığını, ümidini kaybedenin aslında her şeyini kaybettiğini ona öğretmişti babası. Selin bunların farkındaydı. Mücadele etti her zaman. Okulunun tam olarak bitiremedi. okula gidiyordu ama hastaneye gitmek durumunda olduğu günler okulunu aksatmak zorunda kalıyordu. Bu onu çok üzüyordu çünkü okulunu ve arkadaşlarını çok seviyordu. Yaşı 18’e geldiği zaman artık bu hastalık onun bütün vücudunu sarmıştı. Çok zorlu bir ameliyat olması gerekiyordu. Bu ameliyat çok zorlu bir ameliyattı.

Arkadaşları ona cesaret verdi. Yanında olacağını hissettirdi ve o büyük gün gelmişti. Hastaneye gitti ameliyat çok zorlu geçmişti. Selin günden güne iyi oluyordu ama bir gün fenalaştı. Acilen müdahale etti. Doktorlar ve Selin pes etmeyecekti. Bu hastalığı yenecekti. Kendine çok güveniyordu ve ümidini kaybetmeyevekti. Doktorlar Selin’i iyileştirmeyi başardılar.

Ameliyatın zorlu dönemi bitmişti. Selim artık sağlıklı bir bireydi. Artıkokula gidiyor, arkadaşlarıyla sohbet edebiliyordu. Okulda uyumak zorunda kalmıyordu. Üniversite sınavına hazırlanarak, hep hayali olan moleküler biyoloji ve genetik fakültesini kazandı. Sabretmenin ve ümidini kaybetmemenin mutlu zaferini yaşıyordu.


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 20-26-27-28-29 Ferman Yayıncılık” konusunu videolu bir şekilde izleyebilir ve dinleyebilirsiniz.




 

Our Score

8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 12-15-16-17-18-19 Ferman Yayıncılık

8. Sınıf Türkçe Kitabı Tuzağa Düşen Ceylan Metni Etkinlik Cevapları Sayfa 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19


8. Sınıf Türkçe Kitabı Tuzağa Düşen Ceylan Metni Etkinlik Cevapları


8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 12-15-16-17-18-19


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 12-15-16-17-18-19 Ferman Yayıncılık”

1. Mevlanâ’nın “Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.” sözünden ne anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi açıklayınız.


Kısa Cevap : “Mevlanâ’nın “Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.” sözünden ne anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi açıklayınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

Mevlanâ’nın “Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.” sözünden, başkasına yardım etmenin veya bir şeyler üretmenin kişiden bir şey eksiltmeyeceği manasını anlıyorum.

Karşımızdakine bir şeyler üretmek veya yardım etmek insandan bir şey eksiltmeyeceği gibi bilakis insanı rahatlatır ve yüceltir.

Yardım etmenin o vermiş olduğu haz ve huzur başka hiçbir yerde bulunamaz.

İnsan birine yardım ettikçe toplumda huzur ve güven inşa edilmiş kuvvetli arkadaşlıkların temeli atılmış olur.

Biz en zor zamanında diğer insanların bizlere yardım etmesini istediğimiz gibi bizler de onlara yardım etmek konusunda tereddütte bile düşmemeliyiz. İhtiyaç duyan insanlara mutlaka yardım etmeliyiz.


2. İnsanların neden yardımlaşmaya ihtiyacı vardır? Yardıma ihtiyaç duyduğunuz durumlar oldu mu? Anlatınız.


Kısa Cevap : “İnsanların neden yardımlaşmaya ihtiyacı vardır? Yardıma ihtiyaç duyduğunuz durumlar oldu mu? Anlatınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

İnsan kendi yapısı itibariyle bazen mutlu bir, bazen üzgün bazen güçlü bazen ise dayanıksızdır.

Bazen olaylara karşı çok güçlü olduğumuz gibi bazen de küçücük olaylar karşısında yıkılabilir ve başkasının yardımına duygusal olarak ihtiyaç duyabiliriz.

Yardımlaşma insanlar arasında hem maddi hem de duygusal açıdan gerçekleşir. Maddi yardımlaşmanın önemli olduğu gibi aynı zamanda duygusal yardımlaşma ve duygusal olarak zor durumda olan bir insanın elinden tutmak da azımsanmayacak derecede önemlidir.

İnsanlar üzgün olduğu zaman hayata yeniden tutunmak ve ayağa kalkmak konusunda zorluk çekerler. Bu zor zamanlarda birinin buna sevgiyle yaklaşması ve elinden tutması onu hayata çok daha farklı Bağlar ve yeri doldurulmaz bir dostluğun temellerinden atmış olur.

Benim de zaman zaman yardıma ihtiyaç duyduğum ve kendimi çok çaresiz hissettiğim zamanlar oldu. Beni hiç yalnız bırakmayan sevgili dostlarım elimden tuttu ve bu süreci kolaylıkla atlatabildim.

Bu yardımlaşmanın ve ihtiyaç duyulduğu zaman yanında olmanın ne kadar önemli olduğunu bildiğim için arkadaşlarımın yanında olmaya çok değer veririm.


1 Tuzağa Düşen Ceylan 

Ceylan, fare, karga ve tosbağa Ormanistan’ın bir kenar mahallesinde aynı evde yaşıyorlar kardeş kardeşe İnsanlardan uzak, bahçeli evleri akıllarında yok tuzağa düşme endişesi Ceylan, bir gün çayıra iner kuyruğunu sallaya sallaya kır çiçekleri ince belinde
keyfi yerinde, pek neşeli tasa ve kederden uzakta dolaşır çimenler arasında Kokusunu alınca av köpeği “Hav hav!” ile düşer ardına ceylan kaçar, köpek kovalar

Akşam sofraya oturur üç arkadaş aralarında ceylan kardeş yok “Ceylan nerede kaldı?” der fare, “Başına bir iş gelmesin sakın!” “İyi tanırım ceylanı,” der tosbağa, “her zaman uzaklaşmaz mahalleden bu vakte kadar gelmediğine göre muhakkak ve mutlaka başı dertte. Karga gibi olsaydı kanatlarım bulmak için izini kardeşimin bütün Ormanistan’ı dolaşırdım.”


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 13 Cevapları


Karga, hak verir iki arkadaşına bir yukarı mahalleye uçar, bir aşağı biraz kuzeye gider, biraz güneye doğu-batı derken, bir de bakar ceylan düşmüş avcının tuzağına iplerden kurtulmak için çırpınmakta…

Alçaktan uçarak, yüksekten uçarak bulutların üzerinden atlayarak tez elden getirir haberi dostlarına: “Ceylan, kaçarken köpeğin hışmından düşmüş bir zalim avcının tuzağına…”

Üç arkadaş hemen verirler kararı: Karga ile fare, ceylanı kurtaracak tosbağa evde nöbetçi kalacak. Karga ile fare hemen çıkar yola fare, kemirince tuzağın iplerini üç arkadaşın umutsuz yüzünü aydınlatır özgürlüğün feneri

Avcı gelir, avını almak için ceylan, zırp zırp ormanda fare, kırt kırt deliğinde karga, fırt fırt ağacın dalında Evde kalır ama tosbağa aklı fikri ceylanda meraklı ya, alır sırtına kapısız penceresiz evini düşer ormanın yoluna Avcı çaresiz, ceylan gitmiş elden


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 14 Cevapları


akşama yiyecek de yok hanede bakar, karşısında tosbağa “Başka güne kalsın,” der, ceylan, baklava börek olmaz her zaman
kısmetimiz tosbağa bu akşam.” Alır tosbağayı, koyar çantasına…

Bulutlar denizinde yüzen karga ev arkadaşı tosbağayı görünce avcının çantasında durumu anlatır ceylana Ceylan, görünür avcıya ayağına diken batmış da güya koşmuyor, topallıyor adeta… Avcı, düşer ardına ceylanın ne kadar koşsan, ne mümkün kim yetişir olimpiyat şampiyonuna?

Avcı atar sırtında ne varsa fare de bekliyor arkasında hemen kemirir çantayı çıkarır içinden tosbağayı Mutludur ceylan ile fare karga ve tosbağa şen Avcı, eli boş döner evine.

Refik DURBAŞ
Kuyruklu Hayvan Masalları


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 15 Cevapları


1. ETKİNLİK


Soru : Okuduğunuz şiirdeki anlamını bilmediğiniz kelime ya da kelime gruplarını aşağıya yazınız. Bunların anlamlarını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz.

Öğrendiğiniz kelime ve kelime grupları ile bunların anlamlarını oluşturacağınız sözlüğe yazınız. Bu uygulamaya yıl boyunca devam ediniz.


Cevap :

Çayır Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : otların bulunduğu geniş alan

TDK Anlamı: 1.üzerinde gür ot biten, hayvan otlatılan ya da otu biçilerek hayvanlara yedirilen, genellikle düz ve nemli yer.
2.böyle yerlerde kendiliğinden biten türlü otlar.

Cümlem :

  1. Koyunları çayırlarda otlarken izlemeye bayılıyordum.
  2. Çayır çimen geze geze … dizelerini hatırlıyor musun?
  3. Çayırlarda koşup oynardık.
  4. Köyde çayırlık alanlarda her gün piknik yapardık.
  5. Eskiden çayırlar ikinci evimiz gibiydi.

Muhakkak Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : gerçekten, doğrusu, kesinlikle

TDK Anlamı: 1. doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçek olduğu kesinleşmiş olan.
2. (belirteç) kesin olarak, kesinlikle.

Cümlem :

  1. Muhakkak seninle geleceğim.
  2. Muhakkak gerçek birgün ortaya çıkacak.
  3. Muhakkak başarıya kavuşacağım.
  4. Senle muhakkak orada görüşeceğiz.
  5. Seninle muhakkak bir yerde

Tez Elden Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime Grubu

Tahminî Anlamı : çarçabuk ,hemen

TDK Anlamı: Çabucak, bir an önce, çarçabuk

Cümlem :

  1. Hadi kızım, tez elden su unları eleyelim.
  2. Hadi oğlum, tez elden yardım et de işleri bitirelim.
  3. Tez elden beraber su tarlayı sürelim.
  4. Tez elden işleri bitirdik mi rahat ederiz.
  5. İşleri tez elden bitir de sonra nereye gidersen git

Güya Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : sözde

TDK Anlamı: sanırsın ki, sanki, sözde, sözümona.

Cümlem :

  1. Gelecekmiş ama güya hasta olmuş.
  2. Ödevini yapacaktı ama güya işleri çıkmış.
  3. Bana yardım edecekti ama güya çocuğu durmamış.
  4. İşe erken gelecekti ama güya çok trafik varmış.
  5. Güya beni çok seviyormuş.

Olimpiyat Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime

Tahminî Anlamı : spor yarışmaları

TDK Anlamı: bütün spor dallarını içine alan ve her dört yılda bir değişik bir ülkede yapılan uluslararası spor yarışmaları.

Cümlem :

  1. Bu yıl olimpiyatlara girmeye hak kazandık.
  2. Dünya olimpiyatlarında Türkiye’yi temsil edecek takım bu takım.
  3. Takımımızın olimpiyatları temsil edeceğini öğrenince çok gurur duydum.
  4. Olimpiyatlarda takımı ben temsil edeceğim.
  5. Onun fiyatlara katıldığını duyunca seni tebrik etmeye geldim.

Eli Boş Dönmek Kelimesi 

Kelime/Kelime Grubu : Kelime grubu

Tahminî Anlamı : birşey elde edememek

TDK Anlamı: bir yere gidip umduğunu elde edemeden geri gelmek.

Cümlem :

  1. O kadar çabadan sonra eli boş dönmek beni çok üzüyor.
  2. Lütfen git ve elin boş dönme.
  3. Elimden geleni yaptım ama elim boş geri dönmek zorunda kaldım.
  4. Annem elim boş döndüğümü görünce daha da kahroldu.
  5. Çaresizlikten her gün çabalıyor ama elimiz boş dönüyorduk.

8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 16 Cevapları


2. ETKİNLİK


Soru : Aşağıdaki soruları şiire göre cevaplayınız.


1. Anlatılan olay nerede geçmektedir?


Cevap :

Anlatılan olay Ormanistan değilsin yani dedikleri insanlardan uzak bir ormanda geçmektedir.


2. Şiirin kahramanları hangi varlıklardır?


Cevap :

Şehrin kahramanları Ceylan, fare, karga Birgül tosbağa ve avcılardır.


3. Şiirde adı geçen varlıklar arasında nasıl bir yardımlaşma ve dayanışma vardır?


Cevap :

Şiirde adı geçen hayvanlar birinin başı sıkışınca diğeri yardım eder ve dayanışma içinde kurtulurlar.


4. Hayvanlar, tuzağa düşen dostlarını nereden ve nasıl kurtarmıştır?


Cevap :

Ceylan kaybolunca karga yerini tespit etmiş, fare ise ipi kemirerek ceylanı kurtarmıştır.

Tosbağa yakalanınca ceylan, avcıya kendini göstererek zaman kazanmaya çalışmış, fare ise çantayı kemirerek tosbağayı kurtarmıştır.


5. Metinde kullanılan “kırt kırt, fırt fırt, akıl fikir” gibi ikilemelerin metne katkısını açıklayınız.


Cevap :

Metinde kullanılan “kırt kırt, fırt fırt, akıl fikir” gibi ikilemelerin metne katkısı manayı pekiştirmek ve güçlendirmek olmuştur. Ayrıca metni akıcı ve çekici hale getirmiştir.


3. ETKİNLİK


Soru : Okuduğunuz şiirin konusunu ve ana duygusunu aşağıya yazınız.


Cevap :

Şiirin Konusu = Bir ormanda yaşayan dostların dayanışması ve birbirlerini avcıdan kurtarmaları

Şiirin Ana Duygusu = dayanışma ve dostluk


4. ETKİNLİK


Soru : Okuduğunuz şiire uygun yeni başlıklar bularak bu başlıkları aşağıya yazınız. 


Cevap :

Ceylan Fare ve Tosbağa

Dayanışma Olursa

Tuzağa Düşen Dostluk


5. ETKİNLİK


Soru : Aşağıya okuduğunuz şiirle ilgili üç soru yazınız. Yazdığınız soruları arkadaşlarınıza sorarak onlardan cevaplamalarını isteyiniz.


Cevap :

1. Soru : Ceylanı kim kovalamış?

2. Soru : Ceylan tosbağayı kurtarmak için ne yapmış?

3. Soru : Ceylan nasıl avcıdan kurtulmuş?


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 17 Cevapları


6. ETKİNLİK


Soru : a) Aşağıda okuduğunuz şiirden bazı dizeler verilmiştir. Bu dizelerde bulunan söz sanatlarını belirleyerek dizelerin altına yazınız.


Mutludur ceylan ile fare / karga ve tosbağa şen

Cevap :

Kişileştirme (Teşhis) yapılmıştır. Hayvanlar insanlara benzetilmiştir.


“Ceylan nerede kaldı?” der fare / Başına bir iş gelmesin sakın!”

Cevap :

Konuşturma (İntak) ve insanlara benzetilerek kişileştirme (Teşhis) yapılmıştır.


Alçaktan uçarak, yüksekten uçarak

Cevap :

Zıt kelimeler kullanılarak Karşıtlık (Tezat) sanatı kullanılmıştır.


“İyi tanırım ceylanı,” der tosbağa

Cevap :

Konuşturma (İntak) ve insanlara benzetilerek kişileştirme (Teşhis) yapılmıştır.


Ceylan, fare, karga ve tosbağa
Ormanistan’ın bir kenar mahallesinde
aynı evde yaşıyorlar kardeş kardeşe.

Cevap :

Betimleme ve insanlara benzetilerek kişileştirme (Teşhis) yapılmıştır.


Soru : b) Siz de aşağıda verilen söz sanatlarının karşısına şiirden örnekler yazınız.


Cevap :

Kişileştirme : Üç arkadaş hemen verirler kararı

Konuşturma : “Ceylan, kaçarken köpeğin hışmından
düşmüş bir zalim avcının tuzağına…”

Tezat : biraz kuzeye gider, biraz güneye
doğu-batı derken, bir de bakar
ceylan düşmüş avcının tuzağına
iplerden kurtulmak için çırpınmakta…


7. ETKİNLİK


Soru : Sınıfınızda “yardımlaşma” konulu bir konuşma yapınız.

Konuşmanızda yaratıcı konuşma stratejisini uygulayınız. Bu stratejiyi uygulayabilmek için sizden önce konuşan arkadaşlarınızın anlattıklarını dikkatlice dinleyiniz. Arkadaşlarınızın anlattıklarından yararlanarak konuyla ilgili olay, durum veya kişilere yeni bir bakış açısıyla bakılmasını sağlayınız. Konuşmalarınızda yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin Türkçelerini kullanmaya özen gösteriniz.


Kısa Cevap : ““Yardımlaşma” konulu bir konuşma yapınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

Kıymetli arkadaşlarım,

Yardımlaşma her insanın içerisinde bulunan içgüdüsel ve çok kıymetli bir duygudur.

Bu güzel duygu sayesinde insanlar birbirine kenetlenir ve toplum olmanın bilincini elde etmiş olur.

Yardımlaşmak kardeşlik, arkadaşlık ve dayanışma demektir. Yardımlaşmanın olduğu yerde insanlar hayata karşı güvenle bakarlar.

Hepimizin hayatında yardıma ihtiyaç duymuş olduğu, maddi veya duygusal yönden kendini zayıf hissettiği zamanlar olabilir. Bu zamanlarda o kişinin elinden tutmak onu hayata bağlayabilir.

Bizler de aynı o kişi gibi maddi veya duygusal olarak yardıma ihtiyaç duyduğumuzda o da bize yardım edecek, böylelikle huzurlu bir ortam meydana gelecektir.

Yardımlaşma insanın içerisinde kendisine ark etmeden mutlu eden ve iyi hissettiren iyilik yapma duygusunu besler.

Bu yüzden hem başkaları hem de kendinize iyilik yapın. Başkalarına yardım ederken de kendinize de iyilik yapmış olun.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 18 Cevapları


8. ETKİNLİK


Soru : Yardımlaşma kelimesinin size çağrıştırdıklarını kavram haritasına yazınız. Aşağıya yazdığınız kelimelerin de içinde bulunduğu bir şiir yazınız. Şiirinizi arkadaşlarınıza okuyunuz ve sınıf panosuna asınız.


Kısa Cevap : “Yardımlaşma kelimesinin size çağrıştırdıklarını kavram haritasına yazınız.” ile ilgili kısa cevabı için tıklayınız.

Uzun Cevap :

Yardımlaşma kelimesinin çağrıştırdıkları kavramlar

  1. El ele vermek
  2. Dostluk
  3. Arkadaşlık
  4. Dayanışma

El Ele Verince

Bir elin nesi varsa iki elin sesi var

Biri başaramazsa hep beraber kolayı var

Yardımlaşınca insan birden dost oluverir

Bazı dayanışmalar kardeşliğe evrilir

Arkadaş dostun demek

Elinden tutan demek

El ele verince siz

Zoru kolay etmek demek

Hadi yardımlaşalım

Herşeyi başaralım

Birine zor geleni

Hep beraber taşıyalım

Asıl budur insanlık

Budur insanın özü

Yardımlaşınca sen

Bak ne yüzler hep güldü


9. ETKİNLİK


Soru : a) Aşağıdaki cümlelerde geçen kelimelerden isim ve fiil olanların altlarını çiziniz. Bu kelimeleri birbirinden ayıran özellikleri belirleyiniz.


Aynı evde yaşıyorlar kardeş kardeşe 


Cevap :

“Yaşıyorlar” kelimesi fiil , ” kardeş kardeşe “kelimesi ise isimdir.


Akıllarında yok tuzağa düşme endişesi 


Cevap :

“Akıl” kelimesi fiil , ” düşme “kelimesi ise isimdir.


8. Sınıf Türkçe Ferman Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 19 Cevapları


Ceylan bir gün çayıra iner 


Cevap :

“İner” kelimesi fiil , ” ceylan , çayır “kelimesi ise isimdir.


Avcı gelir avını almak için 


Cevap :

“Almak” kelimesi fiil , ” avcı” kelimesi ise isimdir.


Akşama yiyecek de yok hanede 


Cevap :

Yok kelimesi fiil , ” akşam,  yiyecek ,hane “kelimesi ise isimdir.


Mutludur ceylan ile fare 


Cevap :

“Mutludur” kelimesi fiil , ” ceylan ve fare ” kelimesi ise isimdir.


Soru : b) Aşağıdaki cümlelerde fiilden türediği hâlde fiiller gibi çekimlenemeyen, cümlede isim soylu kelimeler gibi görevler üstlenen kelimelerin altı çizilmiştir. Bu kelimeleri inceleyiniz.


Bol sohbetli gece oturmalarının yerini, ailece televizyon seyretmeler aldı.

Kitle iletişim araçlarının kişiler arası çatışmaya sebep olması günümüzün önemli bir sorunudur.

İnsanlar okunan bir kitabı ya da anlatılan bir masalı dinleyince bilgi edinirler.


Cevap :

oturmalarının: otur-ma-lar-(n)ın >> ma eki isim fiil ekidir

seyretmeler: seyir-et-me-ler >> me eki isim fiil ekidir

sebep olması: sebep ol-ma-sı >> ma eki isim fiil ekidir

okunan: ok-u-(a)-an >> an eki sıfat fiil ekidir

anlatılan: anla-t-ılan >> ılan eki zarf fiil ekidir

dinleyince: dinle-(y)ince >> ince eki zarf fiil ekidir


Soru : c) Aşağıdaki cümlelerde yer alan fiilimsilerin altını çiziniz.


Ceylan, bir gün çayıra iner/kuyruğunu sallaya sallaya
Bulmak için izini kardeşimin/bütün Ormanistan’ı dolaşırdım.
Alçaktan uçarak, yüksekten uçarak/bulutların üzerinden atlayarak


Cevap :

Ceylan, bir gün çayıra iner/kuyruğunu sallaya sallaya

Bulmak için izini kardeşimin/bütün Ormanistan ’ı dolaşırdım.

Alçaktan, uçarak yüksekten /bulutların üzerinden atlayarak 


“8. Sınıf Türkçe Kitabı Sayfa 12-15-16-17-18-19 Ferman Yayıncılık” konusunu videolu bir şekilde izleyebilir ve dinleyebilirsiniz.




 

Our Score

Yardımlaşma kelimesinin size çağrıştırdıklarını kavram haritasına yazınız.

8. Sınıf Türkçe Kitabı Yardımlaşma kelimesinin size çağrıştırdıklarını kavram haritasına yazınız. konusunu kısaca ele alacağız. 


“Yardımlaşma kelimesinin size çağrıştırdıklarını kavram haritasına yazınız.” ile ilgili kısa cevabı ;


Cevap :

Yardımlaşma kelimesinin çağrıştırdıkları kavramlar

  1. Dayanışma
  2. El Uzatma
  3. İnsanlık
  4. Kardeşlik

Dayanışma

Düşene el uzatmak gerektir

İnsanlık bunu gerektirir

Elin uzanır birden,

Düşenle kardeş olmak gerektir

Dayanışma her canlıda

Ancak en güzeli insanda

İnsanlar el tutunca

Güneş doğsa gerektir.


“Yardımlaşma kelimesinin size çağrıştırdıklarını kavram haritasına yazınız.” ile ilgili uzun cevabı ;


Cevap :

Yardımlaşma kelimesinin çağrıştırdıkları kavramlar

  1. El ele vermek
  2. Dostluk
  3. Arkadaşlık
  4. Dayanışma

El Ele Verince

Bir elin nesi varsa iki elin sesi var

Biri başaramazsa hep beraber kolayı var

Yardımlaşınca insan birden dost oluverir

Bazı dayanışmalar kardeşliğe evrilir

Arkadaş dostun demek

Elinden tutan demek

El ele verince siz

Zoru kolay etmek demek

Hadi yardımlaşalım

Herşeyi başaralım

Birine zor geleni

Hep beraber taşıyalım

Asıl budur insanlık

Budur insanın özü

Yardımlaşınca sen

Bak ne yüzler hep güldü



 

Our Score
error: Content is protected !!